Bu Blogda Ara

Yükleniyor...

Jako Papağanlarda Eğitim



 Jako Papağan Eğitimi ve Eğitim Teknikleri :

Giriş:

Yeni aldığınız kuşunuzu kafesine ve yeni evine alışabilmesi için ilk birkaç gün rahatsız etmeyin. Onunla hep yumuşak sesle konuşun, ani hareketler yapmayın. Sevdiği yeşillikleri ve meyveleri onunla konuşarak ona ikram edin. Mümkünse hep aynı kişi kuşu beslesin. Kuş size alışana kadar kafese elinizi sokmayın; bunun yerine tüneğe benzeyen bir sopa kullanın. Kuş çekinmeden uzattığınız sopaya çıkana kadar sabredin. Onu okşamak veya ellemek için çok ısrarcı olmayın. Zamanla aranızdaki güven artacaktır. Gri papağanlar yaklaşık 1000 kelime öğrenebilirler. Daha iyi konuşabilmeleri için dillerine kesik atmak hiçbir işe yaramayan, zararlı ve saçma bir uygulamadır. Harcanan emek ve süre, kalıtım, bireysel yetenek, geçmiş deneyimler kuşun iyi konuşabilmesinde rol oynayan faktörlerdir. Kuşunuza konuşma öğretirken kısa kelimelerle başlayın ve eğitimlerine hiç ara vermeyin. Öğrendikleri kelimeleri tekrar etmezlerse unuturlar. Amerikalı Dr.İrene Pepperberg gri papağanların 6’ya kadar sayabildiklerini, renkleri ve boyutları ayırt edebildiklerini ve birçok objenin ismini bildiklerini çalışmalarıyla ispat etmiştir. Ünlü papağanı Alex  (2007 ‘de öldü)  ile yaptığı çalışmalar tüm dünyayı hayrete düşürmüştür. www.alexfoundatıon.org adresinden üzerinde çalışmakta olduğu internet projesi ile ilgili bilgi edinebilirsiniz.

   animallia sitesinden faydalanılmıştır.

EĞİTİME HAZIRLIK VE BAŞLANGIÇ

Eğitim papağanlarda en zor ve en meşakkatli konudur. Gerek geçmiş deneyimleri ve gerekse doğal içgüdüleri nedeniyle papağanlar insanlardan ürkmektedir. Bazı papağanlar bu durumu kaçarak bazıları da saldırgan tavır ile bertaraf etmeye çalışırlar. Küçük bir kısmı ise insanlara karşı tamamen ilgisiz kalmayı yeğlerler. Eğitmenin bu aşamada iki seçeneği vardır. Bunlardan birincisi pasif bir yöntem seçerek kafes ortamında türdeşlerinden uzak bulunan papağanın insanlarla iletişim sağlamaya çalışmasını beklemektir. Bu yöntemin en büyük sakıncası çok uzun zaman alabilmesi ve sonucun her zaman istendiği gibi olmamasıdır. İkinci seçenek ise aktif bir yaklaşımın sergilenmesi ve papağanın doğrudan doğruya temasa zorlanmasıdır.

Burada zorlamadan kasıt şiddet değildir. Burada dünyaca meşhur papağan eğitmeni Ken Globus’un gözlemlerini anlatmak yerinde olacaktır. Ken Globus pek çok vahşi papağanın yer aldığı bir kafeste tek bir papağanı alarak onu sağlık yönünden incelemiştir. Bunun ardından papağanı kafese geri koyduğunda korku düzeyinin diğer papağanlara oranla belirgin bir düzeyde azaldığını gözlemlemiştir. Burada papağan kendisine zarar verilmediğini görmüş ve çok da korkulacak bir durum olmadığını idrak etmiştir.

Eğitimde en zor aşama budur ve bu aşama geçildikten sonra gelişme çok hızlı olmaktadır. Eğitmen, yukarıda bahsi geçen yöntemlerden birisini seçmek durumundadır. Ancak seçilen yöntem papağanın durumu, özellikleri, geçmiş deneyimleri, eğitmenin tecrübe seviyesi gibi pek çok etmene bağlıdır. Her durumda etkili ve her koşula uygun bir yöntem bulunmamakta ve ‘nabza göre şerbet’ verilmesi gerekmektedir. Bir yöntem bir papağanda çok etkili olabilirken bir diğerinde çok ters etkiler yaratabilmektedir.

Alıştırma Dönemi

Papağanınız eve gelmeden önce tüm hazırlıklar örneğin kafesin konulacağı mekân, kafes ve içindeki tertibat (tünek, mineral bloğu vs) hazır olmalıdır ve papağan gelir gelmez yeni evine yani kafesine konulmalıdır. Kafesin konumu çok önemlidir. Papağan sizin yakına geldiğinizi önceden görebilmeli ve kafese yakın çevre çok yoğun olmamalıdır. Örnek vermek gerekirse kapı kenarları, her öğün kullanılan bir yemek masasının hemen yanı ya da çok sık kullanılan bir oturma grubunun yanı kafesin yerleştirilmesi için uygun değildir. Kafes salonun en sakin köşesine ve yerden en az 50cm yukarıya konulmalıdır.

Papağanlar doğal içgüdüleri gereği daha yüksek konumda olduklarında daha rahat ve güvende hissetmektedirler. Kafes cereyan almayan ve dik güneş ışınlarının gelmediği bir yere konulmalıdır. Ayrıca kalorifer ya da sobaya yakın yerlere yerleştirilmemelidir. Papağanınız eve geldiği ilk 2-3 hafta mümkün olduğu kadar rahat bırakın ve ortama ve size alışması için ona zaman tanıyın.

En evcil papağan bile bir alışma evresi geçirir ve bu dönemde fazla üstüne gitmemek en uygun seçenektir. Bu süreç içerisinde yem-su değişimi ve temizlik haricinde papağanınızı mümkün olduğunca rahatsız etmeyin. Çocuklardan ve çok meraklı arkadaşlarınızdan uzak tutmanız gereklidir. Unutmamak gerekir ki papağanların hafızası inanılmaz kuvvetlidir ve yaşanacak en ufak bir olumsuzluk ilişkinizi geri dönülmez biçimde zedeleyebilir.

Temel Eğitim

Sandalye Tekniği: Özellikle hırlayan ve henüz insanlara alışamamış papağanlarda etkili olabilen bir tekniktir. Bu teknikte papağan ile asla göz teması kurulmamalı hatta kafesin bulunduğu yöne dahi bakılmamalıdır.

Eğitmen bir sandalye alarak kafese uzak bir mesafeye yerleştirmeli ve orada yaklaşık 10-15 dk oyalanmalıdır. Geçen sürede ani hareketlerden kaçınılmalıdır. Sandalye her geçen gün kafese 15-20 cm yaklaştırılmalı ve süre 5-10 dk artırılmalıdır. Eğitim sırasında papağanın hırlaması durumunda süre dolana dek eğitmen yerinden ayrılmamalıdır. Zira papağan kısa süre içerisinde, hırladığında eğitmenin uzaklaştığını görecek ve sürekli bu silahı kullanacaktır. Şayet papağan hırlıyorsa aşamaları biraz daha artırmayı deneyebilirsiniz.

Elden Yem Yedirme:

Evcilleştirmenin ikinci aşaması elden yem yemeye alıştırmadır. Yem kabını söktükten 2-3 saat sonra bir çekirdeği kafes tellerinin arasından ona ikram etmeyi deneyebilirsiniz. Sakin ve kendinden emin bir tavır bu durumda en iyisidir zira papağanlar ruh halini kolaylıkla anlar ve ona göre davranırlar.

Ürkek ve tedirgin yaklaşırsanız ısırma olasılığı çok daha yüksektir. İlk başlarda birkaç dakika beklemek ve ardı ardına birkaç deneme yapmak kâfidir. Bu süreyi gittikçe uzatarak elinizden yem almasını sağlayabilirsiniz. Şayet elinizden yem almıyorsa hemen yem kabını takmak yanlış bir davranıştır ve en azından 5-10 dakika kadar beklemeniz tavsiye olunur.
Papağanınız hiç ürkmeden elinizden yem yemeye başladıysa elinizi kafes tellerinden her defasında daha fazla sokarak ve en sonunda ise kafesin kapağını açarak elinizi içeri sokarak vermeyi deneyebilirsiniz.

Artık bu aşamayı da geçtiğinizde yem verirken belli belirsiz ona dokunarak ilk teması sağlayabilirsiniz. Hatta yemi parmaklarınızın arasında hafifçe gizleyerek onun size dokunmasını da sağlayabilirsiniz.

Konuşturma:
Aşağıdaki listede konuşma yeteneği açısından papağan türleri sıralanmıştır.

Her ne kadar bu sıralama genel bir yol gösterici olsa da her papağan kendi içerisinde değerlendirilmelidir. Bir Lori 30-40 kelime konuşabilirken bir jako sadece 1-2 kelime ile de sınırlı kalabilir. Özellikle muhabbet kuşu ile sultan papağanın ıslığa benzer seslerinin olduğu ve konuşmalarının zaman zaman zor anlaşıldığı, buna karşın gri papağan, amazon, ara ve kakadunun çok net ve anlaşılır konuşabildiğini göz önünde bulundurmakta yarar vardır.

Kalıtım, bireysel yetenek, geçmiş deneyimler, eğitimde harcanan emek ve süre gibi etmenlerin hepsi konuşma üzerinde etkilidir. Papağanlar sebep-sonuç ilişkisi kurmada oldukça başarılıdırlar. Örneğin pek çok papağan telefon zili çaldığında ‘alo’, kapı çaldığında ise ‘kim o?’ dendiğini kısa sürede idrak edecek ve ardından bunu kendiliğinden tekrarlamaya başlayacaktır.

Dolayısıyla bu tür bir bağlantıyı kullanarak onunla gerçek anlamda bir iletişime geçebilirsiniz. Banyo sırasında sürekli olarak ‘banyo’, yem kabının değiştirilmesi sırasında ‘mamma’, sabahları onu ilk gördüğünüzde ‘günaydın’, yatmadan ve ışıkları kapatmadan hemen önce ‘iyi geceler’ denilmesi bunlara örnektir.

Bunların sürekli olarak tekrarlanması sonucunda papağan gerçekleşen olay ile söylenen kelimeyi bağdaştıracak ve bir süre sonra aç kaldığında ‘mamma’ diyerek, artık uyumak istediğinde ise ‘iyi geceler’ diyerek size bu isteğini belirtecektir. Bunun gibi örnekler çoğaltılabilir.

Örneğin onun başını okşarken ‘kaşı-kaşı-kaşı-kaşı’ demeniz, omzunuza alırken ‘gel oğlum’ demeniz gibi. Hatta bir kişi ‘beni seviyor musun?’ dedikten sonra evde bulunan diğer bir kişinin ‘çok seviyorum’ demesi ve bunun defalarca tekrarlanması papağanın sorulacak ‘beni seviyor musun?’ sorusunun ardından ‘çok seviyorum’ demesine yol açacaktır.

İki kişiye dayanan bu eğitimi Dr. İrene Pepperberg, dünyanın en meşhur papağanı olan Alex isimli gri papağana uygulayarak ona pek çok objenin ismini söylemeyi, altıya kadar varan objeleri saymayı, büyük-küçük ve renk ayrımını yapmayı öğretmiştir

Eğitimle ilgili ön bilgiler:

* Eğitime başlamadan önce papağanın kanat ayarlarının yapılması ve tırnaklarının kesilmesi gereklidir. Konu ile ilgili bilgiye bakım sayfasından ulaşabilirsiniz.
*
Eğitim her gün uygulanmalıdır.
*
Eğitim günün belirli bir saatinde uygulanmalıdır. Öğle vakitleri ve yemeği takip eden 1-2 saat eğitim için uygun değildir
*
Eğitimin papağanın normalde kaldığı oda haricinde başka bir odada yapılması verimi artırır.
*
Eğitim sırasında odada sadece eğitimci bulunmalı ve dikkat dağıtıcı (tv, radyo, başka bir pet) unsurlar odadan uzaklaştırılmalıdır.
*
Eğitim mutlaka kafesin dışında ve tercihen bir t-tüneğin üzerinde yapılmalıdır. Kafes papağanın hâkimiyet alanıdır ve eğitimin orada devam edilmesi halinde istenmeyen olaylar gerçekleşebilir.
*
Eğitmenin kendinden emin olması şarttır. Papağan, insanın ruh halini kolaylıkla çözümleyebilir ve tedirgin ya da ürkek bir tavır onun korkusunu ve/veya saldırganlığını daha da artırır.
*
Eğitim sırasında papağanın ısırması halinde eğitmen herhangi bir tepki göstermeden ağır ağır elini çekmeli ve bir süre bekledikten sonra eğitim sona erdirmelidir. Takip eden gün eğitime tekrar başlanmalıdır.

Sopa tekniği:
Bu eğitime başlamadan önce papağanın kanat ayarının muhakkak yapılması gerekmektedir. Malzemeler kısmında detaylı olarak tasvir edilen bir T tüneği mümkün olduğunca küçük bir odanın köşesine yerleştirdikten sonra papağanın bu tüneğin üstüne çıkmasını sağlamak gerekmektedir.

Kafesin kapısını açarak tüneğin üstüne doğru tutmak ya da altı açık olan kafesi ters çevirerek yine tüneğe doğru tutmak yöntemlerden birkaçıdır. T tüneğe çıkmaması halinde max 1mt * 1mt büyüklüğünde ve karton veya benzer bir malzeme ile kenarları kapatılmış bir köşe de bu amaç için kullanılabilir. Burada mühim olan papağanın sizden kaçamayacağını veya uzaklaşamayacağını idrak etmesidir.

Bir kez uygun bir yere yerleştirdikten sonra 30 cm boyunda ve yaklaşık 2 cm çapında iki adet sopa ile papağanın boynundan kuyruğuna doğru okşamaya çalışmalısınız. Burada temel amaç papağanın asla ve asla sopayı ısırmasına izin vermemek ve ikinci sopayı onun dikkatini dağıtmak için kullanmak suretiyle dokunmaya alıştırmaktır. Eğitim her gün ve aynı saatte toplam 15-20 dakikayı geçmeyecek şekilde yapılmalıdır. İlk defasında ucundan tuttuğunuz sopayı gün geçtikçe daha kısa mesafeden tutarak ve en nihayetinde sopayı tamamıyla bırakarak onu elle sevmeye alıştırabilirsiniz.

İlk birkaç deneme oldukça zor geçebilir ancak bu yöntem çok başarılı ve defalarca denenmiş bir yöntemdir. Papağan tamamen evcilleşinceye kadar sopa tekniği ve zaruri haller dışında kafes dışına çıkarılmamalıdır zira kafes dışında serbest dolaşma evcilleşme sürecini uzatmaktadır.
Papağanlarla konuşan adam olarak bilinen Ken Globus bu tekniğin daha geliştirilmiş bir türünü uygulamaktadır. Kristal küre adlandırdığı bu teknikte t tünekteki papağanın üzerinde ellerini bir küre işaret edermiş gibi hareket ettirmektedir. Burada papağanın dikkatini dağıtmakta ve biraz da papağanın güvenini sağlamakta, ardından da tek elini dikkatini dağıtmakta kullanırken diğeri ile de temas sağlamaktadır.

Burada en önemli nokta papağan ile yaşanacak ilk temastadır. Zira buzlar bir kez kırıldı mı artık papağanınız neredeyse tamamen evcilleşmiş demektir.



Ken Globusun daha saldırgan papağanlarda uyguladığı diğer teknikler ise demir yumruk ve gergin avuçtur. İlkinde yumruk yapılarak bilek içe doğru kıvrılmakta, ikincisinde de parmaklar birleştirildikten sonra parmak uçları mümkün olduğu kadar geriye itilmektedir.

Ancak ikisinde de fikir aynıdır deriyi gergin tutarak papağanın ısırmasını engellemek. Birkaç kez bileğin ya da avuç içinin papağana doğru hareket ettirilmesinden sonra papağan artık ısırmanın ya da saldırmanın çözüm olmadığını anlayacaktır. Bundan sonra kristal küre tekniği ya da diğerleri uygulanabilir.

Ken, özellikle büyük papağanlarda bu ilk teması sağlamak için kafasını da kullanmaktadır.

Ken Globus papağan üzerinde oluşacak baskıyı papağanı baş seviyesinin üstüne çıkararak ve yüzünü gizleyerek azaltmaktadır.

Ken Globus papağanlar dünyasında bir idol olarak anılmakta ve kendisine ait pek çok sayıda teknik bulunmaktadır. Yukarıda anlatılan teknikler bunlardan yalnızca birkaçıdır ve sadece eğitimdeki temel felsefenin anlaşılması için anlatılmıştır. Tecrübesiz kimseler tarafından hiçbir şekilde denenmemelidir. Hem papağanın hem de eğiticisinin çok ciddi anlamda yaralanmasına yol açabilir.

İleri eğitim-Clicker eğitimi:

Clicker, pozitif koşullandırma ile evcil hayvan eğitiminde sıkça kullanılan bir aparattır.

Kapalı bir kutu içerisindeki metal bir levhadan oluşan Clicker kendine has ve keskin bir ses üretmektedir. Temel olarak papağanınızın iyi bir şey yaptığını ve bunun ardından ödülün geleceğini gösteren bir araçtır. Bunun yerine aferin veya benzeri bir kelime de kullanılabilir.

Fakat papağanınız olumlu bir hareket yaptığında derhal bu sesi duymalıdır aksi halde yaptığı davranış ile ödül arasındaki bağı geç kavrayabilir ya da aradaki bağı hiç kuramayabilir. Trick-training ya da Clicker training olarak adlandırılan ileri eğitim ancak ve ancak tamamen evcilleşmiş ve tüm temel eğitimi tamamlamış papağanlarda uygulanabilmektedir. İlk aşamada papağanın çok sevdiği bir yiyeceğin bulunması ve bu yiyeceğin papağanın diyetinden tamamıyla çıkarılması gerekmektedir.

Papağanlar çoğunlukla kabak çekirdeği, üzüm, yer fıstığı, ceviz gibi yiyecekleri çok fazla severler. Yem kabını söktükten birkaç saat sonra papağanınızı normalde bulunduğu odanın dışındaki ve sakin bir odaya alın. T tüneğe yerleştirdikten sonra clickere basın ve ardından sevdiği yiyecekten çok küçük bir parça verin. Yiyeceğin boyutu hemen tüketilebilecek kadar küçük olmalıdır, aksi halde eğitim bölünebilir. Örneğin eğitim için yer fıstığı kullanacaksanız fıstığı önceden 8e veya 10a bölmelisiniz. Yiyeceğin önceden hazırlanması eğitimin bölünmesini ve dikkatinin dağılmasını engelleyecektir.

Yiyeceği vermeye papağanınız clicker=ödül bağlantısı kurana kadar devam ettirin. Bu yaklaşık olarak 1-2 gün sürebilir. Eğitimi her gün aynı saatlerde yapmanız ve çok uzun tutmamanız yerinde olur. Her ders 15-20 dakika civarında olmalıdır. Dikkati çok dağılırsa ara vermeniz gerekebilir.

Çık-İn komutları:

Papağanınız evcilleştikten sonra yapılması gereken ilk şey çık ve in komutlarının öğretilmesidir. Papağanlar genellikle sürü içerisinde yaşadıklarından bir üst-alt ilişkisi içerisindedirler ve belirli bir seviyenin oluşturularak ev (sürü) içerisinde liderin siz olduğunu göstermeniz gereklidir. Başarmağınızı avuç içine doğru katlayın ve diğer parmaklarınız bitişik şekilde aşağıdan bir hareketle papağanın göğsüne doğru hareket ettirin ve çık komutunu verin. Pek çok papağan elin göğüs kısmının altına doğru itilmesiyle ele çıkacaktır. Burada dikkat edilecek husus papağan çıktıktan sonra elin omuz seviyesine yakın bir yükseklikte tutularak papağanın omuza çıkmasını engellemektir.

Papağanın ele çıkmasının ardından küçük bir ödül özellikle ilk başlarda papağanı motive edecektir. Ardından papağana in komutu vererek yine göğüs kısmının alt kısmı T-tüneğe doğru yaklaştırılmalıdır. Birkaç denemenin ardından papağanınız olayı kavramaya başlayacaktır. Papağanınız ele gelirken sadece ve sadece çık komutu kullanılmalı diğer yerlere (kafes, t-tünek, masa vs) giderken sadece ve sadece in komutu kullanılmalıdır. Bu onun komutları karıştırmaması için şarttır. Bu eğitim papağan komutları tamamıyla öğrenene kadar devam etmeli ve eğitim sürekli tazelenmelidir. Lider papağanın siz olduğunu öğrenmesi ileride yaşanabilecek pek çok sorunun engellenmesini sağlayacaktır.

Tuvalet Eğitimi:

Papağanınız sürekli omzunuzda veya dışarıda duruyorsa olur olmadık yer ve zamanda dışkılaması sorun yaratabilir. Tuvalet eğitimi için papağanınızın dışkılama alışkanlıkları ile dışkılamadan hemen önce yaptığı davranışları iyi analiz etmeniz gerekir. Örneğin papağanların çok büyük bir yüzdesi havalanmadan hemen önce tuvaletlerini yapacaktır ve yine çok büyük bir yüzdesi tuvalet öncesi vücudunu olabildiğinde arkaya atacaktır.

Papağanınızın tuvaletini yapacağını düşünüyorsanız bundan hemen önce bir komut vermelisiniz. Bu görsel ya da sözel herhangi bir komut olabilir. Dışkılamanın ardından clicker+ödül vermeniz gerekebilir ancak bazı papağanlarda bir aferin ya da bir sevgi gösterisi de yeterli olabilir. Bunu belli bir süre boyunca devam ettirirseniz papağanınız artık komut ile tuvaletini yapmasını öğrenecek ve diğer zamanlarda bunu yapmayacaktır. Papağanınızın tuvalet ihtiyacını sürekli aynı yerde (kafes, T-tünek, sürekli aynı yere konulan bir gazete, odanın bir köşesi vs) gidermesini sağlarsanız papağanınız tuvalet ihtiyacı doğduğunda oraya gitmek istediğini belirterek sizi önceden uyaracaktır.

Etrafında Dönme Numarası: Eğitim boyunca aynı kalemi kullanmak üzere kapak rengi diğer kısmından farklı renkte bir kalem seçin. Kalemi alın ve kapaklı ucunu papağanınıza doğru 10-15 cm uzaklıkta tutun.Kalemin ucuna dokunduğu an clicker+yem ile ödüllendirin. clickeri tam dokunduğu anda, iyi bir zamanlama ile basmak çok önemlidir. Aynı hareketi birkaç kez yaptıktan sonra kalemi yavaş yavaş uzaklaştırarak devam edin.Artık birkaç adım atarak kalemin ucuna dokunuyorsa bir sonraki adıma geçebilirsiniz. Papağanınız size doğru bakarken(ortadaki ok yönünde) 1 numaralı yay şeklinde kalemi etrafında çevirin. Kalemin ucuna her dokunuşunda clicker+yem ile ödüllendirin. Ardından 2, 3, 4. numaralı yay. Her defasında papağanınız ok yönünde ve size doğru bakıyor olmalıdır.

Kalemi her defasında biraz daha etrafında çevirin. Eğer papağanınız anlamakta güçlük çekiyorsa aşama sayısını artırabilirsiniz. Artık etrafında tam bir tur atıyorsa dön sesli komutunu yeni komut olarak ekleyebilirsiniz. Bu arada kalemi de yavaş yavaş kullanmamaya başlamalısınız. Yumuşak bir geçiş olmalıdır. Artık yeni komut(sesli, görsel vb) kalemin yerini alacaktır. Böylelikle papağanınıza dön komutu vererek, işaret parmağınızla küçük bir daire hareketi yaparak ya da dilediğiniz diğer bir komutla kendi ekseni etrafında dönmesini sağlayabilirsiniz.

Geri Getirme Numarası: Normal bir ev anahtarını ya da bir madeni parayı iyice yıkayın ve kurulayın. Parlak kaplamanın bozulmamış olması çok önemlidir. Papağanınıza bu metal objeyi verin ve altına metal bir yem kabını tutun. Papağanınız eninde sonunda sıkılıp anahtarı atacaktır. Anahtar yem kabına düşüp ses çıkardığında clicker+yem ile ödüllendirin. Bunu belli bir süre tekrarladıktan sonra papağanınız ses ile ödülü ilişkilendirecektir. Anahtarı biraz sağ tarafından verip kabı vücudunun altında tutun. Giderek kabı da sol tarafa çekin. Papağanınız olayı kavradıysa kap ile anahtarın arasındaki mesafeyi yavaş yavaş artırın. Artık anahtarı almak için bir adım ardından iki. Adım atacaktır. Artık masada epey mesafe kat ederek anahtarı kaba atıyorsa anahtarı masanın üstüne bırakmaya başlayabilirsiniz.

Bu aşamada anahtarı bıraktığınızda getir komutunu verirseniz iyi olur. Anahtar yerine başka herhangi bir obje de kullanabilirsiniz ama temiz olması ve papağanınızın parçalayama cağı kadar sağlam bir şey olması önemlidir.

www.friendfeed.com  sitesinden alınmıştır.

-------------------------------------------------------------------------------
         

Eğitimde Yapılan Hatalar ve Olumlu Koşullandırma

Papağanınızda bağırma, ısırma, yemleri etrafa saçma, hırlama, tüy yolma v.b sorunlarla karşılaştığınızda acaba onu bu konuda sizin eğittiğiniz hiç aklınıza geldi mi?
Bir canlandırma yapalım? Papağanınız küçük bir kafes içerisinde, oyuncaksız, beyinsel aktiviteyi sağlayacak herhangi bir uyarıcı olmadan bütün gün hareketsiz bir şekilde duruyor. Bir gün, günbatımında doğal içgüdüsü gereği bağırıyor ve olumsuz bir şekilde olsa da daha önce sahibinden hiç görmediği kadar ilgi alaka görmeye başlıyor. Ertesi gün aynı saatlerde tekrar bağırmaya başlıyor ve yine aynı tepki. Bir süre sonra papağanınızın beyninde şöyle bir denklem beliriyor bağırma=ilgi. Siz papağan sahibi olarak bunu ona öğretmiş bulunuyorsunuz. Bundan sonra bağırma o kadar aşırı bir boyuta ulaşıyor ki papağan satılmak durumunda kalıyor. Yeni sahibine alışana kadar papağan sessiz davranıyor ancak gerçek yüzü ortaya çıkınca tekrar satılıyor . Bunun sonucunda Sn. Verena Kaya nın bahsettiği üzere papağan bir turnike papağan; yani sürekli alınıp-satılan bir papağan haline geliyor. Sonuç: sürekli sahip değiştirmek zorunda kalan mutsuz ve aklı karışmış bir papağan, papağanlardan çekinen ve artık onlardan korkar hale gelen pek çok insan.

 Bir canlandırma yapalım Papağanınız kafesin üzerinde geziniyor ve siz onu elinize almak istiyorsunuz. Aslında o size vücut diliyle bunu istemediğini, baharın gelmesiyle hormonların en üst seviyeye çıktığını belli ediyor ancak siz tecrübesizliğinize yenilerek ona uzanıyorsunuz. Papağanınız sizi ısırmayacak olsa bile size karşı hamle yapıyor. Siz korkup bir anda elinizi geri çekiyorsunuz. Bu durum aynı dönemde defalarca tekrarlanıyor ve son derece evcil papağanınız artık elinize almak istediğinizde sadece sizi ısırarak bundan kaçınabiliyor. Sonuç: mutsuz, kalbi kırık ve artık papağanından korkar hale gelen bir papağan sahibi, evde patronluğunu ilan eden ve daha da agresif hale gelen ancak mutsuz bir papağan. Başka bir örnek Papağanınız eve geliyor. Yeni bir ortam, tanımadığı insanlar? Tedirgin olduğundan hırlıyor ve siz onu yalnız bırakıyorsunuz. Bir defa tekrarlandığında siz aynı hareketi tekrarlıyorsunuz. Sonuç: hırlayan ve sürekli tedirgin bir papağan, hayal kırıklığı içinde ve ne yapacağını bilmez bir papağansever. Verilen örneklerde görüldüğü üzere papağana aslında bazı kötü davranışlarını öğreten de aslında biz papağan sahipleriyiz.

Papağan eğitimi ile ilgili olarak öğrenilmesi gereken ilk şey evde lider papağanın siz olduğunuzu kabul etmeniz ve bunu papağanınıza kabul ettirmenizdir. Papağanlar sürü içerisinde yaşarlar ve dolayısıyla hiyerarşik bir yapılanma kaçınılmazdır. Papağanınıza çok fazla özgürlük vermeniz ve dilediğini yapabilmesi onu lider papağan haline getirir ve sorunlara yol açması kaçınılmazdır. Bunun önlenmesi için bir rutin geliştirmeniz, örneğin papağanınızı 20:00-22:00 arası serbest bırakmanız ve bunun dışında onun isteğiyle dışarı çıkamaması, gerekir. Örneğin papağanınızı kafesine sokarken zorlanıyorsanız ve bu bir kovalamacaya dönüşüyorsa sizin lider konumunuz ciddi anlamda sarsılıyor demektir. Lider pozisyonu sağlamak için en önemli husus in-çık komutlarının çok sıkı bir şekilde öğretilmesidir. Bu komutlara istisnasız bir şekilde uyması sizin kontrolünüzü sağlayacaktır. Bazı papağanseverlerin bu duruma karşı çıkacağını ve biraz sert ya da acımasızca geldiğini tahmin edebiliyorum ancak şunu unutmamak gerekir ki eğer evde uyulması gereken kuralları siz koymazsanız papağanınız onları sizin yerine koyacaktır.
Bu hususu ortaya koyduktan sonra olumlu koşullandırma konusunu açıklamak istiyorum. Papağanların eğitiminde cezalandırma, bağırma ya da diğer olumsuz tavırların hiçbir etkisi yoktur. Bir papağanı eğitmenin tek yolu olumlu koşullandırmadır. Burada önemli üç unsur vardır.
1-)Davranış
2-)Tepki
3-)İlliyet bağı (sebep-sonuç ilişkisi)

Yazımızın en başında verilen örnekte papağan raslantısal olarak bağırıyor, tepki olarak ödül (ilgi) alıyor ve bunun sürekli tekrarlanması üzerine aralarındaki sebep-sonuç ilişkisini çözüyor. Bundan sonra ilgi alabilmek için bağırması yeterlidir. Bu gibi olumsuz davranışların düzeltilmesi ancak şu yöntemle mümkündür. Papağımızın kurmuş olduğu illiyet bağını kırmak adına bu davranışına tepkisiz kalmak gerekir. Örneğin bağırıyorsa ve bulunduğumuz odada ise odayı ona hiç bakmadan terk etmek gerekir. Bağırma ne kadar sürerse sürsün odaya dönülmemelidir. Sessiz kalmaya başladıktan sonra 1-2 dakika beklemeli ve odaya dönerek yoğun bir ilgi gösterilmelidir. Burada amaç bağırma=ilgi şeklinde oluşan denklemi sessiz kalma= ilgi olarak değiştirmektir. Sessiz kalma yerine bir ıslık ya da isminizi söylemesi gibi bir şeyi de seçebilirsiniz. Fakat davranış bozukluklarının düzeltilmesi olumlu davranışların öğretilmesinden kat ve kat zordur. Dolayısıyla bunların daha yerleşmeden engellenmesi hem papağanınız için hem de sizin için en kolay olanıdır.
Diyelim ki papağanınız kafesine girmemekte direniyor ve her defasında bir kovalamaca yaşanıyor. Papağanınızın en sevdiği yiyeceği sadece ve sadece kafesin içerisine girdiği anda vermeyi deneyebilirsiniz. O zaman papağanınızda oluşan denklem kafese girmek=ödül olacaktır. Burada ödül papağanınızın çok sevdiği bir yiyecek olabileceği gibi kafasını kaşımak, bir sevgi gösterisi ya da basit bir aferin de olabilir. Bu, papağanınızın motivasyonuna ya da daha doğrusu neyin motive ettiğine bağlıdır.
Umut ediyorum bu yazı sizlerin papağanların düşünce tarzını anlamanızda yardımcı olmuştur....

forum sultancik  sitesinden alıntıdır.





                          
         

72 yorum:

  1. Yorumunuz için teşekkür ederim.Selamlarımla...

    YanıtlaSil
  2. iyi günler daha önce size rikamı ilk aldığımda sorular sormuştum artık bana bayağı alıştı sizin deneyimlerinizin sayesinde uzak mesafeden çağırdığımda uçarak koluma gelebiliyor bu arada kolum çizik içinde kaldı ama olsun benim sorum mersinde yaşıyoruz malum hava çok sıcak bu yüzden midir bilmem iştahı bayağı azaldı eskisi gibi yemiyor neşesi iyi ama hareketli de ne yapmam lazım hastalanır diye çok korkuyorum klima dokunur mu acaba cevaplarsanız çok sevinirim hoşçakalın füsun sandal

    YanıtlaSil
  3. Füsun Hanım Merhaba ;
    Jakolar malumunuz afrika kökenli olduğu için sıcaklar etkilemez.Fakat bu sıcak günlerde sprey şişeyle hergün banyo yaptırırsanız Rika mutlu olacaktır.Klima kesinlikle olumsuz etkiler.Ayrıca karşılıklı açık pencerelerden kaynaklanan hava akımı (cereyan) da hastalanmasına yol açar.Bu iki hususa azami dikkat ediniz.Selamlarımla...

    YanıtlaSil
  4. banyodan nefret ediyor sprey şişesini görünce uçup kaçıyor iştahı için neler yapabilirim füsun sandal

    YanıtlaSil
  5. bir iki günlük iştahsızlık çok sorun olmaz sanırım.gözlemlemeye devam edin uzun sürerse hastalık habercisi olarak değerlendirilmeli.özellikle bu süre içerisinde dışkı kontrolü önemli.ishal görülürse tedbir almak lazım.

    YanıtlaSil
  6. Meftun Bey Merhaba,hatırlarsanız 1 ay kadar önce aldıgımız yabani timneh jakomuz var.Şu ana kadar bir sorunumuz olmadı elimizden yemek alıyor cok yaklastıgımda cok az tuy kabartıyor ama ilk gunlerkı kadar hırlaması yok,sürekli kafeste,kafesini değiştirdik ve artık biraz daha büyük bir kafeste,ama son bir haftadır resmen yerinde duramıyor neredeyse tüm gün ötüyor tatlı tatlı ötmelerin yanında agresif tavırlar,cıglıklarda var ve konusuyormus gibi sesler cıkarıyor,yemliğini ve su kabını yerinden cıkarıp atıyor.Sorumuz şu şekilde olacak acaba psikolojik bir sorun mu yaşıyor.Konu ile ilgili neler yapabilirim pek anlayamadım.

    YanıtlaSil
  7. Cihan Bey ;
    Anladığım kadarıyla Jakonuz konuşma aşamasında ve şu an gırtlak çalışmalarına başlamış.Konuşmaya başlaması için onu teşvik edin.
    Kafes içinde Jakonuzun oyuncağı yoksa su kabıyla oynamayı alışkanlık haline getirmiş olabilir.Psikolojik bir sorun görünmüyor.

    YanıtlaSil
  8. Meftun Bey şu ana kadar ki ilgi ve alakanıza gercekten cok tesekkur ederim, 2 gündür bizim Şeker ' oğlum' ve 'lan' şeklinde 2 kelimeyi ögrenmiş sürekli söylüyor :) bizim çaldıgımız ıslıkları aynı tonda ve sürekli olarak çalıyor, gercekten çok keyfli ve heyecanlı.Sevmeye çalısıyorum hırlama ısırma yok sadece gagası ile bi yokluyor hafif tüy kabartıyor ve ayağı ile parmağımı tutmaya çalısıyor acaba parmağımı tutarsa ne yapar bir fikrim yok.Su kabını su içtikten sonra yerinden cıkarıp oynamaya calısıyor ve ortalığı su ediyor bu huyundan vazgeçiremedik ama olsun :) umarım kelime dağarcıgını geliştirebilir.

    YanıtlaSil
  9. Cihan Bey ;
    Şeker in konuşmaya başlamasına çok sevindim.Bundan sonra durmaz ve sizin alakanızla orantılı olarak kelime dağarcığı gelişir.Tekrarlamadığınız kelimeleri zamanla unutacaktır o yüzden öğrendiklerini zaman zaman tekrar ettirin.Su kabına çözüm bulmak zor.Takmış kafayı bir kere varsın oynasın.
    Parmağınızı tutarsa gagasıyla dokunmak isteyecektir.Genelde ısırmaz ama nadiren hafif ısırıklar olabilir.Elle temas kurun faydalı olur.Selamlar...

    YanıtlaSil
  10. Meftun Bey Merhaba, Şeker artık 4 kelime anlaşılır şekilde çıkarabiliyor.Hırlama hiç yok denecek kadar azaldı.Sadece çok yaklaşınca tüy kabartıyor.Aramızdaki iletişim beklediğimizden daha üst seviyelerde.Dün ilk defa kafesin üzerini açtık.Sakin ve şaşkın bir şekilde üzerine çıktı.Gurulama gibi hafif tonda ilk kez duydugumuz bir ses cıkarttı ve sürekli etrafı süzdü.Uzun süre kafesin üzerinde bir ayağını karnına çekip durdu.Yemesi için birşeyler verdik ilk başta aldı yedi.Daha sonra uçma girişiminde bulundu fakat uçamayıp kafesten yere düştü hızlı bir şekilde kafesine tekrar cıktı,akabinde sürekli kanat çırptı fakat uçamadı ve bu aşamadan sonra verdiğimiz yiyecekleride almayıp bize karşı agresifleşti.bir kaç saat sonra çok korkutmadan kafesine girdirdik.Bugün itibarı ile aramızdaki ilişki yeniden düzeldi.Şimdi merak ettiğimiz Şeker neden uçamadı ve sonucunda neden bu kadar agresifleşti.Daha önce bir veteriner kanatlarının düzgün oldugunu ve bıraktığımız takdirde uçacagını söylemişti.Tekrar dışarı çıkarmamızda yarar mı olur yoksa durum kötüyemi gider karar veremiyoruz.Konu ile ilgili sizinde fikrinize ihtiyacımız var.Teşekkürler.

    YanıtlaSil
  11. Meftun Bey az önce tekrar kafesi açtım,yine sakin ve şaşkın dışarı çıktı dünkü ses ile aynı hafif tatlı bir ötüş ve mutluluk :) umarım daha iyi olur.Bu sefer kafesi herzaman buulunduğu yerde açtım.dünkü denememde hiç bulunmadıgı farklı bir odada yapmıştım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İkinci mesajınıza cevaptır : Uygulamalarınızda herhangi bir yanlışlık yok.Kolay gelsin...

      Sil
  12. Cihan Gen ;
    Papağanlar doğal ortamlarda hayatlarını sürdürmek için kilometrelerce uçar , yiyecek arar v.s... Fakat ev ortamında bir metrekare bile olmayan kafese hapsedilmiş bir kuş hiç uçmadığı için ilk zamanlar ya hiç uçamaz , ya da üç beş metre uçunca nefes nefese kalır.Bu ızdırabı onlara biz yaşatıyoruz.Ha şu ayrı konu ; evdeki Jakoları doğal ortama bıraksak bir kaç gün içinde ya açlıktan ölür ya da başka bir hayvana yem olur. Bu onların maalesef kötü kaderi.Bilmem anlatabildim mi? Oda içerisinde günde bir kaç saat serbest kaldığında uçma denemeleri yapıp kanatları hafif güçlenince bir kaç metre uçacak hale gelecektir.Selamlar...

    YanıtlaSil
  13. Meftun Bey Merhabalar, yine biz :) Şeker ile diyaloğumuzun her gecen gün daha da güçlendiğini düşünüyorum.Kelime dağarcıgını ve taklit ettiği sesleri gün geçtikçe arttırıyor.Sanki öğrenmek için bizden fazla kendi çabalıyor,bu arada 'gel oğlum' dediğimde heycanlı bir şekilde bana en yakın noktaya gelip kafesten cıkmaya calısıyor fakat kafesın dısında nedense yanımıza gelmeye cesaret edemıyor :) Birde evde misafir varken bir türlü konusmuyor,misafir gittikten hemen hemen 5-10 dk sonra konusmaya baslıyor :) henüz kimse konustugunu göremedi.Şekerin kalabalık ortamda hiç ses çıkarmaması normalmidir?

    YanıtlaSil
  14. Cihan Bey :
    Benim 4 yaşındaki Paşada odada yabancı biri varken konuşmuyor.Fakat misafirleriniz başka bir odada sessiz olurlarsa konuştuğuna şahit olurlar.Selamlar..

    YanıtlaSil
  15. Meftun Bey Merhaba,
    Şeker'in eğitimi tüm hızı ile sürüyor :) kelimeler ve güven gün geçtikçe artıyor,temas konusunda sadece fıstık verirken zorlada olsa başını sevebiliyorum ama cok uzun surmuyor 1-2 hamle :).Şimdiki sorum şu Şeker son bir kaç gündür kafesin en altına inip bir kenara tutunarak var gücü ile kafesi eşelemeye çalısıyor.Varsa fıstık kabuklarını falan atıyor,kafes temizse bile bunu yapmaya devam ediyor.Bu davranıs neyin belirtisi olabilir.Normal bir durummudur.Teşekkür ederim

    YanıtlaSil
  16. Cihan Bey ;
    Şekerin davranışını oyun oynuyor gibi değerlendirdim.Muhtemel yaşı ve cinsiyeti konusunda tekrar bilgi verebilirmisiniz?Cinsiyetini muhtemelen bilmiyorsunuzdur ama yaşı konusunda bir tahmininiz var mı?

    YanıtlaSil
  17. Meftun Bey, cinsiyeti konusunda fikrim yok ancak gözleri sarıya çalar bir renk, genellikle beyaz gibi açık renk görüyorum bundada kesin bir fikrim yok :)

    YanıtlaSil
  18. Cihan Bey ;
    Büyük ihtimal oyun oynuyor.Fakat küçükte olsa yumurtlama davranışı olabilirmi diye düşündüm.Erkek Jako olmadanda dişi Jakolar yumurtlar , fakat döllenme olmadığı için yumurtadan yavru çıkmaz.Siz yinede bunun bir oyun olabileceğini düşünün.Yumurtlarsa küçük olan ihtimal gerçekleşmiş olur.

    YanıtlaSil
  19. meftun bey ben jakomu alalı 6 ay oldu gayet evcilleşti değişik sesler çıkartıyor guugk / ıslık gibi sesler çıkartıyor ama hala konuşmaya başlamadı.Sizce bir jako nun 6 ay'da konuşup konuşamayacağı belili olurmu?kişisel fikriniz nedir?

    YanıtlaSil
  20. Furkan Bey ;
    Değişik sesler çıkaran yani gırtlak çalışması yapan Jakolar konuşmaya çok yakındır.Söylemesini istediğiniz sözleri aynı ton ve vurguda tekrar edin.Oda söylemeye çalışacaktır.

    YanıtlaSil
  21. Selamlar. Kongo jakosu eve geleli 1.5-2 ay oldu belkide geçiyor tam hatırlamıyorum. Şuan hiç bir hırlaması yok. Yalnız insan elinden korkuyor. Elimle yem vermeye çalışıyorum almıyor. Alırsada yemiyor yere atıyor direk. Elini hafif uzat bazen çok hızlı bir şekilde saldırıyor kapıyor. Bazende hafifce ıssırıyor acıtmadan öyle bırakıyor. Ama elini kolunu uzattınmı şiddetli ısırıyor koparacak gibi oluyor. Nasıl alıştıracam elime. Kafesin dışına çıkıncada sadece kafesin üstünde duruyor. Geri sokamıyoruz. Acıksada girmiyor. Cevap için teşekkürler şimdiden.

    YanıtlaSil
  22. Doğukan Baysal Bey ;
    Jakonuzun ısırma probleminin olması henüz size tam olarak alışmadığının (sizden korkuyor , size güvenmiyor , kendini savunma ihtiyacı hissediyor ) göstergesi.Onunla daha fazla vakit geçirip , tatlı bir ses tonuyla konuşarak alışma sürecini kısaltabilirsiniz.Isırıldığınız zamanlarda elinizi refleks olarak hızla çeker , ya da ondan korktuğunuzu (ısırılmaktan korktuğunuzu ) belli ederseniz liderliği ona kaptırmış olursunuz.Liderliğin sizde olması gerekiyor bu konuya dikkat edin.
    Jakonuz size tam olarak alışıncaya kadar kafes dışına çıkarmayın.Kafese geri girmesinde sorun oluyor.Onu zorla ya da kovalayarak veya yakalayarak kafese sokmanız ise daha büyük sorunlara neden olur.Alışma ve güven süreci çok uzar.Selamlar...

    YanıtlaSil
  23. Öncelikle iyi günler.ben 1.5 ay önce jako papağanı sahibi oldum ve çok ısrarcı davrandım.elimi ısırdığında çekmedim,konuşmasada konuşturmaya çalıştım.ama bana çok alıştı.omzuma 2. haftada çıkmaya başladı.ancak konuşmada ve yem vermede sıkıntı yaşıyorum.papağan konuşmaktan cok mırıldanır oldu.nasıl düzeltebilirim ve ben odada değilken mırıldanıyor genelde?

    YanıtlaSil
  24. Mehmet can Akbas ;
    Bloğa hoş geldiniz. Yeni Jakonuz hayırlı olsun. Yeni ortam değiştiren bir Jakonun ilk iki ay içerisinde hırlamasının giderilmesi , yeni evine ve yeni sahibine yavaş yavaş alışması arzu edilir. Siz gerçekten çok hızlı davranıp daha kısa sürede papağanla fiziksel iletişim kurmuşsunuz. Bir nevi saatte 250 km hızla araba kullanmışsınız fakat Allaha şükürki kaza yapmamışsınız. Kaza olma ihtimali varmıydı? Elbetteki vardı? Böyle hızlı davranırsanız sorun yaşama ihtimaliniz var mı? Evet var. Dolayısıyla bu mesajı okuyan arkadaşlar bende 1,5 ay içerisinde Jakomun omzuma çıkmasını istiyorum diye acele etmesinler diye yazıyorum bunları.
    Diğer konu Jakoların konuşması konusu. Jakoların hepsi konuşmazlar , büyük çoğunluğu konuşur. Sizin Jakonuz mırıldanma eğilimleri gösteriyorsa konuşma kabiliyetinin olduğu açık. Dolayısıyla burada da sorun yok. Fakat daha önce dediğim gibi Jakonuzun yeni ortamına alışması ve size tamamen güvenip , sizi sahibi ve lideri olarak görmesi gerekiyor. Bir ay içerisinde bu güven ortamının dahada sağlamlaşacağını sanıyorum. Bu süre içerisinde Jakonuzla tatlı bir ses tonuyla ve gülümseyerek konuşun. Söylemesini istediğiniz , fazla uzun olmayan bir ya da iki kelimeyi net olarak teleffuz edin. Yani onun tam insan sesi çıkarmasını istiyorsanız tam insan sesiyle söyleyin kelimeleri. Unutmayın Jakolar kelimeleri değil , ses şiddetlerini hafızalarına kazıyıp , bu sesleri taklit ederler.
    Siz odada yokken mırıldanmasının nedeni , kendini daha rahat hissetmesinden kaynaklanıyor. Yalnızken kendini rahat hissediyor. Siz varken hala ufakta olsa bazı endişeleri var. Bu da çok normal zaten. Jakolar öyle hemen güvenip bağlanmazlar , zaman gerekir. Sizde bu zamanı tanıyın ona. Selamlar...

    YanıtlaSil
  25. Merhaba Meftun Bey; Öncelikle çok ama çok teşekkür ederim , tüm sorulara cevap verdiğiniz için çok faydalı bilgiler aldım burdan...Ben yaklaşık 5 ay önce sadece bir kelime bilen hafif evcil olan Jako sahibi oldum adı DUMAN :)) sorum şu ki; aldığım kiş Dumanın kanatlarını kesmiş bununla ilgili ne yapmam gerekiyor ,elime geliyor şu anda hiç bir sıkıntı yok,yemek yiyor fakat kantlarına dokundurmuyor ve çok biçimsiz kanatlara sahip ben çekmeyi düşündüm ama stres yaşamasından korkuyorum ayrıca şu anda yaklaşık 15 kelime biliyor ,çok güzel taklitler yapıyor ,şimdiden ilginize teşekkür ederim...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cenk Uygun Bey ;
      Jakonuzun daha önceki acemice kanatlarına müdahale edilmesi canını çok yakmış anlaşılan. Bu nedenle kanatlarına dokunulmasını istemiyor. Gerçi Jakolar genelde kanatlarına özelliklede kuyruklarına dokunulmasından hoşlanmazlar. Kanatlarına yapılacak ikinci bir müdahale sıkıntılara yol açabilir. Sakın kanatlarına siz dokunmayın. Her şeyi göze alıp profosyonel bir Veterinerden kanatlarına müdahale edilmesini istersenizde , bu müdahale esnasında siz müdahale odasında bulunmayın. Sıkıntı yaşarken sizi odada gören Jakonuz sizede küsecektir bilginize...

      Sil
    2. Çok teşekkür ederim.

      Sil
  26. Merhaba Meftun Bey;
    ayrıca jakom sadece benim yanımda konuşuyor ve hiç susmuyor desem doğru olur ama arkadaşlarım geldiğinde kendini resmen geri çekiyor ağzını bıçak açmıyor ve sanki küsüyor anlamıyorum,özellikle bayanlardan nefret edercesine içinden hırlıyor bana yardımcı olabilirmisiniz?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Jakolar çok şüpheci , zor güvenen türdür. Nadiren veya ilk defa gördüğü bir insanın yanında kendini rahat hissetmez , sahibini o insandan kıskanır. Bu nedenle sizin yanınızdayken kendini rahat hisseden Jakonuz başkaları varken aynı performansı göstermeyebilir.
      Bayanlar nefret etmesinin nedeni , sizden önceki sahip ya da sahiplerinin birinde bir bayanla arasında geçen olumsuz bir durum olmalı. Bu durum 6 ay 1 yıl sonra muhtemelen unutulur. Selamlarımla...

      Sil
  27. iyi günler dün uzun araştırmalar sonucu bir jako aldım elden yem yiyyor kafesine yaklasında asırı hırlaması olmuyor kafesin üstünü acınca cıkıp iniyor ama elimi uzatınca hırlama cok sesli oluyor ne yapmalıyım kendi halinemi bırakmalıyım ??

    YanıtlaSil
  28. iy günler meftun bey size bir sorum olucak jako türü papağanım var size daha öncede yazmıştım bize geleli yaklaşık 1 ay oldu şuan eskisene gore cok daha fazla tüyleri ile ilgilenmekte ve kafes altına baktığımda cok tüy dökmekte bazen cok minik tüyler olma ile beraber bazende büyük tüyler görmekteyim sizce papağanımızda tüy yolma başlangıcı mı var yoksa mevsimsel bir dönem midir eğer tüy yolma başlangıcı ise neler yapmalaıyım yardımcı olabilirseniz sevinirim iyi günler
    Muharrem İlhan

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Muharrem Bey ;
      Jakolar her gün tüy ve kepek dökerler bu normaldir. Tüy yolma sorunundan bahsedebilmek için Jakonun vücudunda belirli bir bölgede hergün genişleyen açılma gözlenmelidir. Tüy yolma ile ilgili blogda 5 ayrı sayfa bulunmakta ve bu sayfalarda tüy yolmuş Jakolara ait örnek resimler bulunmaktadır. Bu sayfaları inceleyebilirsiniz. Selamlar...

      Sil
  29. Yusufcan Bey ;
    Jakonuz hayırlı olsun. ''JAKO PAPAĞANI BİR HAFTADA EVCİLLEŞTİRİN '' sayfası , ''STANDART PAPAĞAN SORUNLARI'' sayfası '' JAKO DAVRANIŞLARI VE ANLAMLARI'' sayfası ''JAKO KAFESİ NASIL OLMALIDIR'' sayfaları başta olmak üzere blogda bulunan 36 sayfanın tamamını okumanızı tavsiye ederim. Bloğu tamamını okuduktan sonra aklınıza takılan konu olursa mesaj atın yanıtlamaya çalışayım. Selamlar...

    YanıtlaSil
  30. Meftun bey meraba, blogunuzun diğer bölümünde jako seçimi için birkaç soru sormuştum.cafer dun eve geldi.gece kafesine koyup üzerini siyah bir örtüyle örttüm.sabah kalktığımda onu kafesten çıkarıp tüneğe geçirmek istedim, bağırdı ama vazgeçmeyip, çiğdemlerinde yardımıyla onu avucuma aldım ve tüneğe çıkardım.ve bie süre dokunmadım. şu an hala tünekte fakat dünden daha gergin.annem elini uzatıp sevmek istedi kendini tünekten aşağı attı.çok üzerine gitmeden yine avuçla aıp tüneğine götürdüm.doğru bir davranış mı? bir de aldığım eğitmen bana yem kabı koymayın kendiniz elinizle besleyin dedi , bu iyi bişey mi? ve birkaç eğitim verdi evde tekrarlamam için, bu eğitimleri günde kaç defa yapmalıyım?

    YanıtlaSil
  31. Deniz ;
    Jakonuzun kafesinin üstünü örtmenize gerek yok. Örtü Jakonuzu henüz alışmadığı ortamda korkutabilir. İkinci konu : Jakonuz henüz çok yeni. Hem size (yeni sahibi olarak ) hem de yeni ortamına (evinize ) alışması için ona biraz süre tanıyın eğitimler için. Yine bu alışma sürecinde kafes dışına çıkarmayın. Size tam olarak güveni oluşmadan elle temas kurmak doğru değil. Elle temas kurmanız onu endişelendirip korkutabilir.
    Elle beslemeye alıştırmak için yem kabı koymamak doğru bir yaklaşım değil. Elle beslemenin yöntemleri vardır. Jakoyu açlığa mahkum etmek doğru olmaz. Bu tavsiyeyi ben yanlış buldum açıkçası.
    Eğitimlere Jakonuz size alışıp , sizi lider olarak gördükten sonra ( sizi kabul edip , sizden bir şeyler öğrenmeye hazır olduktan sonra ) başlarsanız uygun olur. Bu alışma süreci sizin ilginize ve Jakonun kabulüne göre 1-2 ay kadar sürer. Alışma sürecinden sonra ilk günler 10 dakikalık bir eğitim yeterlidir. İlerleyen günlerde yarım saate kadar çıkabilirsiniz.

    YanıtlaSil
  32. böyle bir dayfa için çok sağolun.. bu site de herbir sayfasını okudum hemen hemen. çok değerli bilgiler hepsi.. benim size bir sorum olacaktı benim 1 yaşında bir jakom var geleli yalaşık 4-5 ay oldu.. hırlamasını tamamen kestim, kendini kısmen de olsa sevdiriyor ancak bira ürkek.. kafesinden çıkarmadım önce içeri de tamamen hırıltıyı kemek istedim.. şimdi salmalı mıyım salırsam ürkerse aramız da büyük sorunlar olur mu

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Oda içerisinde gerekli emniyet tedbirlerini alarak kafes dışına çıkarabilirsiniz. İlk çıkışlarda Jakonuzu kontrol altında tutmanızda takip etmenizde fayda var. Bu takibin nedeni oda içindeki eşyalarınızın zarar görmesini ve Jakonuzun zarar görmesini engelleyecektir. Kafese tekrar alırken korkutmamaya dikkat edin . Selamlar...

      Sil
    2. şimdi kafesine de girmiyor 1 gündür dışarda zorla sokmak bir soırun yaratır mı

      Sil
    3. Kafese girerken korkutursanız biraz sıkıntı olur. Korkutmamaya çalışın. Elle yakalamayın , oda içerisinde kovalamayın.

      Sil
  33. peki şimdi ne yapmalıyım daha salmak için erken mi yoksa hafta da sadece az biraz mı dışarı salmalıyım

    YanıtlaSil
  34. Kafes dışına çıkartmak için erken olduğu söylenemez. Jakonuzla dokunma eğitimini çalışıp ilişkileri biraz daha güçlendirirseniz kafese giriş çıkış daha kolay olacaktır.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. bunu kafes içinde mi dışında mı yapmalıyım peki şu anda dışarda elimden yem yiyor az da lsa sevdiriyor ancak kafese giremiyor.. ve ürkek çok kaçıyor

      Sil
    2. Elle teması nerede yapacağınız çok önemli değil. Bazı Jakolar kafesini özel alanı olarak görüp , sahibinden bile kıskanır. Kafes içindeyken elle temasa sıcak bakmazlar. Fakat tüm Jakolarda bu durum gözlenmez. İlk zamanlarda elinizi yaklaştırıp dokunmayın , onun size yaklaşmasını bekleyin. Bu durumda korkmayacaktır. İlerleyen zamanlarda sizden çekinmeyeceği için dokunmanıza daha kolay izin verecektir.

      Sil
  35. Merhaba Meftun Bey
    Öncelikle blog için teşekkür ve saygılarımı sunuyorum.

    Yaklaşık 10 gün önce Jako papağan aldım ,ilk 1-2 gün hırlama oldu ve sonrasında neredeyse hiçbir sorun yaşamadım, elime geliyor ,koluma çıkıyor hatta başıma da çıkıyor ,yanıma uçuyor,ıslıklar ,sesler,olduğu yerde kanat çırpmalar,arkadaşlarıma karşı da böyle ,yeni gördüğü insanlarla kaynaşma eğiliminde ,gürültüsü filan da yok,blogda diğer insanların yorumlarını okuyunca şüpheye düştüm acaba papağanımda bir sorun mu var :) bir de merak ettiğim bi kaç nokta var ,birincisi sadece çekirdek yiyor,meyve ve sebzeleri koparıp atıyor ,karışım filan aldım onlara da pek ilgisi yok.ikincisi aldığımdan beri hiç yıkamadım ,satıcı yazın yıka filan diyo ama bana biraz garip geldi,sizce yıkasam mı yoksa beklemek mi gerek?üçüncüsü tuvalet ,bu konu en çok rahatsız eden nokta,bunun bi çözümü var mıdır?dışarıda kalsın istiyorum ama sonuçlarına katlanmak moral bozucu oluyor bazen.
    Teşekkür ederim şimdiden.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bloğa hoş geldiniz. İltifatlarınız için teşekkür ederim.
      Jakonuzun yemesini istediğiniz yiyecekleri karşısında siz tüketin , o sizi izlesin. Bir kaç gün sonra yine karşısında yediğiniz yiyeceklerden onada uzatın ve ikram edin. Tadını merak edip eninde sonunda tatmak isteyecektir. Meyve ve sebzeleri koparıp atmasının nedeni , onları yenilen şeyler olarak bilmemesinden kaynaklanıyor. Onların aslında yenilebilir şeyler olduğunu , karşısında siz tüketerek gösterin ona. Sebze ve meyvaya başka türlü alıştıramazsınız. Bu tarif tek yoldur.
      JAKO PAPAĞANLARIN BANYO VE TEMİZLİĞİ sayfasında banyo ile ilgili detayları bulabilirsiniz. Yıkamak için yaz aylarını beklemek elbetteki çok saçma. Kış aylarında en geç haftada bir , yaz aylarında gün aşırı Jakonuzu yıkayabilirsiniz. Tek yapmanız gereken banyo sonrası Jakonuz hava akımına (cereyana) maruz kalmasın. Banyo için günün sıcak saatlerini (öğleden sonraları) tercih edebilirisiniz. Kışın banyo öncesi kalaorifer ayarını biraz yükseltip banya yaptırabilirsiniz. Kalorifer ayarını banyodan iki saat sonra normal konuma getirebilirsiniz. Banyo sonrası fön makinesi ya da havlu kullanmanızada gerek yok. Bir saat sonra tüyler kuruyacaktır (kışın) , yazın ise ıslanmak Jakonuzu ferahlatacaktır.
      Tuvalet konusunda çözüm yok maalesef. Jakonuzun konduğu bölgenin alt kısmına gazete serip , kirlendiğinde toplamaktan başka çare kalmıyor.
      Selamlar...

      Sil
  36. Meftun bey yine rahatsız edicem ve bu defa uzun bir yazı olacak, çünkü gerçeten ne yapacağımı bilmiyorum. hatırlarsınız muhtemelen ama ben yine de bir kısa özet geçmek istiyorum. 9 aylık bir jako aldım ve bir hafta eğitmene verdim. eğitmen bana sadece tünek yeterli demesine rağmen ben tünekli bir kafes aldım. 5 gündür cafer bende. eğitmenin dediklerini yapmaya çalıştım ama bir şeyler ters gitmeye başladı anladım. eğitmen bana yem kabı koymayın elden besleyin size alışsın dedi, bunun yanlış olduğunu söylemiştiniz. eğitmen bana hemen tüneğe çıkarabilirsiniz dedi, siz ilk olarak kafeste beslemeniz ve iki ay eve alışması uygun olacaktır dediniz. ilk 3 gün tüneğe çıkardım elden yem yiyordu ele geliyordu, 4. gün evde olamadım ve kardeşim ile babama beslemeleri için rica ettim. eve geldiğimde cafer devamlı tneğin en ucuna kaçmaya başlamış, hırlaması artmış, kaçmaya başlamıştı.kapıya daha uzak bir yere çekmeyi denedim,bununla bir ilgisi olmadığını gördüm.şimdi sabah sizin dediğiniz gibi kafesinden çıkarmadım ama bu defada kafesin üstünü açmam için bana sesleniyor, kapağın orda baş aşağı bekliyor. meftun bey benim durumum bu , bana nerden başlamam gerektiği konusunda lütfen yardm edin. çünkü cafer ,ilerdeydi ama geriledi.
    sormak istediğim bir konu daha var.babam caferin salonda durmasından hoşlanmıyor (ama caferi seviyor) ve onu odamdan başka yerde bakamıyorum.geceleri
    üstünü örtüyorum,çok işlek bir cadde üstünde oturuyoruz ve geceleri araba ışıkları devamlı hareket halinde odama yansıyor.birincisi bu yüzden, ikincisi ise aynı odada uyuduğum için caferin tüy tozlarını solumak bana zararlı olabilir.üstünü örtmeyin demiştiniz , sizce bu konuda doğru olan nedir?yada kuşun psikolojisine ve bana en uygun durum ne olur?
    cevabınız için şimdiden çok teşekkür ederim..
    şu an caferi tüneği çıkarmadım,kafesinde ve devamlı bana sesleniyor..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Deniz ;
      '' Bir köyde bir kaç horoz olursa o köyde sabah olmaz'' derler. Size tavsiyede bulunan arkadaş ile benim tavsiyelerim çok farklı. Bu farklılık birimizin söylediğinin yanlış olmasından değil , olaya bakış açısından kaynaklanıyor.
      Ben o arkadaşın tavsiyelerinin sürdürülebilir bir uygulama olmadığını düşünüyorum. Eğer siz diyorsanızki ben bu tavsiyeleri ömür boyu kesintisiz uygulabilirim diyorsanız , deneyin.
      Neden sürdürülemez anlatayım ;
      Jakolar tek eşlidir. Hayatı boyunca sadece bir karşı cinsi eş olarak görüp ona bağlanır. Yine ev halkından sadece bir kişiyi sahibi olarak görür , diğer ev halkı tahammül ettiği kişilerdir. Sahibini diğer ev halkından kıskanır , sahibi olan ilişkileri diğer ev halkından farklılık gösterir. Jakonuza ait yem kabının olmaması bence doğru değil. Siz yedi gün yirmidört saat evde olabilirmisiniz? Ya öğrencisiniz ya da bir mesleğiniz var. Zaman zaman ( yılda bir kaç kezde olsa) il dışına çıkmanız gerekebilir. Bu durumda nasıl elden yem yedireceksiniz? Hem yem kabının olması elden yem yedirmeye engel değildirki?
      İki üç gün Jakonuzu emanet etmişsiniz sonuç olumsuz olmuş. İlereleyen zamanlardada emanet etmek zorunda kalacaksınız zaten.
      Sürekli kafes dışında duran bir Jako , bu duruma alışır , kafeste bulunmak ona hapis gibi gelir ve strese girer. Sürekli kafeste durmasi kadar , sürekli dışarda durmasıda bence doğru bir hareket tarzı değil. Ömür boyu kafese girmesine gerek yok diyorsanız onada sözüm yok.
      Jako kafesinin üstünü örterken ve açarken Jakonuz bu örtüden korkup bağırmıyorsa sorun yok. Fakat örtü onu korkutuyorsa , kullanılmamalıdır.
      Jako papağanlar yoğun tüy ve kepek dökerler. Evde Jako beslemek sorun teşkil etmez. Fakat gece boyu uykuda bu tozları solursanız sıkıntı yaşarsınız. Jakonuzun bulunduğu bir odada uzun süre silinmeyen (temizlenmeyen) bir bölgeye elinizi sürdüğünüzde , elinize pudra gibi , un gibi bir tozun bulaştığını göreceksiniz. Ömür boyu uykuda iken bu Jako tozlarını solumak ciddi rahatsızlıklara yol açabilir.
      Farkettiğiniz gibi önceki söylediklerimi tekrar ettim. İhtiyaç duyarsanız bu mesajımı zaman zaman okuyun. Bu mesaj ekleyebilecek ya da çıkartabilecek başka bir görüşüm yoktur.
      Selamlarımla...

      Sil
    2. Verdiğiniz bilgiler ve gösterdiğiniz sabır için çok teşekkürler Meftun Bey. Ve bu faydalı siteyi hazırladığınız için de ayrıca teşekkür ederim. Caferin kafesinde artık bir mama kabı var. bugün istedi ve kendiliğinden kafese girip yem yedi.bizzat kendi kararımla sizin verdiğiniz bilgilerle devam etmeye karar verdim , bloğun eğitimle ilgili olan bölümünün tamamına yakınını okudum ve bir günde bile çok faydasını gördüm diyebilirim. güven konusunda çok yol katettik.ben 30 yaşındayım ve bu yazın sonunda kısmetse evleniyorum, gece aynı odada kalma durumu eğer bir mani olmazsa birkaç ay sonra değişecek.sürekli kafeste yada sürekli dışarıda durması doğru değil demişsiniz, geceleri onu kafesine koyuyor olmam , sürekliliği bozuyor mu bilmiyorum , bu verdiğiniz net cevaptan sonra sormaya da çekindim açıkçası.bloğa yazdıklarınızı uygulamaya devam edeceğim, tekrar teşekkür ederim ilginize.

      Sil
    3. Hayır geceleri kafeste olması gayet normal. Ben Jakomu günde iki saat kadar kafes dışına çıkarıyorum. Kafese ne zaman gireceğine , kafesten ne zaman çıkacağına ben karar veriyorum. O da beni lider olarak görüp , itiraz etmeden uyuyor isteklerime. Blogda detayını bulamadığınız konularla ilgili soracağınız sorulara memnuniyetle cevap vermeye çalışırım. Cafer in iyi bir yaşam sürmesine katkıda bulunabilmek beni mutlu eder. Ben teşekkür ederim Selamlar...

      Sil
  37. ben papağanı saldım ama bir türlü kafesine sokamadım 1 gündür hicçir şekilde girmiyor acaba ne yapayım zorla sokmaktan başka inat hayvan :D

    YanıtlaSil
  38. Yunus Bey korkutmadan kafese almaya çalışın. Fakat neden ısrarla kafese dönmek istemiyor buna da kafa yormak lazım. Mevcut kafes çok küçük ya da Jakolar için uygun değil mi acaba?

    YanıtlaSil
  39. yok aslında kafes büyük aslında biraz geç çıkardım özgürlüğün tadını çıkarıyor sanırım :D ama böyle su almıyor elimden besliyorum ama aklım hep onda ya.. video varsa yükleyeyim istersen ya da hesabınız varsa oraya atabilirim...

    YanıtlaSil
  40. Meftun bey bana yaklaşık 1 hafta önce 2 3 yaşlarında bir jako geldi.
    Ben bu jakoya değişik komutlar öğretmek istiyorum fakat sanırım geldiği yerde böyle bir uğraş olmamış.Ne zaman kuşun yanına gitsem kaşımam için kafasını eğiyor ben de kaşim mi ya da kaşı kaşı kaşı diyorum.Ama rastgele çok öttüğünden cevap veriyor mu anlamıyorum
    Ya da elime çıkmasını istiyorum ve bu yüzden elimi göğsünün altına koymaya çalışıyorum fakat kuş başını eğdiğinden bu sefer bi şey yapamıyorum.Lütfen yardım edin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yönteminiz doğru , denemeye devam edin. İnternetteki konu ile ilgili videoları izleyin yardımı olacaktır.

      Sil
    2. kuşun bana sürekli başını eğmesini engellemek için ne yapabilirim

      Sil
    3. Jako papağanlar tekrar edilmeyen söz ve davranışları bir süre sonra unuturlar. Bu durumda başını eğdiğinde kaşımayın veya tepki vermeyin. Bir süre sonra Jakonuz ''ben başımı eğersem başımı kaşırlar'' düşüncesini unutacaktır. Bu unutma süresi için zaman vermek zor. İkinci bir durum başını eğdiğinde yine kaşımayıp , gagasından hafifçe yukarıya doğru kaldırabilirsiniz.

      Sil
  41. meftun bey merhaba,carlos iyileşti bu arada:D .her sabah kalktığımda kafes dışında buluyorum nasıl çıkıyor bilmiyorum.bende artık kafesin üstünü hep açık bırakıyorum kendisi inip yemek yemeyede başladı bu durum sıkıntı yaratırmı.bide t tünek aldım eğitimni vermek için oda dışında kefesi görmeyecegi bi yerde yapsam uygun olurmu çünkü gözü hep kafeste kalıyo t tünekte durmak istemiyor. sopa eğitimi yapıcam zaten gagasını sevdiriyo bişey yapmıyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hakan Bey ;
      Carlos un eski sağlığına kavuşmasına sevindim. Gerektiği zaman kafese girip istediği zamanda kafes dışına çıkıyorsa sorun olmaz. Sadece şımarık bir Jako sahibi olursunuz o kadar :)
      Elle dokunabiliyorsanız sopa eğitimine gerek yokki. Sopa eğitimi henüz elle temas kurulamayan kuşları alıştırmak için gerekli. Sopa eğitimine gerek yok bu derumda. Elinizden korkmayan Jako belki sopadan korkacaktır. Korkutmaya hiç gerek yok bu durumda.
      Kafesi T tüneğe tercih ediyorsa , tüneğe alışana kadar kafesin olmadığı bir ortamda t tünek kullanabilirsiniz.

      Sil
  42. Ben yeni bir jako aldım ismi bahattin biraz fazla yabani yanına yaklaşınca hırlıyor yaklaştırmıyor çok kızıyor. Ofiste bakıyorum eğitime başlamak istiyorum neler yapmalıyım.

    YanıtlaSil
  43. Fatih Bey ;
    ''JAKO PAPAĞANI BİR HAFTADA EVCİLLEŞTİRİN '' sayfası başta olmak üzere blogda bulunan 36 sayfanın tamamını en az bir kez , bazılarını zaman zaman bir kaç kez okuyun. Size lazım olacak pek çok bilginin olduğunu göreceksiniz. Sorunuza buradan cevap vermek için bloğu buraya tekrar yazmam gerekir ki bu da imkansız. Selamlar...

    YanıtlaSil
  44. s.a meftun bey.
    Öncelikle ticari beklentiniz olmadan böyle bir site açtığınız ve tüm sorulara içten cevaplar verdiğiniz için teşekkür ederim. Ben de MALESEF jako aldıktan ve sorunlarla (konuşmuyor, hırlıyor, ele gelmiyor vs. ) sonra bu siteyi buldum. Sitenizde bulunan tüm konuları ve soru-cevapları da okudum. bir iki sorum olacak.
    Öncelikle şuan gagasını sevebiliyorum. Gagasını sevmek alışma evresinde olduğunun göstergesi midir? Yoksa daha farklı girişimlerde bulunmalı mıyım?
    Bir de meyve ve sebze yemesine daha alıştıramadım. her ne kadar karşısında abartarak yesemde bu sadece benim sağlıklı beslenmemi sağladı. O buarada ismi ŞAK, verdiğim meyveleri koparım atma evresinde. Bu alışma evresinde vitamin takviyesi yapılabilir mi. Yem olarak az çekirdek, buğday ve yulaf veriyorum.
    Diğer ve son sorum ise dışkısı genellikle açık renkli oluyor. ve bazen kurşun kalem büyüklüğünde. Birde Bazen su gibi hatta gibiside fazla su dışkılıyor. tamamen renksiz. Ama bu sürekli olmuyor. Bunlar bir sorun teşkil eder mi.
    Şimdiden teşekkür ederim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ali Bey ;
      Bloğun tamamını okuyan o kadar az sayıda insan var ki yorumlardaki sorulardan görmüşsünüzdür. Blogda çok detaylı yazıldığı halde maalesef insanlar her şeyi soru cevapla öğrenmeye çalışıyor , bloğu okumayı zahmetli buluyorlar. Hobi olarak açtığım bu site ne yalan söyleyimki artık beni yormaya başladı. Samimi mesajınız karşısında bende içimi dökme fırsatı buldum bu arada.
      Sorularınıza cevap vereyim. Gagasına dokunmanıza izin veren Jakonuz evcilleşmiş , sizi benimsemiş demektir. Jakolar kafalarının kaşınmasından hoşlanırlar. Fakat kuyruk bölgelerine dokunulmasından hoşlanmazlar. Artık kafa , kanat , ayak ve ğöğüs bölgesine dokunabilirsiniz.
      Sebze ve meyvaya alıştırma yöntemi halen sizin uyguladığınız yöntemdir. İkinci bir yol yoktur. Bu şekilde devam edin. Henüz alışmamışsa vitamin kullanabilirisniz. Bu vitaminlerin ne kadar faydalı olduğu şüpheli benim açımdan. Fakat henüz sebze ve meyva yemiyorsa vitaminle psikolojik bir rahatlık sağlanabilir en azından.
      Dışkılama tamamen yediği içtiği ile ilgili. Sulu dışkı sorun değil. Fakat bir günden uzun süren ishal durumunu herzaman önemseyin ve tedbir alın. Selamlar...

      Sil
  45. teşekkür ederim.cevabınız için. Ben de buradan bir hatırlatma yapayım;
    .
    ARKADAŞLAR YUKARIDA SORULAN SORULARIN BÜYÜK BİR BÖLÜMÜNÜ BLOG YAZILARINDA VEYA SORU-CEVAP KISMINDA BULABİLİRSİNİZ. SORU CEVAP KISIMLARINI OKUMAK EN AZ BLOG YAZILARINI OKUMAK KADAR FAYDALI OLUYOR.
    .
    GEREKSİZ SORULARDAN KAÇINALIM YOKSA BLOG YAZARIMIZI KAÇIRACAĞIZ :)

    YanıtlaSil
  46. bu blog çok güzel emeğinize teşekkürler.

    YanıtlaSil
  47. Teşekkürler iltifatınız için.

    YanıtlaSil
  48. Merhabalar ben bir jako alacağım ancak 2-3 yaşında ve sormak istediğim soru şu acaba jakolar kaç yaşına kadar eğitilebiliyor?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Jakolarda insanlr gibidir. Her yaştaki insan eğitilebildiği gibi her yaştaki Jakoda eğitilebilir. 1 -3 yaş Jakoları eğitmek daha kolay olur. Alacağınız Jako siyah ya da gri gözlü olursa çok zorlanmazsınız.

      Sil
    2. Teşekkürler daha önce köpek,kedi vb. baktım ancak ilk defa bir kuş alacağım her ne kadar siteler de öğrenmiş olsam da biraz tedirginim.

      Sil
    3. Tedirgin olmak için bir neden yok. Hangi sitelerde ne tür bilgilere ulaştınız bilmiyorum. Blogda bulamadığınız detay olursa herkese yardımcı olmaya çalıştığım gibi sizede yardımcı olmaya çalışırım.

      Sil

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.