Bu Blogda Ara

Yükleniyor...

Jako Papağanı Bir Haftada Evcilleştirin

 Jako Besleyen Birinin Eğitim Tavsiyeleri ve Aşamaları (Yaşanmış , Denenmiş ,Sonuç Alınmış Tavsiyelerdir:

Değerli Arkadaşlarım;
Aşağıda gördüğünüz yazı Jako besleyen ,benimde kendisinden çok şeyler öğrendiğim şu an ulaşılamayan (bu yazı yazılırken ulaşılamıyordu) bir internet sitesinden (www.papaganailesi.net) not aldığım gerçek bir günlüktür. Tavsiye ve tecrübelerini anlatan kişinin rumuzu Zirzun dur. Zirzun , papağanı Rika ile ilgili anılarını , tecrübelerini günlük olarak tuutmuş ve yayınlamıştır. Zirzun un tüm paylaşımlarını zamanında not etmediğim için şu an çok pişmanım.Fakat sizin çok faydalanacağız notları burada paylaşabildiğim içinde mutluyum.Zirzun şu anda nerededir ? Rika yıllar sonra iyi bir eğitimle hangi seviyelere gelmiştir bilemiyorum. Umarım Zirzun a birgün biyerlerde ulaşır , eşsiz tecrübelerinden yine istifade etme imkanı bulurum. Şimdi lafı uzatmadan sayfayı Zirzun a bırakıyorum. Buradan kendisine selam ve saygılarımı iletiyorum...
Not: Yayınlanan günlük tarihleri tam not edilemediğinden bilgiler biraz karışık olarak yayınlanmıştır.Bilgilerin tamamını okuduğunuzda anlam bütünlüğü şekillenecektir.Karışık yayın için kusura bakmayın.
Power Pause Tekniği:
Amacı Nedir?

  • Power Pause tekniğinin amacı siz ona yaklaştığınızda hırlayan, korkan, agresifleşen, hatta ısıran kuşları sakinleştirmektir.
  • Kafesin içinde veya dışında, ele alıştırmada, yeni insanlarla tanıştırmada, ısırma alışkanlığından vazgeçirmekte, hırlamayı azaltmakta vs. kullanılır.
Nasıl Uygulanır?
  • Kuşunuzun kabul edeceği bir mesafede durun.
  • Bu mesafeden onunla 20 sn kadar ilgilenin. Sesinizle sakinleşiyorsa konuşun, ya da sadece gülümseyerek durun. Kanatlarına, kuyruğuna, bacaklarına bakın.
  • Sakin hareketlerle arkanızı dönün. 20 sn kadar bekleyin. Beklerken kuşla konuşmayın, kuşa bakmayın, tamamen ilgisiz kalın.
  • Önünüzü dönüp bir adım atın. Artık kuşunuzun kabul edeceği mesafenin içine girdiniz. Sinirlenebilir, tüylerini kabartıp öne atılabilir. Sakinleşip sizin varlığınızdan rahatsızlığı kalmayana kadar bekleyin. Bu sırada ona gülümseyin, onu sakinleştiriyorsa konuşun. Sakinleşene kadar kıpırdamadan onun yakınında durun. Genelde sakinleşmeleri 1 dk yı aşmıyor.
  • Sakinleşince arkanızı dönüp kabul ettiği mesafeye geri dönün. 20 sn kadar onunla iletişim kurmayın.
  • Önünüzü dönüp iki adım atın, yani az öncekinden birazcık daha yaklaşın. Aynı şekilde sakinleşene kadar bekleyin.
  • Kabul ettiği mesafeye geri dönün.
  • Artık nasıl yapacağınızı anladınız. Her defasında kuşa biraz daha yaklaşarak sakinleşene kadar bekleyin ve sakinleştiğinde kabul ettiği mesafeye dönün.
  • Son olarak kuşun yanına geldiğinizde eğitimi bitirin.

    NOT :
  • Tüm bu süreç beş dakikayı aşmasın. Çok agresif kuşlarda belki 7-8 dakika sürebilir.
  • Gün içinde aralar vererek eğitimi tekrarlayabilirsiniz.
  • Eğer kuş clicker eğitimi almışsa, her sakinleştiğinde clicker kullanarak doğru bir şey yaptığını anlatabilirsiniz. Clicker'ı bilmiyorsa gerek yok.
Bunu uygulamak size ve kuşunuza ne kazandıracak?
  • Kuşunuza agresifliğin, hırlamanın, ısırmanın ona bir şey kazandırmayacağını; aksine eğer sakin tutum sergilerse sizin de onu rahat bırakacağınızı öğretmiş oldunuz!
  • Zamanla, artık yanına yaklaştığınızda agresiflik sergilemeyen bir kuşunuz olacak!
  • Bunu yaparken kuşu hiç bir şey yapmaya zorlamadınız. Zorlamasız, sevgiye dayanan bir ilişkinin ilk adımını atmış oldunuz!
  • Bu sırada ısırılmadınız, saldırılmadınız ve kısa bir süre sonra varsa hırlama da kesilecek.
Jako Eve Geldikten Sonra İlk Yedi Gün :
Merhabalar.

Şimdi sizlere papağanım (jako) Rika’ya temel evcilleştirmeyi nasıl verdiğimi gün gün yazacağım. Bu notları hergün, günlük gibi tuttum. Papağan evcilleştirmenin tek bir yolu yoktur, burada yazanlardan kısmen yada tamamen yararlanmak, hatta kendi yönteminizi de geliştirmek isteyebilirsiniz.

1. haftanının sonunda tamamen vahşi olan 1,5 yaşındaki kuşumdan beklediğim davranışlar şunlardı:
-Hırlamayı kesmesi
-Isırmaması (Isırma sorunu ile ilgili ayrıntılı yazı 'Jako Davranışları ve Anlamları' sayfasında)
-Kolda durmayı öğrenmesi
-Elden mama yemesi
-Spreylenmeyle tanışması
-Temel komutların (çık, evine gir, mama, su vs.) anlamlarını öğrenmesi

Neticede Rika jako olduğu için hızlı öğrenen bir kuş ve ben de sanırım kendimi doğru ifade edebildim ve sonuç, beklentilerimin çok üstündeydi. Ancak şunu belirtmeliyim, çocukluğumdan beri papağanlarla ilgileniyorum ve sayısız kuşevcilleştirdim. Bu nedenle eğitim verirken tecrübenin verdiği bir rahatlığa sahiptim. Daha önce bu konuda tecrübesi olmayanlar, burada yazdıklarımı aynıyla uygulayamayabilir. Kuşlar konusunda tamamen tecrübesiz eğitimciler, kuşlarıolumlu tepki veriyor da olsa, eğitim sürecini ağırdan almalıdır. Bu bir yana, papağanınızın yaşı, cinsiyeti, geçmişi ve karakterine bağlı olarak benim yaptıklarımı 1-2 aylık bir süre içinde yapmanız gerekebilir.
Evcilleştirme aşamalarına geçmeden önce, şunu önemle belirtmem gerek. (kötü geçmişi olmayan, psikolojisi bozulmamış) her papağan evcilleşir, üstelik kolay evcilleşir. Eğer evcilleşmiyorsa, yada süreç uzuyorsa, sorun onda değil, sizdedir. Bunu öncelikle bir yere not edin.
İkinci olarak, papağanlar akıllı ve hisli hayvanlardır. (ısırmasından korkarak yaklaşırsanız bunu anlar, sinirliyseniz anlar, üzgünseniz anlar. Kuşunuzun sezgileri sizinkinden çok daha kuvvetlidir, bunu unutmayın ve ona göre yaklaşın.) Yaptığınız herşeyin bir mantığı olmalı. Neyi neden yaptığınızıona “davranışlarınızla” anlatmalısınız. Kesinlikle anlayacaktır. Yaşı ne olursa olsun, eğer plansız, öylesine yaklaşıyorsanız kuşunuza, onu eğitemezsiniz ya da yanlış eğitirsiniz. Papağan eğitimi sabır gerektirir ancak evcilleşme süresi ayları, hatta seneyi buluyorsa, hem o hayvana yazık, hem de size. Papağan doğası gereği kendisine neyin ne olduğunu gösterecek bir sürü liderine ihtiyaç duyar. Eğer sürekli onun tepkilerine, isteklerine göre hareketlerinizi belirliyorsanız, “onu sürü lideri” yaparsınız ve bu kuşiçin ağır bir yük. Böylece ancak o istediği zaman evcilleşir, istediği şeyi yer, istediği gibi ısırır, kaçar, korkar, hırlar vs. Fakat sürü lideri olmak zorbalık yapmak değildir, ona karşı anlayışlı, sevecen fakat hafif ısrarcıolmak durumundasınız. Biraz ısrarcı olmanız onu sizden soğutmaz, bundan korkmayın ancak hayvanı bunaltacak kadar ısrar (ki buna onunla inatlaşmak demek daha doğru), yüksek sesle bağırmak, azarlamak, vurmak vs. kaba davranışlar, kuşunuzun sizden korkmasına sebep olur. Hatta bu davranışları göstermeye meyilliyseniz kuş beslemeyin bile.
1. gün Rika eve öğlen 11-12 sularında geldi. Eve geldiğinde kafesi hazırdı; suyu, yemi, oyuncakları vs. Kutusundan kafese büyük bir macerayla geçiş yapar yapmaz çılgınlar gibi bağırmaya ve hırlamaya başladı. Yapılacak ilk şey bağırmayıkestiği yere kadar geri çekilmek ve beklemek. Bu arada onunla EN tatlı ses tonunuzda, yumuşak ve “kısık” bir sesle konuşmanız gerek. Bir süre sizi dinlemeyecektir ancak sesinize alışmalı. Rika’nın alanı 1,5 metre kadardı. Ona etrafı izlemesi ve kafesini tanıması için fırsat verdim. Günlük hayatıma devam eden beni ve bulunduğu odayı bir kaç saat inceleyince, evden dışarı çıktım, onu biraz mamasıyla, suyuyla başbaşa bıraktım. Bir kaç saat yanlız kalmak ona iyi geldi, döndüğümde mamasınından bir kaç lokma almış olduğunu gördüm. Bu iyiye işaret. Kafesinin içinde biraz rahatladığını, hafifçe kabardığını görünce, kafese yaklaşmaya başladım.(kafes yüksekliği sizin göz hizanızla aynı olmalı.Hatta azıcık yukarıda olursa, kuşa güven verirsiniz. Vahşi hayvanlar kendilerine tepeden bakılmasını sevmez, tehlikeli bulur. Ancak bu yanlızca temel eğitimi alıncaya kadar. Sürekli size tepeden bakarsa, kendisini sizden üstün konumda görür.) Tabii ki, 1,5 metre sınırına gelince avazı çıktığı kadar bağırmaya başladı. O kadar ki, kendi sesimi duyamıyordum Fakat bağırmasına kesinlikle aldırmak yok, kafese dahada yaklaştım. (kafesle aramda bir 50-60 cm kalana kadar) Burada önemli bir husus, GÖZ TEMASI KURMAK YOK. Başka yerlere bakmak, ama kesinlikle onun gözünün içine bakmamak gerek. Rika bağırdıkça bağırdı(komşular ne düşündü bilmiyorum), kendisini kabarttı gagayı açtı (ben tehlikeliyim, gagam var, ısırırım tehditleri) ancak bir adım bile geri çekilmedim, kıpırdamadım ve öylece durdum, tatlı tatlı konuştum. Rika’nın bağırtıları biraz hafifledi, baktı bağırarak beni geri püskürtemiyor. Bağırtısıhafifleyince hemen (ani hareketlerle değil) geri çekildim, “aferin” dedim ve onu biraz rahat bıraktım. Akşama kadar bu olayı on kere yaptım herhalde. Ne zaman bağırmayı kesti, geri çekildim, ne zaman sesini yükseltti hiçbiryere ayrılmadan orada bekledim. Bu ona, bağırırsa orada duracağımı, ama susarsa, benden kurtulacağını öğretti. (ÖNEMLİ BİR NOT: Hayvanın size gösterdiği olumlu tepkileri suistimal ederek, süreci hızlandırmaya çalışmayın. Sustuğu anda geri çekilin, daha ileriye gitmeyin. İlerde ısırma davranışı içinde bu önemli. Isırmayıp, gagasıyla sizi itiyorsa yapma diye, elinizi çekin. Onun kibar uyarılarını dinlemezseniz kuşunuz daha sert tedbirler alır.)

Günün sonunda hırlama mesafesi 40 cme kadar gerilemişti. O da eskisi gibi değil, homurdanma olarak. Bugünün eğitimi bu kadardı, akşam saat 9,5 gibi uykuya yatırdım. Gece boyunca içsin diye, su yerine ılık papatya çayı koydum(papatya çayı kuşlarda strese iyi gelir) Geceleri ona su yerine papatya çayıvermeye 3 gün boyunca devam edeceğim. Böylece ilk günlerinin stresini daha kolay atlatacak. (Ancak sabah taze su konulmalı, sadece geceleri papatya çayı)Kafesin üstünü bir bezle örttüm, çünkü hayvana yemek yemesi, su içmesi için, endişesiz bir şekilde uyuması, rahatlaması için fırsat yaratmak gerek. Üstünü kapatırken “iyi geceler” dedim ki, bu kelimeyi nerede kullandığımı öğrensin.
  1. 2. gün “Günaydın” kelimesiyle üstünü açtım, biraz hırçındı, ancak dünkü kadar hırlamıyordu, hatta biraz cesaret kazanmış, havaya gaga atıyordu beni kovmak için. 20-30 cmlik bir mesafede durdum ve onunla tatlı tatlı konuştum. Hırladı, havaya gagalar attı, fakat susunca, geri çekildim. Daha sonra tekrar yaklaşıp, kafesinin kapağını açtım ağır hareketlerle, yemini suyunu değiştirdim. Elbette elim mama kabına giderken hırladı, kafesin en uzak köşesine kaçtı ama onunla göz teması kurmadığımdan mamasını ve suyunu değiştirdiğimi, kendisiyle ilgilenmediğimi anladı.

    Gün boyu, belli aralıklarla, ona yaklaştım, hırlayınca orada durdum, susunca geri çekildim, onu biraz rahat bıraktım. Öğleden sonra kafesinin yerini değiştirdim, başka odaya aldım. Sürekli aynı yerde durursa papağanlar rutine alışırlar. Rutine alıştıklarında, yolculuk, ev ve kafes değişimi gibi şeylere daha zor ayak uydururlar ve strese girerler. Daha baştan mekan değişikliğine alıştırılırlarsa değişikliklere daha kolay adapte olurlar. Yeni odayı tanıması için biraz zaman verdim ona. Hem, yanlız bırakınca ancak, mamasına suyuna dokunduğu için bu şekilde yanlızlığa ihtiyaç duyuyordu.
    Kafesinin yerini bir iki kez daha değiştirdim gün içinde. Kafese yaklaştığımda gagasını uzatmaya ve ısırmaya kalkarsa, avcumun içini göstedim ve kaçınmak yerine yaklaştırdım. Avcumun içini ısırması zordur. (avcumun içini ısıramayacağını öğrenmesi daha sonra dışarı çıkardığımda da işime yarayacak.)Yada, parmağımı uzattığımda kafese ısırmak için yaklaşırsa, ona işaret parmağımı kıvırıp düz, gergin kısmını uzattım, böylece ısırma hamleleri boşa çıktı ya da benim cesaretimden ötürü kendisi geri çekildi ve benim ısırılmaktan korkmadığımı anladı. (tabii ki ısırılmaktan korkuyorum aslında ama kuşa yaklaşırken savaşa gider gibi cesaretli görünmelisiniz.) Ayrıca, ısırmak için her uzandığında, tatlı bir sesle konuşarak gagasını üstünü dikkatli bir şekilde okşamam da onun ısırma isteğini hafifletti.
    Böylece 2. günün sonunda hırlamayı tamamen kesti, sadece fazla yaklaşınca homurdanıyordu, birde maması suyu için elim uzun süre kalırsa kafesin içinde gagasıyla tehdit savuruyordu. Bunun dışında kafesinin yerinin değiştirilmesi durumunu da kabullenmişti. 2. gün için bu kadar eğitim yeterli. Uyku.
  2. 3. gün Artık düzenli yemek yediği (sadece çekirdek de olsa), suyunu içtiği (sadece çekirdek yediği için vitamin takviyesi kullanmak durumundayım), hiçbir hastalık belirtisi göstermediği için ve hırlamayı da büyük çapta kestiği için bugün büyük gün. İlk defa dışarı çıkacak. Normalde bir papağanı dışarı çıkarmak için en azından 1 hafta gerekli olduğu söylenir (hatta aylarca dışarı çıkarmayanlar var sanırım). Ancak ben beslediğim ve evcilleştirdiğim hiçbir kuşu 2-3 günden fazla tutmadım kafeste ve bir zararını da görmedim. Tabii şurası önemli:
    - eğer kuş korkuyla hırlamayı kesmediyse,
    - hala ortama alışamadığından yemek yiyip su içmeye korkuyorsa,
    - hastalık belirtisi gösteriyorsa (yani yeterince cazgır, canlı değilse ve dışkısı normal değilse)
    kesinlikle bu kadar çabuk dışarı çıkarılmamalı. Önce alışmasını, rahatlamasını ve sağlığına kavuşmasını beklemelisiniz. Yani 1. ve 2. gün verilen eğitimin süresini uzatmalısınız.
    Dışarı çıkarma vaktinin geldiğini nasıl anlarız:
    - yemek yer, su içer,
    - kafesinde tüylerini kabartır, mutlu mutlu oturup gagasını çıtırdatır, ancak halsiz değildir
    - biraz oyun oynar (onu bunu kemirmek yada oyuncaklara küçük gaga darbeleri atmak gibi)
    - sağlıklı dışkılar, sabah baktığınızda kafes altlığında dışkı kümelenmesi görürsünüz (yani gece rahat uyumuştur, bir yerde oturup sürekli aynı yere dışkılamıştır)
    - hırlamayı kesmiş, sadece yanına fazla yaklaşınca biraz homurdanır olmuştur ancak eskisi gibi değil.
    - Sizinle ve çevresiyle ilgilidir.
    Eğer bütün bunları gösteriyorsa bir kuş, onu dışarı çıkarırım ancak. Tabii şunu göz önünde bulundurmak gerek, bazı kuşlar 2 günde bu hale gelir, bazıları 1 haftada (ancak bu genelde eğitmenle ilgilidir, Ken Globus benim bir haftada yaptığımı 1 günde de yapabiliyor tabii) buna dikkat etmek gerek.

    Rika’yı dışarı çıkarmadan önce yapmam gerekenler vardı elbette. Eğitim için güvenli bir odaya ihtiyacım vardı. Ben yatak odamı seçtim ama banyo da olabilir. Önemli olan güvenli, küçük bir oda. Papağanlar deliklere girmeyi sever bu nedenle kitap raflarımın önüne, yatağımın altındaki boşluğa battaniyeler, çarşaflar gerdim. Aynayı kaldırdım, perdeleri kapattım, üstüne binip düşürebileceği herşeyi yok ettim. Sivri köşeler kalın bezlerle kapatıldı, ağır fakat devrilebilecek herşey ortadan kalktı. Ayağına takılabilecek ipler vs. ayrıntılara dikkat etmek gerek çünkü kuş çıkınca alakasız yerlere konabilir.
    Burada ikinci bir husus var tabii. Rika’yı aldığımda kanat ayarı yoktu ve tamamen vahşi bir kuşun kanat ayarını yapmak pek akıl karı değildir. Eğer kanat ayarı olsaydı kuşun, işim çok daha kolay olacaktı. Şimdi uçabildiğini bildiğimden, iki kat dikkatli olmam gerek. Konabileceği heryeri önceden hesaplamam gerekiyor.
    Neden 1 hafta beklemiyorsun o halde diyebilirsiniz, ancak yakın temas gerçekleşmediği ve kuş kafesinden (yani güvenli, kendi bölgesi) uzaklaşmadıkça hiçbir ilerleme kaydedemem, ya da bu çook uzun vakit alır, bu arada kuş istemediğim davranışlar kazanabilir, yada istemediğim davranışları (ısırmak gibi) iyice yerleşir. Ne kadar çabuk evcilleşirse, o kadar çabuk mutlu ve keyifli bir kuş olacaktır. Yani evcilleşme süresini uzatınca kesinlikle ona iyilik yapmıyorsunuz. Ayrıca haftalar (hatta aylar!!) boyunca kafese tıkılmış bir kuş, sıkılmış, dolayısıyla sinirli, inatçı bir kuş olacaktır. Ayrıca gittikçe kafesine bağlanacak, sizin kafese yapacağınız müdahalelere daha tepkili davranacaktır. Sizin varlığınıza alışır, hatta kafes içindeyken elinizden mama bile yer (kafa kaşıtanlar da var) ancak sizinle gerçek bir iletişimi olmadığından aranızda bir sevgi bağı oluşmaz. İnanın, bir kuşun size sevgiyle bakmasıyla herhangi biriymişsiniz gibi bakması arasında büyük bir fark var. Bir başka neden de, kuşlar geldiği yerde zaten hep kafese tıkılı vaziyette. Ona yeni geldiği ortamın daha iyi olduğunu en iyi anlatma yolu, onu serbest bırakmak.

    Odayı hazırladıktan sonra, T sopasını sağlam bir yere koydum, kafesini de fazla göz önünde olmayan bir köşeye yerleştirdim. Ortama alışması için ona yarım saat verdim. Ve, burası önemli, baş ve işaret parmaklarıma ve elime, ısırma ihtimaline karşın kalın bir bez sardım. Uygun eldivenim olsaydı eldiven de giyebilirdim. Eldiven bazılarınca tavsiye edilmiyor ancak yabancı sitelerdeki hemen her usta eğitimci eldiven kullanıyor ilk eğitimde, bundan dolayı bir mahsuru yok. Daha önce dediğim gibi, kuşa ona açıklayarak bazı şeyleri öğretmelisiniz, karşınızda kesinlikle aptal bir hayvan yok. Bezi elime sararken, bunu onun gözü önünde, yavaş hareketlerle yaptım. Bir yandanda onunla konuştum. Beni ilgiyle izledi. Sonuçta, artık o bezin içinde bir el olduğunu ve bezin benim dokunabildiğim bir şey olduğunu biliyor.
    Kafesinin üst kapağını açıp, eğitim tüneğini yerleştirdim ve çekildim. Beklediğimden çabuk davrandı ve hemen kafasını dışarı uzatıp tüneğe yerleşti. İlk defa dışarı çıkıyor olmanın şaşkınlığı vardı üstünde fakat mutluydu. Kesinlikle kıpırdamadım, sadece onunla konuştum, etrafa ve serbestliğine alışması için ve benim ona zarar vermeyeceğimi anlaması için ona zaman tanıdım. Önce etrafı izledi, sonra kendine bir yer beğenip oraya uçtu. Beceriksiz bir şekilde bir masanın kenarına konunca, bende müdahale etmedim. Tehlikeli bir durum söz konusu olmadığı sürece kuşa fazla karışmamak gerekli. Konduğu yeri beğenip bir müddet burada kaldı, tüylerini kabartıp tamamen rahatlayınca, eğitime başladım.
    İlk aşama ele gelmeyi öğrenmesi. Fakat doğrudan elimi uzatmam için henüz erken. Elime süpürge sapından (kavak ağacı, ısırmak isterse yumuşak, kendi kafes dalına benzediği için de tanıdık) kesilmiş bir parça sopa aldım (30 cm kadar bir şey).
    Sopaya tepkisini görmek için sopanın ucunu ona doğru uzattım ve hareketsiz bekledim. Rahatlayınca, biraz daha yaklaştırdım ve yine donup bekledim. Sopaya olumsuz bir tepki vermedi. (eğer olumsuz tepki verseydi, hırlamaya, ısırmaya kalksaydı sopayı onun kabul edeceği uzaklıkta tutarak yine bekleyecek, gıdım gıdım, mesafeyi azaltacaktım.) Bunun üzerine yavaş fakat kararlı, karnının altına doğru uzattım sopayı ve karın altına hafif baskılayarak “çık” dedim. (göz teması kesinlikle yok, hayvanın başka yerlerine bakmak gerek, ayrıca, “çık”, “git”, “mama”, “su” gibi belli komutlarla bir hareketi yapmak işinizi ileride kolaylaştırır.) Tabii ki anlamadı ve başka bir yere uçtu. Fakat önceden konabileceği yerleri hesapladığımdan gayet sakinim. Sopayı yeniden ona uzatıp neşeli bir sesle “çık” dedim. Bu şekilde bir kaç kaçma kovalamaca yaşadıktan sonra, sopaya kondu ve ben ona sevinçli bir “AAferin” dedim, ki istediğimin bu olduğunu zaman içinde kavrasın. Sopaya konunca kesinlikle ona bakmadım ve sopayı baş hizasının biraz üstünde tutmaya gayret ettim. Bu ona güven verecek. Buna rağmen sopanın üstünde uzun müddet kalmadı ve başka bir yere uçtu. Ona beş dakika mola verdim. (güzel bir kanat cimlastiği de yapmış oldu Kuşun uçmasından, korkmayın, sadece onu nefes nefese bırakmayın yeter) Sakinleşince, sopa eğitimi yeniden başladı. Bu defa ne istediğimi daha kolay anladı ve sopaya kondu. Bu olayı üç dört defa tekrarladıktan sonra, onu 10 dakika rahat bıraktım. Rahatladı, kabardı, hatta kaşınmaya başladı. Bugünlük eğitim bu kadar, artık kafese sokma vakti. Kafesinin kapağını açtım ve buna dikkat etmesi için kafesin içine elimi sokup tüneğe tık tık vurdum ve bir ona, bir kafesin açık kapısına baktım, onunla konuştum. (kuşlar bakışlarınızı kesinlikle okuyabilir) Sonra sopaya konmasını sağladım, öteki elimle kafesi gösterdim ve “hadi evine geç” diye yeni bir komutla sopayı evine doğru uzattım, büyük bir mutlulukla kafesine atladı. İstediğimin bu olduğunu anlasın diye “Aferin” demeyi de ihmal etmedim. Toplam dışarı çıkma süresi 35 dakika kadardı.

    Burada bir iki önemli husus var:
    1- Kuşun kafese kendi kendine girmesini beklemek çok yanlış bir eğitim. Ne zaman kafese gireceği, ne zaman çıkacağı bakıcının kontrolünde olmalı ve kuş bunu en başından öğrenmeli. Fakat kuşu kafese sokacağım diye hayvanı eliyle yakalamaya çalışan, üstüne bez-örtü kapatan bir çok insan var. Bu tip yakalama girişimleri de, kafese girip çıkmayı hayvanın kendi iradesine bırakmak kadar yanlış. Kafese nasıl geri sokacağım diye endişe etmenize hiç gerek yok, hayvan kafesini kesinlikle dışarıya tercih edecektir. İster 2 saat, ister 5 saat sürsün, kuşu kafese siz koyun. Bilhassa büyük kuşlarda bu iş çok daha kolay. Küçükler pır pır fazla uçuyor, ki zaten onları eğitmek için farklı bir yöntem uygulamak gerekiyor. Tabii ilerde, kuş tamamen evcilleşince, kafese girip çıkmayı serbest bırakabilirsiniz, fakat başta eğitim verirken ne zaman girileceğini ne zaman çıkılacağını onun iradesine bırakmayın, onu “sürü lideri” yaparsınız. Ayrıca daha önce de dediğim gibi, kuşun kafese girmesini istiyorsanız, isteğinizi ona hareketlerinizle, bakışlarınızla, sözlerinizle ve düşüncelerinizle anlatmak durumundasınız. (Hayvanların düşüncelerimizi çok rahat hissedebildiğini düşünüyorum, bu yüzden düşüncelerinizle de)
    2- Eğer tamamen çaresiz kalırsanız, yani kuşu hiçbir şekilde kafesine sokamıyorsanız, rahat olun, bu durumda içeri giriş çıkışını kendi kontrolünüze almanız için önce sopa eğitimini vermeniz gerekecek. Yani bir kaç gün bırakın kendi isteğiyle girip çıksın. Sopaya bir kez alıştı mı kontrolü tekrar elinize almanız kolay olur. Bunun için, kafesin içine en sevdiği mamalarını onun gözü önünde, göstere göstere koyun. Ve bir köşede kıpırtısız bekleyin. Acıkınca içeri girecektir. (odanın ışığını kapatmak hiçbir fayda sağlamaz) Odadan dışarı çıkarsanız, kuş içeri girer ve belki siz yetişemeden tekrar çıkar. Bu yüzden uzak bir köşede bekleyin ve tatlı tatlı konuşun. (göz teması kurmayın) Ayrıca odada yanlız kalınca kafese girmemeyi tercih edebilir çünkü kafesi kadar güvenli gelir dışarısı. Halbuki siz orada bulunursanız, bir süre sonra kafesinin güvenine geri dönmek isteyecektir.
    3- Çabuk, sert, kaba hareketlerden kaçının fakat isteksiz kararsız ya da korkak da olmayın. Hedefiniz sopaya konmasıysa, sopaya konması hususunda kararlı olun. Bir çok hayvan sizin iç dünyanızı da bilir, eğer düşüncelerinizde kararsızlık ve korku varsa, hayvandan önce kendinizi eğitmelisiniz.
    4- Eğer kuş planladığınız yerlere konmaz da istemediğiniz bir yerde dengesiz bir şekilde kalırsa ona yaklaşın ve sargılı elinizle ona yardımcı olun, gagasına dikkat ederek tabii. Gagasıyla parmağınızı kapmak isterse eldivenli, sargılı elinizi ona uzatın, kaçırmayın. Böylece ısırmakla birşey yapamayacağını öğrensin. Eğer olurda ısırılırsanız ve elinizi istemsizce geri çekerseniz, hemen arkasından elinizi tekrar uzatın. Elinizi acıyla geri çekmiş olmanızın sizi yıldırmayacağını böyle öğrenir. Ayrıca o sizi gagasıyla tehdit ederken onunla güzel güzel konuşmayı kesinlikle ihmal etmeyin. İnsanlardan çok eziyet görmemiş ve çok kötü ısırmayı alışkanlık haline getirmemiş olduğu sürece, hiç bir kuş tüm gücüyle ısırmaz, güzel sözler karşısında ısırmayı da istemez. Ben Rika’nın gagasının üstünü, dikkatli bir şekilde hafif hafif okşuyordum her ısırmak için uzandığında. Bu onun ısırma isteğini hafifletiyordu ve parmağımı kaptığında bile hafifçe ısırıyordu. Bir defa kafesinde suyunu değiştirirken çok kötü ısırdı parmağımı, bende bir ona, bir parmağıma, alınmış, kırılmış bakışlar attım (hem bakışlarımla hemde düşüncelerimle, yani attığınız bakışın altını düşüncelerinizle doldurmalısınız) “hayır” dedim ve odadan çıkıp gittim On dakika kadar onu yanlız bıraktıktan sonra yanına tekrar gittiğimde ısırma konusunda hiç istekli değildi ve bir daha hiç o kadar ısırmadı, sadece hafifçe tutmaya başladı. (bu yöntemi yabancı bir siteden öğrenmiştim, işe yarıyor.) Ayrıca ısırmayla ilgili büyük bir problem yaşıyorsanız ve bu dediklerim yeterli gelmiyorsa, sırf ısırmayla ilgili bir yöntem daha biliyorum, onu da anlatabilirim sonra. Ancak o yöntemin kaynağı ben değilim, yurtdışından bir eğitimcinin yöntemi.
    5- Üst kısmında kapısı olmayan kafeslerde kuşu dışarı çıkarmak istediğinizde, hayvan kafesinden dışarı çıkmak istemeyebilir. Bunun anlamı, kuş dışarısını güvenli bulmuyor demektir. Bu durumda hazırladığınız odada onu kafesin kapağı açık olmak üzere bir müddet yanlız bırakın. Bir süre odaya alışacaktır, sonra dışarı çıkmak isteyecektir. Ancak siz odadayken bunu yapması zor olabilir. Arada bir kontrol edin, dışarıya çıktıysa eğitime başlayın. Eğer kuş saatler geçmesine rağmen dışarı çıkmıyorsa, 1 numaralı eğitiminiz sopaya konma değil, dışarıya çıkarma olmalı. Hergün belli saatlerde odayı hazırlayıp kafesin kapağını açın ve elinizle gözlerinizle,ona açık kapıyı gösterin. “Dışarıya çık, hadi bakalım” türü şeyler söyleyin ve onu yanlız bırakın. Buna, dışarı çıktığı güne kadar devam edin.(eninde sonunda çıkacak, sabırlı olun) Dışarı çıktığını görürseniz, onunla aynı odada durun bir müddet, varlığınıza alışsın. Sonra sopa eğitimine başlayın. Ancak unutmayın, eğitim sırasında kafes göz önünde olmamalı. Bir kuşu kafesinin üstünde (kendi alanında) eğitemezsiniz. Daha kaprisli, daha sinirli ve inatçı davranır. Şunu da belirteyim, çok uzun süre kafesinde tutulmuş kuşların, kafeslerine fazla bağlandıkları için dışarı çıkma istekleri daha az olur, daha cesaretsiz olurlar. Aslında acı birşey; hayvan hapis hayatına alışmıştır.

    Daha sonra gün içinde tipik, kafese yaklaşma eğitimi yaptım sadece. (artık kafesin dibine kadar yaklaşıyordum) Zaten kafesine girdikten sonra bana ve yaptıklarıma olan ilgisi 5 kat arttı. İçinde bulunduğu durumun ciddiyetini kavramış ve benim ona olan ilgimi farketmiş olduğu için her hareketimi, her bakışımı, her lafımı dinler hale geldi. Öğleden sonra mamasını ve suyunu çıkarıp ona hafif bir fısfıs yaptım (yani spreyle ılık su çiselettim üzerine) çok hoşuna gitti. İlk defa böyle birşeyi deneyimlediği için kafesin içindeyken yaptım. (maması suyu dışarıda olacak) (İkinci spreylemem 8. günündeydi ve bu işi o dışarıdayken yaptım)

4. gün Sabah çok aktif olduğundan ona bir iki saat kafesinde vakit geçirme izni verdim ve saat 10 gibi yine odayı hazırladım, ve Rika’yı dışarı çıkardım. Artık daha sakindi. T sopasına kondu, orada tüylerini taradı, bir kaç şeye gaga attı.Rahatlayınca eğitime başladım. Yine sopaya “çık” diyerek konmasını istedim.İstediğimi yapınca “aferin” aldı. Yarım saat sonunda rahatça sopaya geliyordu. Elimdeki sopadan T sopasına geçmeyi öğrettim vs. Arada da fırsat buldukça, Ken Globus’un yaptığı gibi iki elimle ona uzandım ve bir elimle gagayı oyalarken, öteki elimle kanadına dokunmaya çalıştım. (kanat ayarı olmadığı için uçarak benden kaçsa da devam ettim, tabii hayvanı çok zorlamadan ve asla korkutmadan. Sık sık nefes alma, rahatlama fırsatı vererek) Fakat benden kaçarken yere kondu ve bu da aradığım fırsatı verdi bana. Yere konunca benim uzun boyum karşısında olduğu yerde kalakaldı ve bende uçmasına izin vermedim, yere, hemen yanına oturdum, kollarımla kaçmasına engel oldum. Çaresiz kalan papağan donakalır, saçma bir hareket yapmaktan kaçınır. Bayaa bir hırladı bana fakat ben onunla konuştukça sakinleşti ve sonunda tümden sustu. Benim ona böyle tam tepeden bakıyor olmam beni otomatik olarak “üstün” konuma geçirmiş oldu. Sonrasında bacağıma kondu, oradan sopaya aldım onu ve T sopasına dinlenmesi için koydum. Beş dakika sonra yine sopa aracılığıyla kafesine kapattım.
Kuşun yere konması benim için şans oldu, fakat, normalde, sopanın üstüne konan kuşla yavaşça duvara yaklaşırım, kuşu duvarla kendim arasında tutarım, diğer kolumla da yandaki açıklığı kapatırım. (böylece bir yere kaçamaz) Kendime yaklaştırıp sopayı yavaş yavaş aşağı indiririm ve ona biraz üstten bakarım. Tabii tatlıtatlı konuşmaya devam. Bu da aynı şeyi ima eder ona, bak senden yukardayım, tamamen elime düştün ama sana bir zararım yok. Bu mesajı kesinlikle anlıyorlar. Sonrasında fazla uzatmadan kafes.

Gün boyunca mutluydu, hırlamayı tümden kesmişti, hatta komik komik ötüyordu arada ve yakınında durmama rağmen suyunu içiyordu. Akşam yemek yerken bize eşlik etmeye başladı, bu, bizi sürüsü olarak görmeye başladığının ilk göstergesi.

5. gün Sabah her zamanki gibi odayı hazırladım ve onu dışarı çıkardım. Artık sopaya rahatlıkla konduğuna göre koluma konmayı öğrenme vakti geldi. Önce bir iki sopa alıştırması yaptık, sorun çıkarmadı. Sopayı kolumun üstüne koyup,sanki kolumda duruyormuş gibi tuttum onu, yine sorun çıkarmadı. Fakat iş gerçekten koluma konmaya gelince, reddetti. Bunun üzerine benim için çok tipik bir yöntem haline gelmiş, kendi deyimimle “çadır yöntemi”ni kullanmaya karar verdim. Bu yöntemi kullanmak için önceki aşamaların başarıyla tamamlanmış olması gerekli. Kuşunuz artık sizden çekinmiyor olmalı (ve hırlamıyor) ve sopaya konmaya tamamen alışmış olmalı.
(kanat ayarı yapılmış bir kuşta bu yöntemi kullanmak gereksiz olabilir)
Öncelikle pencerenin önüne kalın bir battaniye seriyorsunuz. Sonra önde kalın güneşlik perde, arkanızda da tül perde olacak şekilde (uzun olması tercih edilir) iki perde arasına sopaya konmuş kuşla birlikte giriyorsunuz (kuş asla pencereyi görmesin, pencereden dışarı çıkmak için sonuçsuz denemelerde bulunuyor ve ilgisi dağılıyor.) Yere battaniye konmasının nedeni eğer kuş korkup kendisini yere atarsa bir yerini incitmesine engel olmak.(bu hiç başıma gelmedi ama ne olur ne olmaz) Rika iki perde arasına girince önce biraz söndü (tüylerini yapıştırdı) çünkü baktı ne dışarıya ne de benden kaçış var. Fakat onunla konuşmaya devam edince sakinleşti ve ona “çık” diyerek kolumu uzattım, karnının altına dayadım. Neyseki kolumda ve elimde bez sarılıydı, sinirli bir ısırık attı fakat ben bezden ötürü etkilenmeyince daha fazla itiraz etmeden koluma geçti. Kuş ilk defa kola konunca kolu sağlam ve sarsıntısız tutmak gerekiyor, ben de öyle yaptım. Kerata bayağı ağır olsa da kolumu kıpırtısız tuttum. Arada kaçma girişimlerinde bulundu fakat iki perde arasında tutunacağı bir yer olmadığından öylece kaldı. Sonra onu tekrar sopaya aldım , sopadan sonra yine koluma. Çok sıkmamak gerek hayvanı, “kol”un üstünde durulabilecek bir şey olduğunu anladığı anda eğitime son vermek gerek. Bu arada, eğer kuş perdeye tutunup yukarılara tırmanmaya başlarsa, sakince, bez sarılı elle onun yolunu tıkayıp, sopayı da karnının altına dayamak gerek. Böylece onu sopaya konmaya ikna etmelisiniz.

Bundan sonra onu kafese geri koydum, eğitim toplam 1 saat sürdü. Akşam 7’ye kadar birlikte müzik dinledik, yemek yedik, bir ara onu yanlız bıraktım vs. Akşam, oturma odasında kafesinin üst kısmını açtım ve tüneğini yerleştirdim. Bu defaki niyetim ona eğitim vermek değil, dışarıda rahat rahat oturmasını sağlamak. Tabii önceden odada tehlikeli olabilecek şeyleri ortadan kaldırdım. İlk defa oturma odasında dışarı çıkıyordu ama daha önce kafes içinde bu odayı görüyor olduğundan garipsemedi. T sopasını güzel bir köşeye koydum ve ilk defa, elimi hiçbir şeyle sarmadan, kolumu ona uzattım. Küçük bir kaçma kovamalamaca yaşadık fakat sonra ikna olup koluma kondu. Ve tabii benden kocaman bir “aferin”aldı. Bende onu T sopasına yerleştirip rahat bıraktım. 1-2 saat dışarıda durup oyuncaklarıyla ve tüyleriyle meşgul oldu ve tabii acıktı. Bende onun karşısına geçip bir şeyler yemeye başladım, baktım çok ilgili, ona da bir çekirdek uzattım. Çekirdeği parmaklarımdan kibarca aldı ve yedi. Böylece elimden yemeye başladı. Çekirdek dışında hiçbirşey yemediğinden ona biraz çekirdek verdim, sonra bir tanede fıstık uzattım. Kabul edince bir de ceviz verdim, hepsini yedi. Tekrar çekirdek verdim, sonra bir de elma uzattım. Yemedi, sadece tadına baktı ama sonuçta tadına baktı. Bu şekilde bir çekirdek, bir meyve, bir çekirdek, bir sebze derken bir sürü meyve-sebzenin tadına da bakmış oldu. İyi bir gelişme.
Ardından koluma aldım, rahatça kafesine koydum, uyku.





  1. 6. gün Sabah koluma gelme eğitimine devam ettim. (tabii artık çadır yöntemine gerek yok, o sadece, hayvanı kolla tanıştırmak için) Artık rahatlıkla kola konuyordu, bir koldan ötekine geçiyordu. Arada bir itiraz ettiği ve kaçtığı oluyordu o kadar. Sabah eğitimini kola gelme alıştırmalarıyla geçirdik. Arada sırtına yavaşça dokundum, gagasını tehdit eder gibi açıp kapatıyordu ama hiç ısırmadı, bende onu fırsat buldukça okşamaya devam ettim. Toplam 1-1,5 saat dışarıda kaldı ama sadece 45 dakikası eğitimle geçti.

    Akşam yine oturma odasında dışarı çıktı. Fakat bu defa kendine daha güvenir bir haldeydi. T sopasında, serbest dururken papatya suyu katılmış ılık suyla bir güzel spreyledim beyefendiyi. Kendisini biraz kuruladıktan sonra odanın içinde keşfe çıktı, ilk defa dışarıda sevinçli caklamalar, ıslıklar çıkardı. Daha önce sadece kafesindeyken sesi çıkıyordu. Bu rahatladığının ve mutlu olduğunun bir göstergesi. Yine elimden yemek yedi, ona yine yeni mamalar tattırdım ve kitap raflarımın arasında kendisine güzel, kuytu bir köşe bulup orada bir süre oturdu. Kısacası güzel vakit geçirdi. Arada sırtını ve ayaklarını okşamayı da ihmal etmedim.
7. gün Sabah eğitim çıkışında odadaki tehlikeli şeyleri (ayna gibi) yine kaldırdım ancak bu defa her yere battaniye germedim, korku dolu bir hali yok çünkü. Artık “çık” deyince kendisi adım atarak elime geçtiği için, ve ısırmayı tamamen kestiği için, elime bez sarmıyorum. Ona yeni bir komut öğretmeye başladım; “git”. Gereksiz olduğu düşünülebilir ama ben bir çok yararını gördüm, bilhassa kuş iyice alışıp üstünüze sinek gibi yapıştığında ve dışarıda açık havada serbest bırakma eğitimi verirken bu tip komutlar işe yarıyor. Ele gelirken “çık”, elde dururken, nereye konmasını istiyorsanız orayı bakışlarınızla ve elinizle göstererek “git” diyorsunuz ve kolunuzu uçması için o yöne doğru eğiyorsunuz. İstediğiniz yere konunca kocaman bir “aferin” diyorsunuz. Sonra yine “çık” diyerek elinize ve yine aynı şekilde “git.” (neden gel değilde çık? Çünkü “gel” komutunu yanlızca onun bana gelmesini istediğimde kullanıyorum. Çık, benim uzanıp onu almam, gel ise onun her neredeyse yürüyüp/uçup bana gelmesi anlamında. Gel komutunu 1 ay sonra öğrettim) Üç beş deneme sonrası Rika olayı kapmıştı. Etrafta serbestçe dolaşıp rahatlamasına izin verdim ve oradan da kafese.

Akşama tuvalet eğitimine başladım. Bu çok basit. Kuş dışarıda T sopada dururken, tuveletini yaptığı anı gözleyin. Tuvaletini yapar yapmaz elinize alın ve “aferin” diyin. Önce neye aferin dendiğini anlamıyor. Sonradan olayı kapacak ama. İkinci olarak, T sopada dururken, tuvaletini yaptıktan ortalama otuzbeş dakika sonra kuşu elinize alın ve tuvalet vaktinin gelmesini bekleyin. Tuvaleti yapmaya niyetlendiği anda onu T sopasına yada kafes üstüne koyun, “bombala” “hadi bakalım” türü bir komut verin. Tuvaletini yapar yapmazda oradan alın ve aferin deyin. Çok kısa sürede tuvaletlerini nereye yapması gerektiğini anlıyorlar. Bunu destekleyici başka bir şeyde, tuvaletini istediğiniz yerin dışında bir yere yaparsa, “cuk cuk cuk” diyerek ona esefle bakın ve onun gözü önünde dışkıyı bir kağıtla alıp, kağıdı kafesin içine (yada nereyi tuvalet olarak belirlediyseniz oraya) atın. Bunuda çok güzel anlıyorlar. Tabii zamanla.

Evet, çok uzun oldu ama daha kısa nasıl anlatırdım bilmiyorum. Çünkü her ayrıntı önemli. Bu aşamadan sonrasıinsanın papağanıyla ilişki kurma becerisine, papağanına ayırdığı vakit ve ilgiye dayanıyor. Bir kaç şeyin altını tekrar çizmek istiyorum:

- Papağanın kendi kendine evcilleşmesini beklemeyin, ancak asla zorlamak, sert davranmak, evcilleştirmek demek değildir. Sakin olduğunuz, ona karşıhareketleriniz yumuşak olduğu ve onunla konuşmaktan vazgeçmediğiniz sürece papağanınız giderek daha az agresif davranacaktır.

- Evcilleşmesi için aylarca hatta senelerce beklemeyin. Evcilleşmememişpapağan daha stresli, daha problemli ve mutsuz olur. Tüy yolma sorunu da daha sık görülür. (bunu usta papağan eğitimcileri diyor) Sadece, onu evcilleştirirken, asla sert olmayın, her ayrıntıya, hayvanın güvenliği için dikkat edin. En azından iki saatinizi onun eğitimine ayırın. Eğer hayvancağızıeğitecek vaktiniz yoksa, bütün gün kendi başına bırakıp günde bir iki saat onunla duracaksanız kuş almayın, hamster alın.

- Kuşunuzdan korkmayın, iki taraf da birbirinden korkuyorsa gelişme kaydedemezsiniz. Isırmasından korkuyorsanız kendiniz için önlemlerinizi alın (eldiven gibi) fakat bu önlemleri kuşunuzla önceden tanıştırmayı ihmal etmeyin. Birdenbire hiç bilmediği bir nesneyle (sopa, eldiven, perde) karşılaşırsa panik olur.

- Eğer kuşları evcilleştirme konusunda hiç deneyim sahibi değilseniz, önceden iyice araştırma yapın. İlk defa kuş sahibi oluyorsanız, eğitim işini hafife alıp hayvanı rezil etmeyin lütfen. Hayvanı çok heyecanlandırmayın,yormayın; ona sık sık sakinleşme, nefes alma, rahatlama imkanı sunun. Unutmayın eğitim onun için hoş ve değişik bir deneyim olmalı, asla nefret edeceği ya da korkacağı bir şey değil. Gerekirse bilen birine başvurun. Dışarı çıktığında yiyebileceği mamalar ve oynayabileceği oyuncaklar vermek onun için eğitimi çekici yapar.

- Eğitim saatleri her zaman aynı vakitlerde olmalı, bunu da unutmayın.

- Karşınızda zeki ve duygulu bir hayvan olduğunu asla unutmayın. Davranışlarınız, bakışlarınız, konuşmanız ona çok şey anlatır ve öğretir. Bilhassa gri papağanlar anlamsız şekilde kelime tekrar eden kuşlar değildir. Aynıanlamsız kelimeyi ona tekrarlıyorsanız hayvanın zekasını küçümsüyorsunuz demektir. Kelimeleri anlamlarıyla öğrenirler doğru yerde kullanırlar hatta cümle kurarlar. (Ben Rika'ya "canım" kelimesinin anlamını, bir arkadaşıma "canım" diye sarılıp öperek öğrettim. Bunu bir iki defa göstermem yetti. 10. gününde Rika "canım" diyerek ona sarılmama ve iki yanağından öpmeme izin veriyordu ) İstemediğiniz bir davranışıolursa "hayır" deyip ona kötü kötü bakmanız ve onu beş dakika yanlız bırakmanız yeterlidir. Bağırırsanız sadece onun davranışını körüklersiniz.

- Kuşunuz temel eğitimi alınca (ele kola gelme, elden yemek yeme, kendisini sevdirme, ısırmama vs.) onu dışarıya bol bol çıkarmaktan çekinmeyin, ancak ona kafesinde vakit geçirebilmesi için de zaman verin. Şu anda Rika saat 9.00'dan 11.00-12.00'ye kadar dışarda takılır. Verdiğim kartonları yer, kafesinin üstünde oturup oyuncaklarıyla oynar, ben neredeysem orada takılır, bir yerlere tırmanır eder. Sonra saat 15.00'e kadar kafesine koyarım onu, sonra yine çıkarırırm (evde değilsem, akşam eve gelince) akşamları da ortalıkta muzurluk yapar, öter vs. Kanatlarını sadece akşamları çırpmayı seviyor mesela. Gündüz asla çırpmıyor. Yani kuşunuza doğru şekilde yaklaşır, eğitimini doğru şekilde verirseniz, onun ihtiyaçlarını anlar, vücut dilini öğrenirseniz, onu bol bol dışarı çıkarmanızda hiçbir mahsur yok. Aksine, kendini daha mutlu hissedecektir, çünkü aileye dahil olabilecektir. Ancak temel eğitim aşamasında günde en fazla 2 saat dışarıda kalmalı, bunu unutmayın.(sadece siz istediğinizde kafesine girmeli ve çıkmalı)

- Ses tonunuz ve içinizden geçen niyet çok önemlidir. Niyetinizi daha siz idrak edemeden anlarlar. Kuşunuzla konuşurken kısık bir ses tonuyla konuşursanız, ilerisi için kuşunuza "kısık sesle" konuşmayı öğretirsiniz. Eski papağanım Haydut sabahları kısık sesle cikirder, biz gün içinde fısıldayarak konuşursak, o da fısıldayarak öterdi.

Sanırım hepsi bu. Rika'nın bir haftalık macerası umarım papağan evcilleştirmeye niyetlenen yada evcilleştirmede sorun yaşayan kişilere yardımcı olur. Ancak tekrar belirteyim, lütfen, eğer evcilleştirme hususunda tamamen tecrübesizseniz işi ağırdan alın, 1 haftayı 1 aya çıkarın. Cesaretiniz yoksa, kendinize tam güvenmiyorsanız ve korkuyorsanız da, kuşunuzdan önce kendinizi eğitin, yoksa hayvana eziyet edersiniz.

Herkese başarılar.


Günlükten Başka Bir Eğitim Notu :

Eğitim vakitleri papağanınızla birlikte vakit geçirmenin en güzel yollarından biridir bana göre. Numaralar, papağanınızla olan ilişkinizi sağlamlaştırır, birbirinizin dilini çözme hızınıarttırır ve birlikte eğlenmeniz için bir fırsat yaratır. Ayrıca papağanınızın zeka seviyesi de eğitimle birlikte gelişme gösterir. Doğal hayatlarında sorunlarına çare arayarak zekalarını geliştiren papağanlar, herşeyin hazır geldiği ev ortamında zekasını kullanmasını gereketirecek bir şeylere ihtiyaç duyar. Elbette bu süreç hem sizin için hem de papağanınız için eğlenceli olmalıdır. Eğitim metodlarına geçmeden önce, öncelikle dikkat etmeniz ve bilmeniz gereken şeyleri sıralayacağım:

- Numara öğretme işine geçmeden önce, papağanınızın ele kola çıkmayı, elinizden mama yemeyi, rahatça dışarı çıkıp, kafesine girmesini öğrenmiş olması gerekir. Ayrıca, papağanınız artık size hırlamıyor, sizden ve elinizden korkmuyor olmasıda önemlidir. Henüz bu aşamaları geçmediyseniz, numara öğretmeye çalışmadan önce tamamen evcilleşmesine çalışmalısınız. Aksi taktirde numara eğitimi hiç ummadığınız şekilde ters tepebilir, papağanınızın sizden korkmasına neden olabilir.
- Numara öğretirken neşeli, sakin, anlayışlı ve sabırlı olmalısınız. Bu dördü olmadan, numara eğitimi başarısız olur, papağanınızın sizden çekinmeye başlamasına sebep olursunuz, ki bu eğitimin hedefi tam tersi. Eğer sinirli ve yorgun bir gününüzdeyseniz, o gün eğitim vermemenizi tavsiye ederim.
- Günün belli bir vakti eğitime ayrılmalıdır. Ve bu vakit hem papağan için hem de sizin için uygun bir ortak zaman demektir. Yani tek taraflıdüşünmemelisiniz. Papağanlar gün içinde belli zamanlarda yemek yer, uyur, yanlız kalmak ister, dinlenir, oynar. Örneğin eğitim vaktini tam hayvanın uyukladığı bir saate denk getirirseniz, papağanınızın canını sıkarsınız. Bu durumda, eğitim havasında olmadığı için ya agresif davranacaktır, ya da tam bir aptal rolü yapmaya başlayacaktır. (Aptalı oynamayı çok iyi becerirler.) Ya daşimdiye kadar öğrendiği herşeyi unutmuş gibi davranacaktır. (asla unutmazlar, sakın kanmayın) Böyle bir durumda suçu kendinizde aramalı ve kuşunuz için daha uygun bir vakit ayarlamalısınız. Rika’yla benim eğitim vakitlerimiz akşam saat 7,5’la 8,5 arasındadır. Bu saatlerde Rika biraz acıkmış ama dinlenmiş oluyor. Eğitim bitince (eğitimin gazıyla) bir süre oyun oynayıp, mama atıştırıyor ve uykuya çekiliyor. Eğer tam onun oyun oynama vaktini eğitime ayırırsam kesinlikle canı sıkılır, yada mamasını yedikten sonra yaparsam eğitimi, verdiğim ödüllerin anlamı kalmaz. Doğru vakti zamanla bulacaksınızdır, sorun etmeyin.
- Unutmayın, kuşunuz davranışlarınızı çözmeye çalışarak kendisinden ne istendiğini anlamaya çalışmaktadır. Siz de aynı şekilde onun vücut dilini

çözmeye çalışmalısınız. Eğitimden sıkıldı mı, aynı numarayı bir kez daha mı yapmak istiyor, bugün eğitim havasında değil mi, neşeli mi, asabı mı bozuk, ne istediğinizi anlayamadığı için endişelenmeye mi başladı? Bunları anlamaya çalışın.
- Ona davranışlarınızla ne istediğinizi anlatırken, işi kolaylaştırmak için bir ödül maması ayarlamalısınız. Bu mama normal öğünlerinde vermediğiniz ama kuşunuzun bayıldığı bir şey olmalı. Gün içindeki öğünlerinde hiç vermediğim için ve Rika’nın en sevdiği şey olduğu için, ben ay çekirdeğini tercih ediyorum. Fakat kuşunuzun en sevdiği fıstıksa, her başarılı davranış sonunda koca bir fıstık vermeye kalkmayın. Karnını çabucak doyurur(ayrıca sağlıksız) ve eğitimin çekiciliği kalmaz. Bir fıstığı küçük lokmalara bölüp(dört beş parçaya mesela) her olumlu hareketinde bir parçayı verin.
- Bol bol vücut dili kullanın. İstediğiniz davranışı yaparsa gülün, ödül verin, el çırpın ve aferin deyin. İstemediğiniz davranışı yaparsa, ya da başarılıolamazsa, başınızı sağa sola sallayıp, “hayır” deyin. İstediğinizi yapar ama yeterince iyi yapamazsa, aferin deyin, ödül vermeyin ve “daha iyisini yapabilirsin” diyerek aynı davranışı tekrarlamasını isteyin.
- Ödül verirken asla gecikmeyin. Doğru davranışı yapar yapmaz ödüllendirin, ki istediğinizin bu olduğunu anlasın. Ancak papağanlar ödül nedeniyle bir davranışı öğrenmezler, unutmayın. Öğrenmek istedikleri ve ilginç geldiği için öğrenirler. Ödül sadece yardımcıdır. Rika "kanat çırpma" numarasını ödülle öğrenmedi mesela. Ayrıca "kanat germe" numarasınıhiç sevmedi ve ne kadar ödül verirsem vereyim, numarayı öğrenmiş olmasına rağmen yapmak istemiyor ya da kerhen yapıyor. Her numarayı sevecek diye birşey yok.

Numaraları üç kısma ayırabilirim:
- Temel davranış eğitimi
- Kolay Numaralar
- İleri seviye Numaralar

Eğitim yöntemimi “örnek model göstermek, davranışa yardımcı olmak ve ödül vermek” diye tanımlayabilirim. Ben hiç clicker yöntemi kullanmadım, açıkçasıihtiyacım da olmadı. Zaten cliker yönteminde de bir süre sonra clicker, eğitimin içinden çıkarılıp öyle devam ediliyor.
-Temel Davranış Eğitimi:

Bunlar öncelikli olarak öğretilmesi gerekenler. Bu aşamadan sonra kolay numaralara geçmenizi öneririm çünkü temel davranış eğitimi aynı zamanda papağanla insan arasındaki ilişkinin ve dilin de başlangıcı oluyor.

Birlikte Dolaşma: Papağanınızın güvenliği açısından bu önemli. Ayrıca papağanınızın size olan güveninin gelişmesi açısından. Papağanınız kolunuzdayken birlikte evin içinde dolaşmaya çıkın ancak onu göğsünüze yakın tutun. İşi çok uzatmadan kafesine götürün, ödül verin. Bu konuda bir sorun çıkarmamaya başladığında, evde dolaşırken bir elinizi kanatları civarında tutun ancak dokunmayın. Onunla konuşmayı ihmal etmeyin, bilhassa hem düşünceleriniz hem sözlerinizle, onu koruyacağınızı, sizinle birlikte güvende olduğunu ona söyleyin. Yine uzatmadan kafese ve ödül. (illa kafese olmak zorunda değil, T sopasına ya da hoşlandığı herhangi bir yer de olabilir) Bu konuda da sorun kalmadığında, kuşu göğsünüze yaslayın ve bir elinizle sırtını ve kanatlarınıhafifçe tutarak evde dolaşın. Zamanla papağanınız bu şekilde dolaşmaya o kadar alışacak ki, siz yürürken dengesini kaybederse, ya da herhangi birşeyden korkarsa, kaçmak, uçmak yerine, sizin onu bu şekilde tutmanız ve korumanız için gagasını omzunuza yaslamaya, koynunuza sokulmaya başlayacak Rika öyle yapıyor. Ayrıca bu eğitim ileride açık havada dolaşırken ya da etrafta pencere açıkken de işinize yarayacaktır.

Tırnak Törpüleme: İlk gün, papağanınızın pençesini hafif hafif sevin. Ve onunla tırnak törpülemenin anlam ve önemi üzerine konuşun (yani tırnak törpüleme kelimelerini öğrenmesi için bu konuda birşeyler söyleyin işte ). Eğer hiç sorun çıkarmıyorsa, pençesini nazikçe elinize alın, bu şekilde sevin. Papağanınızı törpüyle tanıştırın, gagalamasına izin verin. Bu eğitimi bir kaç gün tekrarlayın.
Pençesini elinize almanıza alıştıysa ve törpüyle bir sorunu yoksa, daha sonraki günler pençesini elinizde tutarken, tırnaklarıyla, parmaklarıyla oynayın. Törpüyü tırnağına değdirin ama törpülemeyin.
Sonraki günlerde bu duruma da alıştığında, tırnaklarından birini hafifçe törpüleyin. İtiraz ederse ona törpüyü uzatıp ne olduğunu anlamasını sağlayın. Kendi tırnağınızda ne yaptığınızı gösterin. Sonra yine bir tırnağınıtörpülemeyi deneyin. Tırnağının törpülenmesine tamamen izin verene kadar birden fazla tırnağını
törpülemeyin.
Bu eğitimi tırnak makası için de kullanabilirsiniz. Rika hem tırnaklarınıtörpületir, hem de tırnak makasına izin verir. Böylece onu elimde tutmak, onunla mücadele etmek zorunda kalmam. Ben manikür pedikür işini bitirene kadar öylece bekler. Sıkılırsa ancak, gagasıyla beni uyarır, o zaman ben de çekilir, biraz sonra yine devam ederim.

Kanat ayarı: Tırnak olayıyla aynı şekilde aslında. İlk günler kuşunuzun kanatlarının altını sevin, zamanla kanatlarını tutun, daha sonraki günler kanatlarını hafifçe açın. Bu süreç esnasında da makasla onu tanıştırın (kocaman olmasın). Ancak kendisine zarar vermemesi için fazla oynamasına izin vermeyin.İncelesin yeter. Makasla bir derdi kalmadığında ve kanatlarını rahatça açmanıza, elinize almanıza izin verdiğinde, kanat ayarı yapmak artık çok kolay olacaktır. Bu eğitim illa kanat ayarı için kullanılmayabilir. Kanat ayarıyapmayacak bile olsanız, kuşunuzun kanatlarına bu şekilde dokunabilmeniz aranızdaki iletişimi sağlamlaştıracaktır.

Yolculuk vakti: Bu eğitim, papağanınızın bir yolculuk kafesi varsa verilebilir. Ben yolculuk kafesi olarak 35x50cmlik bir kedi taşıma kafesi kullanıyorum. İçine bir ağaç dalı, oyuncak ve yemlik yerleştirdim. Papağanınızıveterinere götürürken ya da tatile giderken, gezmeye götürürken bu kafesler çok kullanışlı oluyor. Ancak papağanınıza önceden bu kafesi ve anlamınıöğretmezseniz çok zorluk çekebilirsiniz ve papağanınızı korkutabilirsiniz.
Bu eğitim çok basit. Öncelikle yolculuk kafesini papağanınızın gözü önünde hazırlayın, içine sevdiği mamalardan koyun. Sonra papağanınızı kafesin üzerine koyun ve dıştan, kafesi tanıması için vakit verin. Eğer hiç sorun çıkarmıyorsa, elinizi kafesin içine sokun ve "içeri gir, gidiyoruz hadi" deyip kuşu içeri sokun. Mamayı bulup yiyecek ve içerisini tanımaya çalışacaktır. Eğer sorun çıkmadıysa kafesin kapısını kapatın, gülerek konuşun onunla. İlk yolculuk çok kısa olmalı. Güle oynaya bir odadan başka bir odaya götürün kafesi ve kapıyıaçın, dışarı çıkarın. Rika taşıma kafesini o kadar beğenmişti ki, yarım saat içinden çıkmak istememişti Bu eğitimi haftada bir kaç kez yapın ve her seferinde yolculuk mesafesini uzatın. Odaları dolaştırın, sonraki aşamalarda hava güzelse şöyle kısa bir gezintiye çıkıp eve dönün. Kafesten çıkınca da bol bol aferin deyip ödül verin. Bu şekilde uzun yolda bile papağanınız mutlu birşekilde yolculuk yapmaya başlayacak.
Duş alma: Kuşunuzla birlikte duş alabilirsiniz Böylece kuşu yıkama olayınız da çok kolaylaşacaktır ve birlikte bir aktivite yaptığınızdan ötürü kuşunuz size daha da alışacaktır. Bunun için öncelikle kuşunuzu banyoya alıştırmalısınız. Kuşu T sopasıyla birlikte banyoya koyun, eline de sevdiği bir iki yiyecek tutuşturun. Sonraki günlerde siz banyo yaparken onu da T sopasına koyun ve yine yiyecek verin. Kuşunuz sizi banyo yaparken izlesin (başta biraz utanıyor insan ). Eğer korkmuyorsa, parmaklarınızla ona da hafifçe su sıçratın. Bir kaç defadan öteye gitmeyinşimdilik. Üçüncü seferde, yine T sopasında olsun kuşunuz fakat bu defa, siz banyo yaparken ona da sık sık su sıçratın. Zamanla su sıçratma miktarınıarttırabilirsiniz. Kuşunuz iyice alıştığında, (bilhassa yaz aylarında) tümden
banyo yapması gerektiği zaman, sizinle birlikte seve seve duşa girecektir(kulağa dikkat). Eski papağanım Haydut kendiliğinden duşun üstüne konar, o da orada sırılsıklam olana kadar banyo yapardı.

Kurulanma: Kuşunuz banyo yaptıktan ya da spreylendikten sonra, üstündeki fazladan suyu almak için onu havluya alıştırabilirsiniz. Öncelikle sizi havluyla kurulanırken görsün, sonra havlunun ucunu ona uzatın, ısırsın, tanısın. Bir iki gün böyle havluyu gördükten sonra, onunla havluyu da içeren bir oyun oynayabilirsiniz. Mesela ecnebilerin peekaboo dedikleri, bizim cee! dediğimiz çocuk oyunu. Havlunun arkasına saklanın, bir üst kenardan, bir yan kenardan ona bakın, sonra havluyu indirip cee! deyin.İçerik böyle Dünyanın her yerindeki papağanlar bu oyuna bayılıyor. Önceleri ne tepki vermeleri gerektiğini anlamasalar da, zamanla oyunun mantığını kavrayıp size katılmaya başlarlar. Böylece havlu onun sevdiği bir nesne haline gelir. İşte o zaman, havluyla kurulama olayı çoook basit bir şey haline geliyor. Ne papağanıtutmanıza gerek kalıyor, ne de onunla mücadele etmeniz. O öylece dururken siz de onu kuruluyorsunuz.
Gel komutu: Ben "çık" ve "gel" komutlarınıiki ayrıanlamda kullanırım ve kuşlarıma böyle öğretirim. Çık, elimi uzattığımda kuşun elime çıkmasını, gel, kuşun çağırdığımda bana gelmesini ifade eder. Gel eğitimine başlamak için kuşun rahatlıkla elinize kolunuza çıkmayı öğrenmişolması gerekir. Daha önce anlattığım temel davranışlardan sonra "gel" eğitimini uygulamanızı tavsiye ederim. Çünkü papağan gerçekten güvenmediği ve sevmediği birine işini gücünü bırakıp gelmek istemeyecektir. Kuşunuz T sopasındayken kolunuzu ona uzatın ve çık deyin. Kuşunuz kolunuza çıktığında ona bir ödül verin ve aferin deyin. T sopasına geri koyun. Aynı olayı bir iki kez daha tekrarlayın. Böylece kuşunuz, kolunuza çıktığında ödül alabileceğini öğrenir. Ardından, kolunuzu sopanın uzak bir köşesine dayayın ve "gel" deyin. Öteki elinizle de kolunuzu gösterin, sonra da ödülü. Eğer ne demek istediğinizi anlamaz ve elinize gelmezse, ödülü uzatın, almak için uzanacak fakat sakın vermeyin ödülü, "gel" deyin. Bu şekilde ödülü uzatarak kolunuza doğru yaklaşıp çıkmasını sağlayın (gel diye tekrarıunutmayın) kolunuza çıktığında kocaman bir aferin ve ödül.
Artık "gel" dediğinizde ve kolunuzu gösterdiğinizde kendiliğinden geliyorsa, kuşunuzu rahat ettiği başka bir yere koyun. Mesela kanepeye ya da yere. Kolunuzu uzatın ve "gel" deyin. Aradaki mesafe 30 cm falan olsun. Gelmezse yine ödülle onu kolunuza çekme taktiği uygulayın. Eğer kolunuza gelmeyi öğrenirse, sonraki günlerde mesafeyi 10ar cm açarak "gel"mesini isteyin. Bu şekilde devam ederseniz, zamanla uzak mesafelerden bile koşarak size gelecektir.
Yürüyerek gelmeyi tamamen öğrendiğinde, uçarak gelmeyi öğretmelisiniz. T sopasındayken, kolunuzu sopaya 20-30cm mesafede tutun ve "gel" deyin. Gelmezse ya da cesaret edemezse ödülü gösterin. Biraz uğraştırabilir. Uçup da gelirse, hemen ödüllendirin ve o günlük eğitimi bitirin. Gelmezse, daha önceki gibi sopada yürüyerek gelmesini isteyin, gelince ödüllendirin ve hemen arkasından da uçarak gelmesini isteyin. Zamanla, çağırdığınızda hemen gelmeyi öğrenecektir. Bu eğitim uzun vakit alabilir ve bir çok kuş, sahibine tamamen bağlanmadan çağrıya cevap vermez.

Git komutu: Eğitime başlama zili yerine kullanıyorum ben bu komutu. Rika'yı elime alıp "eğitim vakti!" diyorum ve T sopasını göstererek "git!" diyorum. O da heyecanla sopasına uçuyor ve eğitime başlıyoruz. Bu komutu öğretmek kolay. Kolunuzdayken T sopasını işaret ederek "git" deyin, ve kolunuzu o yöne doğru eğin. Bakışlarınızla da o yönü işaret edin. Çok geçmeden istediğinizi anlayıp sopasına uçacaktır. Hemen ödüllendirin. Sopasına bu şekilde gitmeyi öğrendiğinde, başka yönlere de kullanmaya başlayabilirsiniz. (Kanepeyi gösterip git demek gibi) Kelimenin anlamını iyice öğrendiğinde, aynı yöntemi kullanarak, yürüyerek de gitmesi için eğitebilirsiniz.
Duş alma: Kuşunuzla birlikte duş alabilirsiniz Böylece kuşu yıkama olayınız da çok kolaylaşacaktır ve birlikte bir aktivite yaptığınızdan ötürü kuşunuz size daha da alışacaktır. Bunun için öncelikle kuşunuzu banyoya alıştırmalısınız. Kuşu T sopasıyla birlikte banyoya koyun, eline de sevdiği bir iki yiyecek tutuşturun. Sonraki günlerde siz banyo yaparken onu da T sopasına koyun ve yine yiyecek verin. Kuşunuz sizi banyo yaparken izlesin (başta biraz utanıyor insan ). Eğer korkmuyorsa, parmaklarınızla ona da hafifçe su sıçratın. Bir kaç defadan öteye gitmeyinşimdilik. Üçüncü seferde, yine T sopasında olsun kuşunuz fakat bu defa, siz banyo yaparken ona da sık sık su sıçratın. Zamanla su sıçratma miktarınıarttırabilirsiniz. Kuşunuz iyice alıştığında, (bilhassa yaz aylarında) tümden banyo
yapması gerektiği zaman, sizinle birlikte seve seve duşa girecektir(kulağa dikkat). Eski papağanım Haydut kendiliğinden duşun üstüne konar, o da orada sırılsıklam olana kadar banyo yapardı.

Kurulanma: Kuşunuz banyo yaptıktan ya da spreylendikten sonra, üstündeki fazladan suyu almak için onu havluya alıştırabilirsiniz. Öncelikle sizi havluyla kurulanırken görsün, sonra havlunun ucunu ona uzatın, ısırsın, tanısın. Bir iki gün böyle havluyu gördükten sonra, onunla havluyu da içeren bir oyun oynayabilirsiniz. Mesela ecnebilerin peekaboo dedikleri, bizim cee! dediğimiz çocuk oyunu. Havlunun arkasına saklanın, bir üst kenardan, bir yan kenardan ona bakın, sonra havluyu indirip cee! deyin.İçerik böyle Dünyanın her yerindeki papağanlar bu oyuna bayılıyor. Önceleri ne tepki vermeleri gerektiğini anlamasalar da, zamanla oyunun mantığını kavrayıp size katılmaya başlarlar. Böylece havlu onun sevdiği bir nesne haline gelir. İşte o zaman, havluyla kurulama olayı çoook basit bir şey haline geliyor. Ne papağanı tutmanıza gerek kalıyor, ne de onunla mücadele etmeniz. O öylece dururken siz de onu kuruluyorsunuz.
Gel komutu: Ben "çık" ve "gel" komutlarınıiki ayrı anlamda kullanırım ve kuşlarıma böyle öğretirim. Çık, elimi uzattığımda kuşun elime çıkmasını, gel, kuşun çağırdığımda bana gelmesini ifade eder. Gel eğitimine başlamak için kuşun rahatlıkla elinize kolunuza çıkmayı öğrenmiş olması gerekir. Daha önce anlattığım temel davranışlardan sonra "gel" eğitimini uygulamanızı tavsiye ederim. Çünkü papağan gerçekten güvenmediği ve sevmediği birine işini gücünü bırakıp gelmek istemeyecektir. Kuşunuz T sopasındayken kolunuzu ona uzatın ve çık deyin. Kuşunuz kolunuza çıktığında ona bir ödül verin ve aferin deyin. T sopasına geri koyun. Aynı olayı bir iki kez daha tekrarlayın. Böylece kuşunuz, kolunuza çıktığında ödül alabileceğini öğrenir. Ardından, kolunuzu sopanın uzak bir köşesine dayayın ve "gel" deyin. Öteki elinizle de kolunuzu gösterin, sonra da ödülü. Eğer ne demek istediğinizi anlamaz ve elinize gelmezse, ödülü uzatın, almak için uzanacak fakat sakın vermeyin ödülü, "gel" deyin. Bu şekilde ödülü uzatarak kolunuza doğru yaklaşıp çıkmasını sağlayın (gel diye tekrarı unutmayın) kolunuza çıktığında kocaman bir aferin ve ödül.
Artık "gel" dediğinizde ve kolunuzu gösterdiğinizde kendiliğinden geliyorsa, kuşunuzu rahat ettiği başka bir yere koyun. Mesela kanepeye ya da yere. Kolunuzu uzatın ve "gel" deyin. Aradaki mesafe 30 cm falan olsun. Gelmezse yine ödülle onu kolunuza çekme taktiği uygulayın. Eğer kolunuza gelmeyi öğrenirse, sonraki günlerde mesafeyi 10ar cm açarak "gel"mesini isteyin. Bu şekilde devam ederseniz, zamanla uzak mesafelerden bile koşarak size gelecektir.
Yürüyerek gelmeyi tamamen öğrendiğinde, uçarak gelmeyi öğretmelisiniz. T sopasındayken, kolunuzu sopaya 20-30cm mesafede tutun ve "gel" deyin. Gelmezse ya da cesaret edemezse ödülü gösterin. Biraz uğraştırabilir. Uçup da gelirse, hemen ödüllendirin ve o günlük eğitimi bitirin. Gelmezse, daha önceki gibi sopada yürüyerek gelmesini isteyin, gelince ödüllendirin ve hemen arkasından da uçarak gelmesini isteyin. Zamanla, çağırdığınızda hemen gelmeyi öğrenecektir. Bu eğitim uzun vakit alabilir ve bir çok kuş, sahibine tamamen bağlanmadan çağrıya cevap vermez.

Git komutu: Eğitime başlama zili yerine kullanıyorum ben bu komutu. Rika'yı elime alıp "eğitim vakti!" diyorum ve T sopasını göstererek "git!" diyorum. O da heyecanla sopasına uçuyor ve eğitime başlıyoruz. Bu komutu öğretmek kolay. Kolunuzdayken T sopasını işaret ederek "git" deyin, ve kolunuzu o yöne doğru eğin. Bakışlarınızla da o yönü işaret edin. Çok geçmeden istediğinizi anlayıp sopasına uçacaktır. Hemen ödüllendirin. Sopasına bu şekilde gitmeyi öğrendiğinde, başka yönlere de kullanmaya başlayabilirsiniz. (Kanepeyi gösterip git demek gibi) Kelimenin anlamını iyice öğrendiğinde, aynı yöntemi kullanarak, yürüyerek de gitmesi için eğitebilirsiniz.

- Kolay Trikler:
Bu numaralar eğlenceye yönelik. Bu yüzden unutmayın, kuşunuz da sizin kadar eğlenmeli. Ayrıca bu aşama ve sonrası kuşunuzun zeka gelişimi ve kullanımı için de çok önemli.

Uyarılar:
1- Kuşunuza hepsini birden öğretmeye çalışmayın. Önce biriyle başlayın, eğer başarılı olursa ikinciye geçin ancak birinciyi uygulamaya da devam edin. Mesela el sıkışmayı öğrenince, döne geçin, bir dahaki eğitimde önce el sıkışma, sonra dön, eğer ikisinde de bir seviyeye geldiyse (tümden öğrenmesi zaman alabilir) el sallaya geçin. Eğer tamamen pekişmeden eskileri uygulamayı bırakırsanız, o da bırakır.
2- Bir hareketi öğretirken, örnek model olarak kendinizi kullanmayı unutmayın. Yani ondan istediğiniz davranışı önce kendiniz yapın.
3- Kuşunuzdan bir davranış isterken, o davranışı ifade eden kelimeleri tekrarlamayı unutmayın. Yani baştan beri "el sıkışalım!" diyorsanız, her zaman aynı lafı kullanmalısınız. Bir gün "el sıkışalım" öteki gün "merhaba" olmaz.
4- Bu, numara eğitimleri kuşunuzla sizin arasındaki bir oyun! Bunu sakın unutmayın. Kuşunuz oyun oynadığını düşünerek, sizinle ortak bir zaman paylaşmak için sizi anlamaya uğraşıyor. Siz de kendinizi açık bir şekilde ifade etmeli ve bunun bir ?oyun? olduğunu asla aklınızdan çıkarmamalısınız. Eğer kuşunuz bu eğitimi bir oyun olarak değilde bir sorumluluk olarak görmeye başlarsa, inanın onca öğrettiğiniz şeyi nasıl çabuk unuttuğuna (unutma numarası yaptığına) hayret edersiniz.
5- Kuşunuza komutları verirken, köpek eğitiminde olduğu gibi "kesin, sakin ve kararlı" olmayın! Ona komutlarını söylerken "neşeli, canlı,heyecanlı" olun. Elbette belli bir kararlılık olmalı ses tonunuzda ancak ?oyun? hiçbir zaman bir ders kararlılığında oynanmaz. Köpek sahibine boyun eğicidir ve onun isteklerini yerine getirmek için çabalar. Ancak kuşlar bağımsız ruhludur, hele zeki bir papağansa söz konusu kuş, kesinlikle zekasından kaynaklı bir inatçılığı olacaktır. Bir tanıdığım, kuşuna bir türlü numara öğretemediğinden, kuşunun daha çok agresifleşmeye başladığından yakınıyordu, sonra öğrendim ki, köpek eğitir gibi eğitmeye çalışıyormuş. Sert komutlar, kuşa bazı davranışları anlamsız yere tekrar ettirmek istemesi vs. Yani bir köpeğe otur! dediğinizde sorgulamadan oturur. Ancak bir kuşa çık! dediğinizde o an havasında değilse ya da başka bir işle uğraşıyorsa elinize çıkmayı reddedecektir. "Ama başka odaya gidiyoruz, bu yüzden çıkmalısın." diye isteğinizin sebebini açıklamadığınız sürece de elinize çıkmayacaktır (tabii bunun için "gidiyoruz"un ne anlama geldiğini öğretmelisiniz önce), hatta fazla zorlarsanız ısıracaktır. Bu yüzden üstünde bu kadar duruyorum, kuşunuzu köpeği eğitir gibi eğitemezsiniz.
6- Eğitim verdiğiniz süre boyunca papağanınızın ilgisinin sizde olup olmadığına dikkat edin. Eğer ilgisi dağınıksa ve aklı fikri başka şeylerdeyse, eğitimi kısa keserek daha uygun bir vakit ayarlayın. Eğitim sırasında etrafta müzik çalmamalı, televizyon açık olmamalı, sizden başkası orada bulunmamalı. Yani dikkati dağıtacak şeyler. Ayrıca eğitim, kafesinin bulunduğu odada olmamalı.

El sıkışma: Bunun için önce papağanınızın sağlak mı solak mı olduğunu gözlemlemeniz gerek. (mamasını ve oyuncaklarını hangi eline aldığına bakarsanız tespit edersiniz) Papağan sağlaksa, sağ elle el sıkışmayı, sol elle el sallamayı öğrenmeli. Solaksa, tam tersi (nadiren solak oluyorlar).
Papağanınızın sağ eline işaret parmağınızla hafifçe dokunun ve "el sıkışalım!" diyerek iki parmağınızı uzatın. Tabii ki anlamayacak. Parmağınızı, onu elinize almak istiyormuşsunuz gibi göğsüne uzatın, hemen sağelini kaldırıp adım atmaya kalkacak (solaksa solu kaldırır). Parmağınıza adım atmasına izin vermeden, uzattığı pençesini tutun ve yukarı aşağı sallayıp el sıkışın (nazik olun). Ve aferin deyip ödül verin. İlk gün bu kadar. İkinci gün aynı şekilde tekrar edin, bu defa iki üç kez davranışı yineleyin. Artık elini uzatması gerektiğini öğrenince en başta yaptığınız gibi işaret parmağınızla sağeline dokunun ve "el sıkışalım!" diyerek iki parmağınızı ona uzatın. Zamanla "el sıkışalım" diye elinizi uzattığınız anda o da elini size uzatacaktır.

El salla: Papağanınız sağlaksa sol eliyle el sallamalı. (onlar için daha kolay oluyor bu şekilde) Papağanınızın sol eline hafifçe dokunun, siz de sol elinizi kullanarak ona bir kaç defa el sallayın. "El salla" "güle güle!" vs. demeyi de unutmayın. Tabii ki yapmayacak, sadece ona ne istediğinizi gösterdiniz. Şimdi ona yardımcı olacaksınız. Yine, elinize almak istiyor gibi yapın. Ya adım atmak için sağ elini uzatacak, ya da daha önceden el sıkışmayı öğrendiği için istediğinizin bu olduğunu zannedip sağelini el sıkışmak üzere uzatacak. Fakat onun sağ elini kabul etmeyin ve sol elini göstererek sol elini kaldırması için onu teşvik edin. Sol eliyle el sıkışması gerektiğini zannederek sol eli uzatacaktır. Sol eli kaldırır kaldırmaz ödüllendirin, sakın eli tutmayın. İlk gün bu kadar. İkinci gün, el sıkışmayı sağ elle yapın, ardından sol eline sol işaret parmağınızla dokunup elinizi kaldırın, selam verme hareketini yapın. Eğer anlamazsa, ilk günkü çalışmayı tekrarlayın. Zaman içinde "el salla!" kelimelerinin sol elini kaldırması gerektiği anlamına geldiğini keşfedecek.
Sol elini kaldırmayı öğrendikten sonra, ikinci aşamada, daha yukarıya kaldırması için parmağınızla işaret ederek onu teşvik edebilirsiniz. O zaman sadece daha yukarı kaldırdığında ödül almalı.
Üçüncü aşamada da, yani artık "el salla" dendiğinde sol elini yukarıya kaldırır hale geldiğinde, parmaklarınızı açıp kapatarak ona bir ileri seviyeyi öğretebilirsiniz. Zamanla sizi taklit edecek ve sol elini kaldırınca parmaklarını açıp kapatmaya başlayacak. Böylece artık elini kaldırdığında ödül almayacak, parmaklarını açıp kapatarak elini kaldırırsa ödül alacak.

Dön: Önce "dön!" diyerek kendi etrafınızda bir kaç kere dönerek istediğiniz davranışı ona gösterin. Sonra elinize bir ödül alın ve kuşunuza yukarıdan uzatın ancak yemesine izin vermeyin. Ödüle uzanırken kuşunuz, "dön!" diyerek, elinizle saat yönünde ya da tersi yönde bir çember çizerek, onu kendi etrafında dönmeye teşvik edin. Öteki elinizle, kuyruğunu istediğiniz yönde dönmesi için hafifçe itebilirsiniz. İlk önceleri bir yarım dönüş yeterli olacaktır. Yarım tur döndüğü anda onu ödüllendirin. İlk gün bu kadar. Sonraki günlerde dönme işinin mantığını kapıp yarım dönüşü sorunsuz yapmaya başlayınca, tam dönüşe geçin. Artık yarım dönüş yaptığında ödüllendirmeyeceksiniz. Tam dönüş için, aynı yarım dönüş gibi ödülle onu teşvik edin, başarılı olur olmaz ödülü verin.
Bu çalışma sırasında kuşta sıkılma belirtileri görürseniz hemen başka bir numaraya geçin ya da el çırparak, ona şarkı söyleyerek moralini düzeltin. Ve yine dönme eğitimine devam edin.
Tam dönüşü de öğrenince, onu ödülle teşvik etmeyi bırakın, parmağınızla dönüşyönünü gösterin. Dönüşü yaptığında ödüllendirin.

Selam ver: Önce istediğiniz hareketi ona gösterin. "Selam" "merhaba" vs. diyerek kuşunuzun önünde başınızı eğin bir kaç defa. Sonra bir ödül alın elinize ve ödülü iki bacağı arasına doğru uzatın ve "selam!" deyin. Ödülü almak için başını eğecektir. Başını eğince ona aferin deyin ve ödülü bacaklarının arasından çekin ve normal bir şekilde ödülü verin. Mantığı kaptığında parmağınızla bacaklarının arasını işaret etmeniz, istenilen davranışı yaptığında ödül vermeniz gerekli. Ancak çalışma öncesi her zaman istediğiniz davranışı önce kendiniz yapmayı unutmayın. Zaman geçtikçe "selam!" dediğiniz anda başını eğerek size selam verecek.
Kanat çırpma: Önce kuşunuza ne istediğinizi gösterin. Ben Rika'ya ne istediğimi göstermek için elimi kolumu sallıyordum. Ama o zamanla, kendiliğinden, kanat çırpma davranışının daha çok el çırpmayı çağrıştırdığınıdüşündü. Şimdi ben el çırptığımda, bir şeyden memnun kalıp hoşlandığında ya da istenilen numarayı düzgün yaptığında kendisini kutlamak için kanat çırpıyor
Ne istediğinizi ona gösterdikten sonra kuşunuzu elinize alın ve "kanat çırp!" diyerek elinizi hızlıca on-on beş cm aşağıya indirin. Kuş dengesini korumak için kanatlarını açıp hafifçe çırpacak. Hemen ödül verin. Bu eğitimi, kuşunuz ?kanat çırp? dendiğinde kendisinden ne istendiğini anlayana kadar devam edin. Gün içinde, kendiliğinden kanat çırptığını görürseniz, hemen, içinde "Kanat çırp" kelimeleri olan bir övgü cümlesi kurun ve onu ödüllendirin. Bu numara hayvanın sağlığı açısından da önemli. Kanat çırpmak onun için güzel bir spor.

Al ve ver: Al komutu yanlızca gagasıyla birşeyi elimden alması ve ben ver diyene kadar beklemesi anlamına geliyor. Al ve Ver komutu birlikte öğretilebilir. Bunun için bir kaç oyuncak ayarlayın. Ancak bu oyuncaklar normalde kuşunuzun oynamadığı şeyler olmalı. Eğitim dışında da bunlarla oynamasına izin vermemelisiniz. Kuşunuza oyuncağı ?al? diyerek uzatın. Gagasına aldığında, eline almasına izin vermeden, avcunuzu açın ve "ver" deyin. Eğer oyuncağı atarsa, "hayır" deyin. Ve olaya baştan başlayın. Eğer oyuncağı atarak bile olsa avcunuza düşürürse hemen ödüllendirin. Zamanla "ver" dediğinizde ağzındakini avcunuza bırakması gerektiğini öğrenecek. Bu eğitim biraz zaman alabilir. Al-ver komutlarının ileri seviyedeki ?getir? komutuna geçiş için çok çok iyi pekişmesi lazım.
Zaman geçtikçe "al" dediğiniz oyuncağı almalı, ve siz "ver" diyene kadar ağzında tutmalı. Tabii kuşun canını sıkacak kadar uzun zaman beklemeyin ?ver? demek için.

Tut: Tut komutu sadece ayağıyla birşeyi tutması için kullanılmalı. Bunun için küçük bir sopa parçası işinizi görecektir. Sopayı tut diyerek kuşun ayağına doğru uzatın. Ağzıyla almaya çalışırsa "hayır" deyin ve izin vermeyin. Ayağıyla uzanıp aldığında da ağzına alıp oynamasına fırsat vermeden onu hemen ödüllendirin. Hemen ardından, yine oynamasına izin vermeden, avcunuzu uzatın ve "ver" deyin. Eğer vermezse parmaklarınızla oyuncağı elinden bırakması için onu teşvik edin. Oyuncak avcunuza düşer düşmez kuşunuzu ödüllendirin. Zaman içinde ayağını uzatarak oyuncağı kendiliğinden avcunuza bırakacaktır.
Ben Rika'ya tut derken bir de şunu yapıyorum. Ayağına sopayı uzatıyorum, ayağıyla tuttuğunda sopanın öteki ucunu bırakmadan hafifçe çekiyorum ve "tut tut tut tut!" diye tekrar ediyorum. Rika sıkı sıkı tutuyor, çekiyor, sopayı bana bırakmıyor Hemen ödül. Daha sonra ayağında sopa öylece dururken, "ver" diyorum, uzatıp avcuma bırakıyor. Ve yine ödül. Bu aramızdaki bir oyun.

Aslında daha bir çok kolay numara var. Kanat germe, evet-hayır, silkelenme vs. gibi. Ama şimdilik benden bu kadar. Onları da daha sonra yazarım belki.
Şu anda Rika kolay numaraları gayet güzel yapıyor ancak pekişmesi için çalışmaya devam ediyoruz ve ileri düzey numaralara başladık. Şu anda renkleri öğreniyor. Kırmızı ve sarıyı tamamen ayırtedip doğru oyuncakları seçse de maviyi bir türlü çözemedi Maviyi istediğimde hep kırmızı oyuncağı veriyor

- İleri düzey numaralar:
Takla at: Bu numara, silahla vurulup düşme numarasının da (öyle bir numara var ) temelini oluşturuyor.
Sırt üstü yat: Sırt üstü yatma numarası, ölü taklidi numarasının temelidir. Ancak bu numara için kuşunuzun size gerçek anlamda güvenmesi şarttır.Aşağıda sırt üstü yatan bir jako videosu görülmektedir:




Dans etme: Çeşitli dans hareketlerini içerir. Bazı kuşlar bu olayı kendiliğinden öğreniyor. Bilhassa kakadular.
Renkler: Önce temel renklerle başlanır: kırmızı, sarı, mavi. Daha sonra mor, yeşil ve turuncu da performansa göre işin içine katılabilir sanırım. Göreceğiz.
Şekiller: Henüz bu aşamaya geçmedik. Ama renkleri öğretmekle aynı mantıkta.
Getir: Bir çok ileri düzey triğin temeli bu komuta dayanır. Kaykay kaymaktan tutun da, basketbol oynamaya kadar. Oldukça zaman ve uğraş isteyen bir komut bu. Getir komutundan önce kuşun al, tut ve ver komutlarını çok çok çok iyi öğrenmesi, iyice pekiştirmesi gerekir.
Oyunlar: Getir komutuna bağlı olarak öğretilirler. Çocuk zeka oyunları (Şekilleri yerleştirme, halkaları dizme vs.), tekerlekli sepet sürme, kaykay gibi.. Çoook ilerde.

176 yorum:

  1. Çok güzel bir yazı olmuş. Bu eğitim olayı cidden olayı çok değiştiriyor. Kuş senin yanından ayrılmak istemiyor hiç. Benim Yaprak'ım da dön, pati ver, yanımda yürü , tut, uçarak gelme (en çok 4,5 metreye kadar çağırınca uçarak geliyor.), bırak dediğimde bırakma vs. komutları biliyor. İleri Düzeye ben de pek geçmedim, sadece git-getir i az-çok biliyor. Ama canı istemezse topunu başka yerlere götürüp orada oynuyor. Prens'te de etrafında dön komutunu, uzak yerlerden çağırınca gelmeyi öğretmiştim. Baby ve Maşuk çok yeni, onlara da zamanla artık. Baby Yaprak yanımızda olmazsa her şeyi öğrenmeye hazır, ama Yaprak varken dikkatini toplayamıyorum. Maşuk da daha tam alışmadı bana. Her tarafına dokunabiliyorum ama eski sahibi tarafından hiç çıkartılmadığından ele gelmeyi reddediyor. Geldiğinden beri 3 kere elime geldi sadece. Parmaklarını şıklatınca Kakaduları kıskandıracak şekilde dans ediyor.

    Yanımda Yürü komutuna gelince. Bunu öğretmek çok kolay ve çok eğlenceli bir komut. Kuşun en sevdiği oyuncağını alın ve kuş sizi takip etsin. Başta kısa mesafelerle başlayın. Ödül olarak da oyuncağını verin. Daha iyi anlaşılması için video ekliyorum :

    http://www.dailymotion.com/video/x5we5s_ya...r%C3%BC_animals

    Clicker'a gelince. Ben Clicker kullanıyorum, bazen ödülü vermekte gecikiyorum, elimden düşürüyorum vs. Clicker bu durumlarda "doğru yaptın, ödülü alacaksın." mantığını vermekte işe yarıyor. Ve ben böyle daha kolay öğretebildiğimi düşünüyorum.

    YanıtlaSil
  2. Merhabalar :) Blogu yeni gördüm ve nostalji yaşadım :) Ben zirzun bu arada. Forumdan koptuktan sonra www.papaganokulu.org sitesini kurduk, haberiniz olsun, bekleriz.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sayın Zirzun;
      Sitenizi en yakın zamanda ziyaret edeceğim.Sizden çok şey öğrenmiştim ve halada öğreneceğim çok konu olduğuna inanıyorum.Bloğumu ziyaret ederek şeref verdiniz.Selam ve saygılarımla...

      Sil
  3. blok harika:)
    elinize sağlık, benim jakom hırlamayı kesti ama halen ısırıyor ne yapmalıyım:(
    tesekkürler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sayın mehmet ali ;
      Bloğa hoş geldiniz.Jakonuz hakkında biraz daha ayrıntılı bilgi verirmisiniz?
      - ne kadar zamandır sizinle beraber?
      - muhtemelen kaç yaşında?
      - Jako evinize yeni geldiyse daha önceden evcilmiydi?
      - Isırma olayı davranış bozukluğumu yoksa oyun maksatlı hafif gaga dokunuşlarımı?
      - Jakoya elden yem yediriyormusunuz? Jakoya zaman zaman dokunabiliyormusunuz?
      - Isırma davranışı sadece sahibinemi yoksa tüm ev halkına karşımı?

      Sil
  4. Ben kuşu dün kafesiyle beraber aldım daha önce bir evde değilmiş ilk sahbiyim diyelim :) eve getirdim 3-4 kişi bi başında durduğumuz oldu ama sonra yatışınca yanından geçerken temkinli çok yaklaşmadıkça hırlamıyor hatta eşime hiç hırlamıyor dünden beri konusuyor çünkü onunla arada ötüyor tırmanıyor sürekli hareketli gözleri tam sarı sayılmaz 3 yaş civarı sanırım dönmek üzere sarıya velhasıl orda bir pug köpeği varmıştı bugun onun taklidini duyduk yem yiyor dünden beri suyunu da içiyor tek ayak üstünde şekerleme yapıp kaşınıyor ara ara yani tabiri caizse uysal bir kuş sanırım karakter olarak bunlar kafes dışına çıkarmam için sizce yeterli midir ya da daha farklı bir kıvamı var mıdır kanat ayarı yok bu arada bir seferde gırtlaktan bişy demeye çalıştığını duymuş eşim sonrasında ıslıkla bitirmiş konusmayı şimdiden cevabınız için teşekkürler

    YanıtlaSil
  5. Sayın Murat Kalkan;
    Bloğa hoşgeldiniz öncelikle.Jakonuz yeni ortamına gerçekten çok çabuk alışmış.(Neredeyse 1-2 günde).Bu durum sizin içinde bir avantaj.Belliki önceki ortamında ya çok rahat değilmiş ya da şu anki atmosferi daha çok beğenmiş.Yem yemesi, su içmesi ve hareketli oluşu sağlıklı olduğunun göstergesi.Henüz tam konuşmasada ses taklitleri yapması bugün yarın konuşmasının işareti.Ben şahsen kanat ayarını gereksiz bulanlardanım.Kanat ayarının yapılmış olmaması bir dezavantaj değil.Kafes dışına şu aşamada çıkarma konusuna gelince:Bir sakıncası olmaz çıkmasının.Ama ben olsam bir kaç gün daha beklerdim.Bu süre içerisinde hem o size hemde siz ona alışırsınız.Hırlamanın tam olarak kesilmesini bekleyip elden yem yemeye başlamasından sonra çıkartın bence.Sanırım ilk defa Jako besliyorsunuz.Blogdaki yazıların tamamını okuyun,aklınıza takılan bir konu olduğunda mesaj atmanız yeterli.Selamlarımla...

    YanıtlaSil
  6. Bir jako kaldı beslemediğim diyelim :) özellikle köpek eğitiminde falan tecrübeliyim cevabınız için teşekkürler beni daha az gördüğü için bana daha temkinli homurdandığı zaman ayrılmıyorum yanından kesince usulca uzaklaşıyorum gece gelmişti ertesi günü bitirdik geldiği gece ile beraber 3.günü bugun dün tam gırtlaktan değil ama yarı gırtlak yarı ıslık yakup demiş o arada ses kaydı almış eşim tabi odada değil teli yanına bırakıp onu görmeden seslenerek ıslıklar falan çalmışlar birbirlerine :) dün akşam 5 civarı yemini a biraz acıksın dedim nitekim akşam 8 civarı acıkmış ve eve geldiğimde elden çekirdek fıstık v.s yiyordu sanırım şanslıyız bir de dikkatimi çekti sabahları haliyle hareketli falan ama özellikle akşam 9dan sonra uyukluyor yanında durduğumuz halde biz yokmuşuz gibi uyuyabiliyor arada gözünü açmak şartıyla sanırım petshopta alıştı o saatlerde kapanıyordur büyük ihtimal tüy kabartıp silkelendikten sonra burnundan gelen ses normal mi hapşırma sanırım bi tıs sesi:)zaten daha önce de sorum var blogda kaç sefer hatim ettim bilmiyorum kafama takılanlarda ilk adresim merak etmeyin :)

    YanıtlaSil
  7. Sayın Murat Kalkan;
    Sizinde belirttiğiniz gibi Jakoları ses kayıt cihazı,kamera gibi teknolojik cihazlar huzursuz ediyor , o tip cihazlar çalışırken doğal davranmıyorlar genelde.Ama ona farkettirmeden çekim yaparsanız doğal hallerini bol bol yakalarsınız.Akşam 9 dan sonra uyuklaması alışkanlıktan kaynaklanıyordur belirttiğiniz gibi.Burundan gelen tıs sesi hapşurma değil.Jakolar heyecan ve sevinç durumunda bu sesi çıkartırlar ve normaldir.Fakat konuşma eğitiminde ıslık sesi,hayvan sesi gibi basit ve tembelleştirici seslere değil,normal insan konuşma seslerine yoğunlaşın.Göreceksiniz bir günde veya 5 10 kez tekrar ettiğiniz sözcükleri hemen taklit edecektir.Ayrıca Jakolar tek eşlidir ve tek bir kişiyi sahip ya da lider olarak kabul eder.Bu kişi sizde sanırım hanımefendi olarak seçlmiş.Diğer ev halkı ise tahammül ettiği kişilerdir.Aramıza tekrar hoş geldiniz.Selamlar.... :)

    YanıtlaSil
  8. Üstadım tekrar kolay gelsin ben dün jakomuzu(ezeli) :) dayanamayıp çıkardım T tüneği yoktu kafes yuksek olduğu için çatısını çıkartıp en üste bi tünek yerleştirdim tabi onu yerleştirirken kendi o an durduğu tüneği düştü bi talihsizlik yaşandı velhasıl oraya çıktı 10dk kadar izledim etrafı seyretti duvarı gagaladı sonra ben yaklaşınca antreye doğru uçup yere kondu ordan hemen yürüyerek mutfaga geçti senzeliğe tırmandı ıslıklar çalmaya başladı bana gelme diyordu ama ben de bi yandan yaklaşıp sopaya çıkarmaya çalışıyordum :) çıkardım ama çıkıyor sopaya 2sn sonra uçuyor sopayı uçma aleti olark kullanmaya başladı ama öyle sakin uçuyordu konacağı yereri hesaplar gibi evde biraz gezindi ıslıklar çaldı sonra tekrar mutfağa geçince sıkıstırdım köşede sopayla sevdim biraz sakinleşti ama o arada ısırdı bi kaç sefer sopayı sonrasında bez bağladım elime öyle sevdim biraz bezi bi ara ısırır gbi oldu ben onun gagasını hissedince o da benim parmağımı tabi hissettiği gibi geri çekti gagasını sonra oturma odasına gitti sandalyenin üstüne uçtu orda bekliyordu kafesini götürdüm gir falan komut vermeye çalıştım üstüne tırmandı sonra kafesin üstündeyken elimle baraj kurup içeri girmesini sağladım günü kapattık öyle basbas bağırdığı olmadı aşırı hırlaması da olmadı ama normal olarak hırladı tabi ince bi sesle ilk günüydü dışarda sabah uyandığımda beni görünce biraz hırladı uzaktan :) bende yaklaştım iyice susana kadar konustum susunca ayrıldım yanından fakat tek bir soru kafamı kurcalıyor mesela kafes üstünde yem vermeye çalışıyorum dışardayken 1-2 aldı sonra almadı ama 1-2 dakika alsın diye beklerken hemen uyuklamaya başşlıyo mesla kafesn dibine girip konusuyorum onla bi anda yne uyuklamaya başlıyor bunun nedeni ne olabilir yemesi içmesi normal dışkısı normal ama sürekli bi uyuklama çabası var şimdiden teşekkürler sanırım uzun yazdım ama sizin insanlara yardımdaki heyecan. sevgi ve saygınız rahatlık veriyor bana şahsen :)

    YanıtlaSil
  9. Murat Bey;
    Ezeli bulunduğu odada ve odanın kapısı kapalıyken kafes dışına çıkarırsanız olası tehlikelerin önüne geçmiş olursunuz. Özellikle mutfak bölgesi Jako lar için tehlike arzetmektedir.Biz insanların fark etmediği fakat kuşlar için öldürücü etki yapan TEFLON zehirlenmesine maruz kalabilirler.Teflon tava ya da tencerelerde yemek pişirilmesi veya ısıtılması durumunda oda içerisine teflon gazı yayılır.Bu gaza maruz kalan kuşlar zehirlenerek ölebilirler.(Teflonda pişirilen ya da ısıtılan yiyeceklerde Jakolara ikram edilmemelidir).
    Jakoların bazan elden yemek yememesi durumuna gelince: Jakolar karakter sahibidirler.İkram ettiğiniz yiyeceğin tadını sevmediği için yemeyebilir.O esnada karnı tok olduğu için yemeyebilir.O an yalnız kalmak ve rahatsız edilmek istemediği için size olumlu yanıt vermeyebilir.Israr ederseniz sizi gagasıyla hafifçe uyarır.Bu durumuna anlayış göstermezseniz ısırılırsınız. 
    Uyku hali konusu ilginç? Bu durumun normalmi anormalmi olduğunu bir süre daha gözlemleyin.Yemeğini yiyen, suyunu içen,kafes içinde durgun olmayan,ses taklitleri yapan ve dışkısı normal görünümde olan Jako sağlıklıdır.Uyku hali genelde aynı saatlerde ve günün az bir bölümündemi oluyor yoksa gün içerisinde yaygın olarak bu durum varmı gözlemleyin.Eğer gün boyu süren bir durum varsa nedeni araştırılmalıdır.
    Bu arada 4-8 kasım tarihleri arasında il dışında olacağımdan internete giremiyeceğim.Bu süre içerisnde sorunuz olursa 8 Kasımdan sonra yanıtlamaya çalışırım.Selamlarımla….

    YanıtlaSil
  10. Meftun bey tekrar kolay gelsin jakomuz ezelin sağlık problemi olmadığına kanaat getirdik uyuklaması akşam 9dan sonra oluyor bu da normal bir durum onun dışında 2 kelime konusuyor şu an gırtlak çalışıyor bir yandan farklı ıslık çeşitleri v.s genelde tabi hanım şahit oluyor ben de anca çektiği ses kayıtları dinliyorum :) ıslık tarzında konusması normal mi ilk kelimeler için ama ne dediği gayet anlaşılıyor durumda. eldivenle evde köşeye sıkıstırıp sevebiliyorum tüneğine çıkarıp kanatlarına dokunabiliyorum avuç içinden aç iken yem yiyor zaten tokken alsa da atıyor aşağıya ama yine de tedirgin hanımı sahip görmesi de engel mi zor alışmasına bir de üstüne düşmüyorum düşmeliyim tahtayı oyle kırıyor ki korkmuyor değilim eldivensiz sevmeye sopayaçıkarıyorum ama uçuyor hemen ürküyor haliyle geçen gün aç kaldı sabahtan akşama akşam avcumu yiyordu:) yoksa açlıkla mı terbiye etsem bu durumu değerlendirip ama aç bırakmak istemiyorum da..? nasıl bir yol izlemeliyim sizce? önce sevmek mi ele çıkarmak mı bu da arada kalıyorum ikisini bir arada yapmaya çalışınca olmuyor haliyle...

    YanıtlaSil
  11. Murat Bey,
    Ezel in herhangi bir sağlık sorunu olmadığına sevindim öncelikle.Jako lar duydukları sesleri taklit ederler.Siz ne kadar net ses çıkarırsanız onlarda aynısını yapmaya çalışır.Fakat siz onların ilk başlarda çıkardığı ıslıkvari konuşursanız bu sesleri taklit ederler.Önce dokunmakmı yoksa ele çıkarma eğitimimi demişsiniz?Bence ona öncelikle dokunmalısınız.Daha sonra ele çıkma eğitimi başlamalı.Ondan kesinlikle korkmayın (ya da en azından korktuğunuzu belli etmeyin) eğer korktuğunuzu farkederse üstünlük ona geçer.İlk başlarda ısırılsanız bile refleksle elinizi kaçırmayın bunu bir tür oyun zannedip alışkanlık haline getirebilir.Ele alışması için onunda sizden korkmaması gerekiyor.Bunun için ona gerekirse biraz süre tanıyın.AÇLIKLA TERBİYE ETMEK Mİ? Şaka yapıyosunuz herhalde.Böyle bir eğitim ya da terbiye şekli yoktur.Bu olsa olsa caniliktir.Şaka yaptığınızı varsayıyorum!!! Daha önce söylemiştim.Jakolar tek eşlidir ve sadece bir kişiyi sahip ve lider olarak görür.Bu özellikleri değiştirilemez.Diğer ev halkı sadece tahammül ettiği diğer kişilerdir.Lider hanımefendi olmuştur bunu kabul edin.Selamlar...

    YanıtlaSil
  12. eşsiz yorumlarınızı ve tecrübelerinizi paylaştığınız için öncelikle teşekkür ederim.
    bende jako papağanımı alalı tam 3 hafta oldu. bu 3 hafta boyunca biraz meşgul olduğum için ilgilenemedim. biraz suçluyum sanırım. şuanda kafesine alışmış durumda ve kafesin içinde dört dönüyor diyebilirim. aslında bazen o kadar değişik hareketler yapıyorki düşüp boynunu kırmasından veya incinmesinden korkuyorum. ne yapacağım hiç bir fikrim yok ancak bu çok küçük bir ihtimal sanırım.
    canım jakomun kafesini alırken malesef üstü açılmayan, eğitim için tüneği bulunmayan bir kafes almışım. t tüneğimde yok ne yazıkkı. 3 haftadır hiç dışarı çıkarmadım. sadece ilk geldiği gün kafesin kapısını açmış ama ne yazık ki tülün içine sıkışmış. çok zaman geçmeden müdahil oldum sanırım.
    yazılanları okuduktan sonra acilen dışarı çıkarma ve eğitime başlamam gerekir sanırım. t tüneği olmadığı için küçük bir odada serbest bırakmayı düşünüyorum ama geri kafese nasıl sokarım hiç bir fikrim yok. elle tutamayacağımı biliyorum. kovalayarak da ürkütmek istemiyorum. nasıl yapsam hiç bir fikrim yok.
    bu konuda yardımcı olursanız minnettar olurum. bir an önce dışarı çıkarmayı ele alıştırmayı istiyorum ama kafese nasıl sokacağım bilmediğim için kara kara düşünmekten başka bir şey gelmiyor elimden.

    ısırma konusunda kalın bir iş eldiveni aldım ama cennet papağanın ısırmasına bile dayanamayan elimi sanırım jako tek hamlede kopartıp kenara koyabilir. bu hakikaten çok korkutucu bir düşünce.

    kafesten nasıl çıkarırım ve tekrar nasıl sokarım kısa bir bilgi verebilirseniz çok mutlu olurum. iyi günler...

    YanıtlaSil
  13. merhabalar.
    verdiğiniz eşsiz bilgi ve tecrübeleriniz için öncelikle teşekkür ederim.
    bir kısa problemim var yardımcı olursanız çok sevinirim.

    jako papağanımı alalı tam 3 hafta geçti. bu süre zarfında biraz meşgul olduğum için sanırım biraz jakomu ihmal ettim. bu süre zarfında verebildiğim tek alışkanlık sanırım kafese yaklaşabilmemdi. dokununca gerçi yine sesli olarak hırlıyor. gagalarıyla bana güç gösterisi yapıyor ve tüylerini çok hoş bir şekilde kabartarak kendini devasa bir jakoya çeviriyor. bir iki kere hatta kafesini temizlerken üstüme atlamaya çalıştı ama sağolsun kafesin demirleri beni kurtardı.
    3 hafta sanırım çok iyi ilgilenmediğim için kötü bir başlangıç oldu ve her zaman göz teması kurdum. hep gözüne baktım sanırım büyük bir hatamda budur. gel gelelim bu 3 hafta sonunda kafesten bir kere bile çıkartamadım sonuç olarakda eğitim adına bir şey yapamadım.
    şimdi günlüğü okuduktan sonra çıkarmak istiyorum ama kafesi üstü açılır bir kafes değil. sanırım tecrübesizliğimin azizliğine uğradım kafes alırken ve t tüneği de bulamadım ne yazıkki. yani canım jakomu kafes dışına çıkarabilecek aparatım yok ama boş ve küçük bir odaya bırakmayı düşünüyorum. zaten kafesi açsam 30 dakikaya kalmaz çıkar sanırım. sorun şurdaki çıktıktan sonra ne yapabilirim. çünkü tekrar içeri nasıl sokabilirim bilmiyorum. elime almamalıyım ve kovalamamalıyım. başka nasıl kafese döner bilmiyor. belki acıkırsa döner o da dediğiniz gibi jakoyu sürü lideri yapar sanırım.

    acaba kafese tekrar nasıl sokabilirim kısa bil bilgi verirseniz çok memnun olurum. iyi günler dilerim...

    YanıtlaSil
  14. Sayın ahmed süer ;
    Bloğa hoş geldiniz yeni Jakonuz hayırlı olsun.3 hafta önce almış olduğunuz Jakonuzla yeteri kadar ilgilenemediğinizi ve sürenin kayıp olduğunu değerlendirmişsiniz.Endişe etmeyin 3 haftalık süre çok önemli bir kayıp değil.Bu süre içerisinde aranızda olumsuz bir durumun olmaması (onu korkutmak,azarlamak veya istemeden canını yakmak v.s...) önemli.Saymış olduğum olaylar olsaydı telafisi güç olabilirdi.Sizin ilk defa Jako beslediğinizi ,almış olduğunuz Jakonun da henüz evcil olmadığını varsayıyorum.Kafes içerisinde gündüz hareketli olduğunu belirtmişsiniz.Sanırım yeme içme durumundada sıkıntı yok.Bunlar Jakonuzun ortama adapte olduğunun göstergesi.Fakat kafese yaklaştığınızda hafif hırlamaların olduğunu,kafes temizliği yaparkende size karşı bir hareketin olduğunu belirtmişsiniz.Bunlarda ilk zamanlarda normaldir ,zamanla geçecektir.Sadece onun size , sizinde ona alışmanız lazım.Şuanda o sizden çekindiği için sizi korkutmaya çalışıyor ,sizde ısırılmaktan korktuğunuzu ifade ediyorsunuz.Bu şartlarda onu kafes dışına bir süre daha çıkarmayın bence.Önce hırlama sorununu halledin.Bu eğitimi nasıl yapacağınız sayfada yazılı olduğu için detaya girmiyorum.İlgi sevgi ve biraz zaman ayırarak bunu kolayca aşarsınız.Eğer hırlamanın kesilmesi çok uzun sürerse ki ihtimal vermiyorum ,bu konuyu tekrar görüşürüz.Hırlamanın kesilmesini müteakip elden yem yedirme konusuna alıştırın.Bu süre içerisinde o size alışacak ,siz de ondan korkmayacaksınızdır.Isırılmaktan korksanız bile ona bunu belli etmeyin.Sizi korkutabildiğini düşünmesine izin vermeyin yoksa bu davranışı oyun zannedip olumsuz bir alışkanlık kazanmasına neden olursunuz.Yukarıda saydığım konuları hallettikten sonra kafes dışına çıkmasına izin verin.Fakat kafes dışına çıkarmadan öncede oda içerisindeki gerekli tedbirleri alınki önceki yaşadığınız tüle dolanma v.s olmasın.Sizden bir ricamda lutfen blogdaki tüm sayfaları önemseyerek bir kez daha okuyun.Sıkıntı yaşadığınız konularda mesaj yazmanız yeterli.Bilgim dahilinde cevap vermeye çalışırım.Uzun cevap için kusura bakmayın.Selamlarımla....

    YanıtlaSil
  15. ilginiz için çok teşekkür ederim. tavsiyeleriniz doğrultusunda hemen hırlamanın kesilmesi ve elden yemesi için eğitimleri başlayacağım.
    zaten jakonun bir geçmişe dair sıkıntısı yok sanırım çünkü bu hafta altıncı ayına yeni girdi. biraz ufaklık... afrikadan sanırım yeni gelmişti. ilk geldiğinde biraz korkmuştum sonuçta uzun süren bir yolculuk kuşu olumsuz etkileyebilir diye ancak herhangi bir problem olmadı. ilginiz ve duyarlılığınız için tekrar teşekkür ederim. Selamlarımla...

    YanıtlaSil
  16. Rica ederim.İyi haberlerinizi paylaşmanız dileğiyle.Selamlar...

    YanıtlaSil
  17. blogda yazanları özellikle power pause tekniğini dün akşamdan beri sık sık uyguladım. açıkçası bugün kafesin yanına çok rahat yaklaşabiliyorum. hırlaması kesildi. sadece tüylerini kabartıyor.
    bilgiler için çok teşekkür ederim.

    bundan sonra banyo yaptırabilir miyim? çünkü 3 haftadır yıkanmamanın etkisiyle biraz tozlanmaya başladı. sanırım beni de biraz kabullendi 1-2 gün daha bu tekniği uyguladıktan sonra banyo yaptırmam uygun mudur?

    YanıtlaSil
  18. Rica ederim.Evet Jakolar banyo yapmayı çok severler.Banyo sayfasında gerekli detayları bulacaksınız.Jako kafesin içindeykende fısfıs ile banyo yaptırabilirsiniz.Banyo suyunun ılık olmasına dikkat edin.Suyuna iki çorba kaşığı elma sirkesi ekleyebilirsiniz.Ben genelde öğlen saatlerini tercih ediyorum banyo yaptırmak için.(Hava sıcaklığı maksimum oluyor o saatlerde çünkü).Hiç bir zaman cereyana maruz kalmasın ama banyo sonrası bu duruma maksimum dikkat edin.Siz onun bakımlarını yaptıkça (yem verme su verme banyo yaptırma kafes temizliği v.b...) sizi sahip olarak benimseyecektir.Kışın haftada bir yazın gün aşırı banyo tavsiye ederim.Selamlarımla...

    YanıtlaSil
  19. teşekkür ederim. okudum banyo ve temizlik bölümünü. kusuruma bakmazsanız aklımda bir soru kaldı. acaba jakoyu kafesten çıkarıp öyle mi yıkamalıyım yoksa spreyi kafes içindeyken direkt olarak mı sıkmalıyım? ve banyo bittikten sonra eskiden sultan papağanımı bir bezin içine alırdım ve kuruyana kadar elimle tutardım şimdi jako içindemi aynı yöntemi kullanayım. kurulama nasıl olmalı yani.
    şimdiden teşekkür ederim. selamlarımla...

    YanıtlaSil
  20. Estağfurlah ne kusuru?Ben sürekli kafes içinde yıkıyorum.Daha az yorucu oluyor.Sizde kafes içinde deneyebilirsiniz özellikle ilk zamanlar.Şu aşamada havluyla kurulayabileceğinizi sanmıyorum.Havlu belki onu korkutabilir.Banyo bittikten sonra çırpınıp kuruyacaktır.Fakat banyodan biraz önce kombi ayarını biraz yükseltebilirsiniz.Banyoyu müteakip 2 saat kadar daha kombi derecesi yuksek olursa kuruması kolaylaşır.Sakın saç kurutma makinesi kullanmayın ama.Belki çok ilerde havluyla kurutmayı deneyebilirsiniz.Şu aşamada havluyla kurutma cesaretinizde yoktur sanırım :)

    YanıtlaSil
  21. pekş çok teşekkür ederim. yıkandıktan sonra da kalorifere azıcık yakın olsa sanırım üşütmez.
    doğru diyorsunuz elimi yaklaştırmaya cesaretim yok aslında :) en iyisi o da ben de alışana kadar uzaktan sevelim birbirimizi :)
    teşekkür ederim. iyi akşamlar...

    YanıtlaSil
  22. hiç bu kadar zor olacağını tahmin etmemiştim. banyoya koyup üzerine su serptiğim zaman avazı çıktığı kadar bağırdı. biraz süre verdim ona banyoyu tanısın, sakinleşsin diye umarım biraz yatışır. yoksa komşular teker teker ziyaretime gelecek :)

    YanıtlaSil
  23. Dün sorunuz üzerine nasıl banyo yaptırmanız gerektiğini yazmıştım. Aslında banyo ve temizlik sayfasında da hem gerekli açıklamalar hem de banyo yaptırılan bir Jako ya ait video görüntüsü var. Jakolara su dökülerek banyo yaptırmak kesinlikle yanlış bir hareket tarzı . Doğrusu ise benim açıkladığım gibi olanı. Tekrara düşmemek için bir kez daha yazmayı gereksiz buluyorum. Lutfen önceki yanıtımı ve/veya banyo sayfası ile video görüntüsünü tekrar kontrol ediniz. Selamlarımla…




    YanıtlaSil
  24. anladım.zaten su dökmedim. yanlış açıklamışım. fıs fıs ile üzerine fıslattım. videoda ki gibi aynı kutuyla ama biraz sinirlendi ani oldu sanırım.

    YanıtlaSil
  25. O zaman ilk defa fısfısla banyo yaptığı için elinizdeki şişeden korkmuş olabilir.Henüz size tam alışmadığındandır.Yapacak bir şey yok zamanla alışacaktır.Su dökerek yaptırmamanız iyi olmuş.Çünkü bu şekilde banyo yaptırılsaydı kulağına su kaçabilir ve sağlığı bozulabilirdi. İlk zamanlar banyo süresini daha kısa tutarsanız sorun olmaz.İlk bir kaç ay (evcil olmayan Jakoların) malesef sancılı geçiyor fakat yakın zamanda durum normalleşecektir.Selamlarımla...

    YanıtlaSil
  26. çok teşekkü ederim. dediğiniz gib, biraz sakinleşince hikaye anlatarak biraz yatıştırdım sanırım. banyodanda çok hoşlandı. sanırım bu da evcilleşmesi için önemli bir adım.tekrar teşekkür ederim.
    selamlarımla...

    YanıtlaSil
  27. Jakolar banyo yapmaktan gerçekten hoşlanırlar.Henüz tam olarak güvenini kazanamadığınız için ilk zamanlar olumsuz tepkiler versede,her geçen gün bu olumsuz tepkilerin olumluya döneceğini izleyeceksiniz.Tekrar kolay gelsin.Selamlar...

    YanıtlaSil
  28. Merhaba. Bir Jakom yok, almaya da niyetli değilim şimdilik, yalnızca petshoplarda görmüşlüğüm vardır. Ama yukarıdaki günlüğü saatlerdir okuyorum :) İşlerin arasından fırsat buldukça döndüm okudum ve gerçekten çok sabır ve sevgi gerektiren bir iş olmalı. Ama çok da keyifli görünüyor. Birşeyler öğretmek, oyunlar oynamak ve onların sevgiye ve öğrenmeye bu kadar açık olmaları müthiş birşey. Bu kadar çabuk öğrenmeleri ise harika. Gerçekten çok keyifli ve faydalı bir blogunuz var. Tebrik ederim. Görüşmek üzere.

    YanıtlaSil
  29. Sayın Deniz;
    bloğa hoş geldiniz.Jako beslemenin vermiş olduğu keyif gerçekten tarif edilemez.Eğer bir gün fikir değiştirir Jako sahibi olursanız bilgim dahilinde yardımcı olmaya çalışırım.Bu arada Jako videoları sayfasınada bir göz atın.Çok keyifle izleyeceğinizi sanıyorum.Selamlarımla...

    YanıtlaSil
  30. Merhabalar,
    Ne kadar ayrıntılı ve açıklayıcı yazdığınızı okudukça şaşkınlığım bin kat daha arttı. Bu papağanlar ile ilgili bu kadar yoğun bakım şartları ve eğitimi olduğunu inanın hiç bilmiyordum.
    Gördüğüm üzere siz de bu konuya gönül vermiş ve elinizden geldiğince Jako papağan severlere yol gösterici olmak istemişsiniz ve ben bu yorumumu sadece sizi yürekten tebrik ettiğim için yazmak istedim.
    Gerçekten çok güzel bir iş yapıyorsunuz.
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
  31. Sayın Melis Türkmen ;
    Bloğa hoş geldiniz.Papağanları ve tüm hayvanları çok seviyorum.Elimden geldiğince bilgi ve tecrübelerimi bir blog kurarak paylaşmaya çalıştım.Eğer papağanseverlere katkım oluyorsa bu benim için en byük mutluluk.Yorumunuz için teşekkür ederim.Eğer ilerde papagan sahibi olursanız sıkıntı yaşadığınız konularda memnuniyetle yardımcı olmaya çalışırım.Selamlarımla...

    YanıtlaSil
  32. merhabalar;
    1-2 hafta önce sizden tavsiyeler almıştım. gerçekten çok işe yarayan yöntemler. bunun için öncelikle teşekkür ederim.
    öte yandan yine bir sorun çıktı. jako da keçi gibiymiş inadı inat vallahi!
    kısaca anlatayım sıkmam umarım; jako geçen hafta baya alışmıştı, elimizdeki tüneğe konuyodu işte elimizden yem alıyordu.bu netice sonucunda bende kuşun kafesini açtım ve sakin bir odaya koydum. çok keyiflendi. ilk defa böyle öttüğünü duydum. genellikle ya bağırır ya da hırlar. ama çok güzel ıslık çalıyo ötüyordu.3. günün sonunda sabah kalkmış tüm odayı işaretlemiş. bazı yerleri kemirmiş, kırmış vs. bunun sonucunda el mahkum tekrar kafesine koydum. o kadar uysal davrandı ki oldu bu iş dedim. ama kafesine konulduktan bir saat sonra kadar anladı sanırım tekrar özgürlüğünü kafeslediğimizi. nasıl sinirlendi bir görseniz. normalde hırlamayı dahi kesen kuş şimdi odaya girince kafesinde dört dönüyor.kafesine yaklaşsam tellerin arasından elime saldırmaya başladı. ısırmaya çalışması da ayrı bir ürkütücü.2-3 gündür böyle devam edince ev halkında da sabır namına pek bir şey kalmadı.
    yani biraz cahilliğimize geldi sanırım, yapılmaması gereken bir şeyler yaptık. şuan eğitimine nasıl devam etmeliyim, ne yapmalıyım yardımcı olursanız çok müteşekkir olurum. bu arada aç bırakıp elle yem vermeyi düşünüyorum.sonuçta nefsi terbiye eden asıl öge açlıktır. pek de el vermiyor gönül.

    tekrar teşekkür ederim. selametle...

    YanıtlaSil
  33. Ahmed Bey ;
    Bir Jakoyu sürekli kafeste tutmak ne kadar hatalı bir davranışsa , sürekli kafes dışında serbest bırakmakta o kadar yanlıştır.Bunun ölçüsünü belirlemeniz lazım.İki günde bir veya hergün belirli süreyle dışarı çıkmasına izin vermeniz yeterli bence.Papağanlar kemirgendir.Ona kemirmesi için dut dalı verebilirsiniz mesela.Dut ağacı dalları Jakolara zarar vermez.Şu an itibriyle en başa dönmüşsünüz eğitim konusunda.Kafes içindeyken onun sakin olmasını sağlamalısınız.Evcilleştirme eğitimindeki aşamaları takip edebilirsiniz.Elden yem yedirmek için kuşu aç bırakmayın lütfen.Önce onun güvenini kazanın.Sizi önce sahibi olarak görsün ve lider olarak kabul etsin.Önceki aşamaları halletmeden bir sonraki aşamaya geçmek beyhude bir çaba olur.Selamlarımla...

    YanıtlaSil
  34. hmm anlıyorum. peki bu belirli süre sonunda nasıl kafese sokabilirim kuşu. öyle inat ediyor ki girmemek için. her seferinde uzun uğraşlar sonucu ancak giriyor. belirli süre atıyorum net olarak yarım saat sonunda ne yapabilirim tekrar girmesi için.
    teşekkürler.

    YanıtlaSil
  35. Kafes dışına çıkarmak için bir süre daha bekleyin olmazsa.Jakoların güvenini kazanmak biraz zaman alabiliyor.Fakat kazanılan güveni kaybetmek çok kolay olabiliyor.Tam olarak güvenini kazanınki tekrar başa dönmeyin yine.Kafes ebat olarak çokmu küçük ya da papagan kafesimi mevcut kafesiniz?Anladığım kadarıyla (yanlışta anlamış olabilirim) çok tez canlı birisiniz galiba? Acele etmek size sadece zaman kaybettirir bu sözümü lutfen hep hatırlayın.Biraz daha sabırlı olup , onunla beraber geçirdiğiniz süreyi arttırın.Sürekli güven verici bir ses tonuyla konuşup ona gülümsyerek seslenin.Hareketlerinizde samimi olup olmadığınızı çok kolaylıkla farkedecek ve bir süre sonra size tepki verecektir.

    YanıtlaSil
  36. evet biraz fazla tez canlıyım :) kafesi normal boyutta. çok büyük değil, çok da küçük değil. büyüklerinden alıcam ama önce alışmasını bekliyorum. alıştıramazsam boşuna almayayım diye şuan bekletiyorum kafesi.

    sanırım öfkeside biraz yumuşadı. bugün elimden ıspanak yedi epeyce. dediğiniz gibi gülümseyerek yaklaşınca daha iyi tepkiler veriyor.
    tekrar teşekkür ederim. selamlarımla

    YanıtlaSil
  37. Bende size teşekkür ederim.Selamlarımla...

    YanıtlaSil
  38. Sayın Cemal Kaya ;
    Bloğa hoşgeldiniz.Bir haftadır il dışında olduğumdan internete girme fırsatım olmadı.Mesajınıza ancak bugün cevap yazabildim.Selamlarımla...

    YanıtlaSil
  39. merhaba
    sizce eğitim süresinde papatya çayı gerçekten işe yarıyor mu yani sakinleştirmek boyutunda.
    selamlarımla

    YanıtlaSil
  40. Ahmed Bey ;
    Papatya çayı bitkisel bir çaydır malum.Papatyanın sakinleştirici özelliği bulunmaktadır.Papağanlarda güvenle kullanabilirsiniz.Fakat marketlerde satılan poşet papatya çay yerine aktarlarda satılan ve doğadan toplanmış papatyaları kullanmanızı öneririm.Selamlarımla...

    YanıtlaSil
  41. füsun sandal 23 ocak 2013 17:00 merhaba meftun bey ; 2 aydır bir jako sahibiyim papağan okulunu okuyarak biraz aşama kaydettim koluma istemeyerek de olsa çıkıyor; açken ve korkması için bir neden olmazsa elimden yem yiyor rahatlıkla öpebiliyorum hiç ısırmıyor kanatlarını tutabiliyorum sırtını ayaklarını sevdiriyor yalnızca başını ellememi istemiyor ama bana hala güvenmiyor hep tedirgin bu aşamadan sonra ne yapmam lazım güven duyması için bir sorum da çok az yemek yiyor tek tip beslenmiyor ama az yiyor papağanlar kaç öğün yer ne kadar yer ?teşekkürler emeğinize sağlık

    YanıtlaSil
  42. Sayın Füsün ÖNAL ;
    Bloğa hoş geldiniz.2 ay gibi kısa sürede aslında bir hayli aşama kaydetmişsiniz tebrik ederim sizi.Jakolar kafalarının kaşınmasından (okşanmasından ) hoşlanırlar.Fakat kafasına dokunmak istediğinizde elinizi kuşun göz hizasının üstünden değil , göz hizasının altından doğru yaklaştırın.Gagası ile parmağınızı yoklamak isterse musade edin duraksayın ve dokunmasına izin verin dokunsun.Parmağınızı uzattığınızda geri çekilirse üzerine gitmeyin bir sonraki sefere erteleyin dokunma işlemini.Jakolar yem kapları doluyken az ya da çok yemek yemezler.Gerektiği kadar yerler endişe etmeyin.Siz sadece tek tip beslememeye sebze ve meyve yedirmeye ,hangi yiyecekleri daha çok sevdiğine dikkat edin yeter.Selamlarımla...

    YanıtlaSil
  43. Füsun Hanım soy isminizi yanlış yazmışım kusura bakmayın.Füsun SANDAL olacaktı. :(

    YanıtlaSil
  44. füsun sandal teşekkürler ilginiz için şu aralar kuru incire fena takmış durumda neredeyse sadece kuru incir yiyor değişik meyve sebze de koyuyorum bazen de geceleri yemek yiyor çekirdek yemiyor asla antep fıstığı bazen de muhabbet kuşlarım da var onların yeminden yiyor muhabbet kuşlarımla beraber aynı odada bulunmaları sakınca yaratır mı bazıları jakonun muhabbetleri öldürdüğünü söyledi ben pek inanmıyorum ama sormak istedim . rahatsız etmiyorum umarım sorularımla zira kendimi bu konuda tecrübesiz hissediyorum da iyi günler

    YanıtlaSil
  45. Füsun Hanım ;
    Kurutulmuş meyvaların şeker oranı yüksektir malumunuz çok fazla kurutulmuş meyva vermeyin.Daha çok taze sebze ve meyva tercih edin.Yağlı kuruyemişlerde çok tüketilmemeli.Jakolar kıskanç olduğundan bazı petlerle anlaşamayabilir.Fakat bu genellenemez.Halen muhabbet kuşlarıyla sorun yaşamıyorsa bundan sonrada sıkıntı olmayacağı söylenebilir.Ama sürekli kontrol edilmeli , sıkıntı başlarsa tedbir alınmalıdır.Bende size teşekkür ederim selamlarımla...

    YanıtlaSil
  46. merhaba ben füsun sandal artık çok ısrarcı değilim elimi alttan yavaşça yaklaştırsam bile elimi ısırmıyor ancak gagasıyla ittiriyor ben de geri çekiliyorum sık sık kendi haline bırakıyorum ama böyle de hiç ilerleme yok kuru meyve ve antep fıstığını uyarınız üzere azalttım yerine marul brokoli karnabahar bakla (pek sevdi)nar kivi gibi veriyorum ama çoğunu atıyor azıcık yiyor kerata pek bir pasaklı.t tüneğinde iken iletişimimiz sadece gıda alışverişi kolumaçok zor çıkıyor en sevdiği yemi kolumun gerisinden gösterip koluma çıkma alıştırması başarısız oluyor acaba t tüneğinde iken boş yere de mama uzatmam mı etkiliyor bunu ben bir hata yapıyorum ama ne teşekkürler iyi ki varsınız emeğinize sağlık

    YanıtlaSil
  47. Füsun Hanım ;
    Olayı çok profosyonelce tarif etmişsiniz zaten ( elimi ısırmıyor gagasıyla ittiriyor bende ısrarcı davranmıyorum diye.Davranış şekliniz doğru.Demekki biraz zaman gerekiyor aşama kaydetmek için.Bu zamanı Jakonuza tanıyın.Bu süreç içerisinde onunla bol bol gülümseyerek konuşun parmağınızı uzatın ama ona dokunmayın , onun size yaklaşmasını sabırla bekleyin.
    Jakolar biraz pasaklıdır malum.Yiyeceklerin bir kısmı etrafa dökülür.Sevmediği ya da henüz alışmadığı yiyecekleri yemliğinden gagasıyla alıp atabilirler.Kafesin altı temizse tekrar toplayıp yemliğine koyabilirsiniz.Sizin Jakonuzun beslenme sorunu yok zaten (tek tip beslenmiyor,çeşitli sebze ve meyvalar yiyor) konuyu problem etmeyin.Her şeyi yemesi gerekmiyor sadece çeşitli beslensin değişik vitaminleri alsın.Sevdiği yiyecekleri yesin sevmediğinide yemesin.Mesela benim Paşa tatlı meyvalardan ziyade ekşi ve acı seviyor tatlı meyvalar yediremiyorum :) Birde karnı tokken elden yem yememesi veya alıp atması normaldir.Jakonuza gösterdiğiniz ilginizden dolayı sizi hem tebrik eder , bir Jako sever olarakta teşekkür ederim.Selamlarımla...

    YanıtlaSil
  48. merhaba
    çok fazla tüy dökmesi ( tüy yolma değil) nasıl engellenebilir kuşun. hava temizleme cihazı çalıştığı halde her tarafı toza boğuyor.
    iyi günler

    YanıtlaSil
  49. Papağanlarda toz dökülmesi normaldir.Banyo yaptırma sıklığını artırırsanız (daha sık banyo yaptırırsanız) toz dökümü azalacaktır.

    YanıtlaSil
  50. Merhaba benim sorunum bundan 2.5 ay önce aldığım jako papağanımın korkusunu bir türlü geçiremiyorum nedeni ise aldığımda kuşun kanat ayarı vardı ve alalı 3 gün olmuştu kuşu kafesten dışarı çıkardım kafesin üstüne çıktı bir kac saat orda kaldı tüylerini falan kaşıdı vs. akşam üstü oldu ve hala kafese girmeyince içeriye sokmak için kuşu sopayla alıp kafese koymak için sopayı uzattıgımda kendısını yere fırlattı yine bir müddet bekledim sakinleşşin diye ve sora yanına gittiğimde benden kaçmaya başladı tabi bayağı bağırdı felan çok korktu ve bunu sopayla yapamayınca elimle tuttum kafese koydum.O günden sonra 2.5 ay boyunca kuşa eğitim verdim ele çıkıyor kafasını kaşıtıyor, ısırması felanda yok yanlız kuş yanına her gittiğimde bendenkorkuyor , elimde dururken kafasını kaşırken kendi kafamı hafif oynatsam dahi benden korkuyor ve hırıldıyor , her hareketimde irkiliyor bu sorunu nasıl çözeceğim hakkında hiç bir fikrim yok.Yardımcı olursanız çok sevinirim.

    YanıtlaSil
  51. Murat Bey bloğa hoş geldiniz öncelikle.Kanat ayarı Jakolarda genellikle psikolojik travmalara yol açmaktadır. Jako sahipleri bu hiçbir amaca hizmet etmeyen uygulamaya neden başvururlar anlamakta zorlanıyorum.Helede bu kanat ayarı yapan kişi işin ehli değilse işin içinden çıkmak dahada zorlaşıyor.Jakonuzun kanat ayarı esnasında canı çok yanmış ve korkutulmuş.İnsan değilki psikoloğa götürüp antideprasanlarla tedavi edin?
    Bu saatten sonra yapılacak yanındayken ani hareketlerden kaçınmak(dokunmak için siz ona hamle yapmayın onun size dokunmanız için yaklaşmasını bekleyin ve elinizi ona yukardan aşağıya değil aşağıdan yukarıya doğru uzatın) , tatlı bir ses tonuyla onunla konuşmak , yalnız kaldığı zamanlarda oynaması için oyuncaklar temin etmek ,uyku saatleri haricinde dinlendirici türden slow müzik dinlemesi temin edilebilir.
    Geçmiş olsun dileklerimla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üstad çok saol bilgiler için yanlız kuşu aldığımda bir pet shoptan aldım ve kanat ayarı yapılmamış bir tane bile kuş yoktu.O yüzden kanat ayarı yapılmış olarak alındı.İnşallah korkularını aşabiliriz yoksa çok üzülüyorum kuşun bu durumuna.

      Sil
    2. İnşallah Murat Bey.Artık siz destek olup dikkat edeceksiniz.İlgi eksikliği durumunda tüy yolmaya başlarki bu tam bir felaket olur.Jakolarda tüy yolma hem kuş hemde sahibi için çok sancılı bir süreçtir.İyi haberlerinizi bekliyorum.Selamlarımla...

      Sil
  52. Merhabalar Meftun Bey;

    ben jakomu yani Paşayı bugun bi petshoptan aldım ve satıcı kasım 2012 de Türkiyeye geldiğini söyledi kuşun belgeleri tam. oldukca buyuk bir kafes aldım kafeste 2 adet tünek 1adet suluk 1 adette yemlik var. kafesın üst ve orta kapısı mevcut. yerden yaklasık 60 cm yukseklıgınde. ben askeri personel oldugumdan genellıkle bir kac gunluk gorevlere gidebiliyorum bu kuşun benden sogumasına etken olurmu. Paşa daha yeni gelmiş olmasına ragmen yemek yıyor su içiyor ve sureklı durmadan taklalar atıyor yanı gayet mutlu ara sıra ötüyor ve tüylerini kabartıyor. 50 cm yanına yaklasabiliyorum simdilik fazla hırlaması yok ve giderek mesafeyı kısaltıyorum. kusu alırken veterınerede gosterdım gayet saglıklı dediler. yaklasık 3 yasında dıye tahmın edıyorum gözlerine bakılırsa. ilk evcil hayvanım ve gercekten onu egitip onunla samimi bir dostluk kurmak istiyorum. beni engin tecrubelerınızle aydınlatırsanız çok minnettar kalırım. şimdiden çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  53. Sayın Mithat Can Boz ;
    Bloğa hoş geldiniz.Yeni Jakonuz Paşa hayırlı olsun.Bu arada Jakolarımız adaş :) . Petshoptan aldığınız Jakoyu veterinere muayene ettirmeniz ve sağlıklı olduğuna dair bilgi almanız isabetli olmuş.Umarım kontrol eden veteriner Jakoyu aldığınız petshopun tavsiye ettiği bir veteriner değildir.Bu konuda (danışıklı döğüş) dedikolar duyuyorum çünkü?
    Henüz bugün gelen Jakonun kafes içinde taklalar atması keyifli olduğunun göstergesi.Blogda Jakolarla ilgili pek çok konuyu paylaştım ilgilenir okursanız hem sizin için hem de Paşa için çok verimli olur diye düşünüyorum.
    Zaman zaman birkaç günlük Jakonuzu yalnız bırakmanız çok doğru olmaz aslında.Umarım il dışı görevlerinizin sayısı azalır.Onu yalnız bıraktığınızda sıkılmaması için bir oyun alanı düzenleyin ve birkaç çeşit oyumcak alın.Sizin yokluğunuzda daha az sıkılır bu durumda.
    İltifatınız için çok teşekkür ederim.Elimden geldiğince ileride soracağınız sorulara memnuniyetle cevap verir yardımcı olmaya çalışırım.Selamlarımla...

    YanıtlaSil
  54. Verdiğiniz cevap için çok teşekkür ederim Meftun Bey.
    Paşanın şuanlık yaptıgı tek sey yemek ıcmek ve takla atmak. yanına yaklastıgımda cok fazla olmasada hırıltı cıkartıyor mesafemız 20cm. takla atarken bile hırıltı cıkartıyor. bu arada veterıner tamamen tarafsız benım bulmus oldugum bi klinik. neredeyse tüm makalelerinizi okudum. fakat oyuncak konusunda bi bilgim yok henüz neylerden hoslanır bilemiyorum. vereceğiniz cevap için şimdiden teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  55. Mithat Bey ;
    Site ismi vermek istemiyorum ama googlede aratırsanız papağanlar için oyuncak satan internetten satış yapan pekçok petshop bulabilirsiniz.Buralarda satılan pet malzemeleri fiyat kalite anlamında yanıltıcı olmuyor.Bir kaç çeşit oyuncak siparişi verebilirsiniz.Özellikle merdiven v.b tarzı.Önemli olan oyuncaktan korkmasını engelleyip alıştırmak.Aldığınız oyuncağı ilk gün kafese koymayın.Jakonuzun görebileceği bir yere (kafes dışında kafese 40- 50 cm uzağa) asın ve birkaç gün onu izlemesini sağlayın.Zaman zaman oyuncağı siz elinize alın ve oynayın ağzınıza götürüp hafif ısırın ve o sizi izlesin elinizdekinin korkulacak bir şey olmadığını anlasın.Yeterli zaman geçtikten sonra (onun korkmadığına emin olduktan sonra) oyuncağı gece karanlıkta kafese yerleştirin.Jakonuz oyuncağı sabah gün ışıdığında görecektir.Belki bir kaç gün yaklaşmaz yeni ürüne.Bir kaç gün sonra cesaretlenip gagalayacak ve oynayacaktır.(Oyuncağı ilk gün ve gündüz kafese koyarsanız çok korkacak ve bağıracaktır.Selamlarımla...

    YanıtlaSil
  56. vermiş oldugunuz cevap için çok teşekkür ederim Meftun Bey. şuan saat 11e geliyor.acaba ısıkları kapatıptamı uyumasını beklesem yoksa kafesin üstüne birşey örtmelimiyim. birde ben bekar oldugumdan tek odada kalıyorum egitimini evimizin boş salonunda yapacagım. genelde odada hemen 1 metre yanımda duruyor ve ben pc basındayken beni seyrediyor. müzik bile acmıyorum korkar belki diye. müzik acsam ya da film izlesem sakıncası olurmu acaba. şimdiden teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  57. Mithat Bey ;
    Kafesin üstünü örtmenize gerek yok.Işık konusunda o kadar hassas olmayın.Zaten belli saatte ışığı kapatıyorsunuzdur.Müzik ya da film açmanızdada mahsur yok bilakis insan sesi ya da müzik sesi konuşmaya başlamasında faydalı olur.Jakolar duydukları sesleri taklit ederler.

    YanıtlaSil
  58. Verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim Meftun Bey çok yardımcı oluyorsunuz sizin gibi hayvan sever insanlarla konuşmak beni mutlu ediyor. Şimdilik vermiş oldugunuz bilgiler yeterli. İlerliyen günlerde engin tecrubeleriniz bana çok yardımcı olacağına inanıyorum. İyi geceler diliyorum Paşaya selamlar :)

    YanıtlaSil
  59. Yardımcı olabildiysem ne mutlu bana.Bende ilginiz için teşekkür ederim.Selamlarımla...

    YanıtlaSil
  60. Hayırlı sabahlar Meftun Bey;
    Bugün Paşanın Yemliğini Söküp bikaç saat sonra elimde yem versem olurmu sizce.

    YanıtlaSil
  61. Mithat Bey,
    Bir gün önce eve gelmiş Jakoya (eğer daha önceden evcil değilse) elden yem yedirebileceğinizi sanmıyorum.Jakoların tam olarak güvenini kazanmak uzun bir süreçken , güvenini kaybetmek çok kolay olabiliyor.(azarlama , canını yakma , korkutma v.s. gibi nedenlerle).İsterseniz deneyin ama çok zorlamayın.Öncelikle kafese yaklaştığınızda hırlamanın tam olarak kesilmesi lazım elden yem yedirebilmek için.Yem derken ne yiyor Paşa? Sebze ve meyvaya mutlaka alıştırın ve ana besin maddesi sebze meyva olsun.Çekirdek ağırlıklı beslemeyin.

    YanıtlaSil
  62. Şimdilik önünde sadece çekirdek var. nasıl bir sebze veya meyve cesidi yapabilirim paşaya. bide suanda tek ayagı yukarda uykusumu geldı acaba

    YanıtlaSil
  63. Sormuş olduğunuz iki sorunun ayrıntılı cevabını Jakolarda Beslenme ve Jako Davranışlarının Anlamları sayfasında bulabilirsiniz.
    Tek ayak üstünde durması keyfinin yerinde olduğunun göstergesi.Seveceği sebze ve meyvayı tepkilere göre siz tespit edeceksiniz.Yemesini istediğiniz sebze ya da meyvayı onun karşısında ağzınızı şapırtatarak siz yiyin ve ilgisini çekip merak uyandırın.Dediğim gibi Jakolar her konuda sahiplerini taklit ederler.

    YanıtlaSil
  64. Özlem Alkan:
    Selamlar Meftun Bey; o kadar değerli bilgiler paylaşmışsınız ki bizlerle emekleriniz için teşekkür ediyorum öncelikle size. Geçtiğimiz cumartesi akşamı evimize merhaba diyen bir jakom var. Her ne kadar o bize alışamamış olsada yıllardır içimde jako besleme ve eğitme isteğimden (fakat uygun koşullar olmadığından gerçekleştiremediğim isteğimden) olsa gerek ben ona şimdiden çok alıştım ve onu çok seviyorum. Fakat eşim ve ben biraz sabırsızlanıyoruz onu eğitme konusunda. Bir an önce bize alışsada eğitimlere başlasak diyoruz. Hatta bir an önce hafta sonu olsa; iki gün boyunca birlikte vakit geçirmek için can atıyorum. Bugün şakirin evde 5. günü ve hala yanına yaklaştığımızda bağırıyor ve hırlıyor. Ama onu kendi haline bıraktığımızda kafesinde bir oraya bir buraya koştururcasına geziniyor, yemini yiyor, suyunu içiyor halinden memnun gibi duruyor. Hatta ilk kez bu sabah 5 kez aralıklarla öttü daha öncede ötüyordu ama arka arkaya değil. Şakirin kafesi mutfakta. Mutfak epeyce geniş ve sürekli bizi görmüyor. Zaten eşim ve ben gündüzleri evde değiliz çalışıyoruz. Akşamları hepbirlikte olalım diye mutfakta olmasını istedik şakirin. Fakat biz yemekte iken şakir kafesin dibinde, arkası bize dönük, gagası yere yakın öylece duruyor acaba bunun nedeni ne olabilir? Engin bilgi ve tecrübelerinize dayanarak yardımcı olabilirseniz çok sevinirim. Şimdiden ilgi ve alakanız için teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  65. Sayın Özlem Alkan ;
    Bloğa hoş geldiniz.Yeni Jakonuz Şakir hayırlı olsun.Size bir ömür boyu sağlık ve mutluluklar diliyorum öncelikle.
    Şakirin mutfakta durması çok yanlış birkere.Jakolar mutfak ortamında teflon zehirlenmesi riskiyle karşı karşıyadır.Teflon zehirlenmesi Jakolar için ani ölümle sonuçlanır.(Teflon tava ya da tencere ocaktayken biz insanların farketmediği bir gaz yayılır.Bu gazı soluyan Jakolar zehirlenerek ölürler.Hemen kafesin yerini değiştirin.
    Eğitim konusunda aceleci davranmayın.Yeni ortamına ve ailesine alışsın.Hemen eğitime başlarsanız hem başarılı olamayıp umutsuzlanırsınız hemde Jakonun güvenini kazanmayı geciktirirsiniz.
    Jakonuzu almadan önce blogdaki sayfaları okumadınız sanırım.Henüz geç değilken sayfaların tamamını önemseyerek okumanızı tavsiye ederim.Önümüzdeki günlerde zorlandığınız konu olursa beraberce aşacağımızıza emin olun.Selamlarımla...

    YanıtlaSil
  66. İyi akşamlar Meftun Bey;
    Bizim paşayı bu aksam yıkamaya çalıştım fakat baya bi huysuzlandı banyodaki tüneğinden atlıo omzuma yıkanmak istemedi ama ben baya bi ıslattım onu fıs fıs ile. Şimdi odada ufoyu yaktım üşümesin diye. çünkü kurulatmadı kendini haylaz. aslında banyo yapmayı çok seviyorlarmış. nasıl alıştırabiliriz paşayı banyoya

    YanıtlaSil
  67. Mithatcan Bey ;
    Jakolar sizinde belirttiğiniz gibi banyo yapmayı çok severler.Huysuzlanmasının nedeni banyo yapmaktan ziyade fısfısın görüntüsü ya da sesi olabilir.Fakat en doğru banyo yaptırma şekli fısfısla yaptırılan banyo.Bu sayede kulağına su kaçmasıda engellenmiş oluyor.Bende Paşayı yıkadıktan sonra havluyla falan kurulamıyorum.Günün sıcak saatlerinde (öğlen saatlerinde) yıkıyorum kış aylarında kombinin ayarını 2-3 saat kadar normalden daha fazla yükseltip hasta olmasını engelliyorum.İlk günlerde yapılan banyo sürelerini daha kısa tutarsanız zamanla alışacaktır banyo suyuna elma sirkesi ekleyin tüyleri daha parlak olur.Selamlarımla....

    YanıtlaSil
  68. Özlem Alkan;
    İyi günler Meftun bey, bu akşam eve gider gitmez ilk işim şakirin yerini değiştirmek olucak. Bloglarınızı pazartesiden bu yana okuyorum işyerinde fırsat buldakça. Ben mutfak geniş etkilenmez diye düşünmüştüm. Bu sabah yemini ve suyunu değiştirirken sadece bir kez bağırdı sanırım gün geçtikçe alışmaya başlıyor. Şakiri geçireceğim oda biraz küçük çok yakın olucaz umarım yeni yerine çabuk alışır. Tavsiyeniz için teşekkür ederim. İyi günler.

    YanıtlaSil
  69. Özlem Hanım ;
    Ben de size teşekkür ederim.Eve henüz yeni geldiği için yeni odasınada kısa sürede alışacaktır.Kafes yerinin seçimi konusunda JAKO KAFESİ makalesini gözden geçiriniz.Takıldığınız konularda mesaj atmanız yeterli.Selamlarımla...

    YanıtlaSil
  70. EZGİ; Bugun bizim evimizede bir jako katıldı.Adı Çapkın.Huysuzluğu biraz geçti sizin buloğunuzu okuduk ve sandalye tekniğini uyguladık çok fazla yaklaşmadığımız surece hırlamıyor.Oturma odasında masanın uzerinde geniş bir kafesde duruyor fakat hiç bir şey yemedi korkuyoruz acaba neden yemek yemiyor?He birde çok uykusu olmasına rağmen uyumuyor.Cevabınızı merakla bekliyorum

    YanıtlaSil
  71. Ezgi Hanım ;
    Bloğa hoş geldiniz.Yeni Jakonuz Çapkın hayırlı olsun.Henüz bir günlük olduğu için gayet normal bir durum bu.Merak etmeyin acıktığı zaman yiyecektir.Bir kaç gün içindede yeni ortamına alışacaktır.Eğitim için acele etmeyin öncelikle hırlama kesilsin size güveni gelsin ondan sonra eğitirsiniz.Blogdaki tüm sayfaları önemseyerek okumanızı tavsiye ederim.Blogda cevabını bulamadığınız konu olursa mesaj atmanız yeterli.Selamlarımla...

    YanıtlaSil
  72. ezgi; çok teşekkürler he birde surekli kafesi açıp kaçmak derdinde kelepçeleri oolmasa dışarı çıkıcak birde bu konuda korkuyoruz kaçmaya çok hevesli :D

    YanıtlaSil
  73. ezgi;he birde bgn gozlemledim bize önünü çok donmuyor acaba odadan kaynaklanan bir şeymidir bu?Bu arada yasını belirtmeyi unutmuşum 1.5 yaşında Çapkın ama ismiyle hitap ettiğimizde bize donup bakıyor yabani olduğunuda söyliyim Afrkadan yeni geldi.Şimdiden verdiğiniz cvp için teşekkurler:)

    YanıtlaSil
  74. Ezgi Hanım ;
    Çapkın henüz iki gündür sizde.Dün belirttiğim gibi yeni ortamına alışması lazım.Birkaç gün sonra bu sorunlar kalmayacaktır merak etmeyin.Yem yeme sorunu bitti sanırım?

    YanıtlaSil
  75. ezgi;hayır hayla yem yemedi sadece gece ustunu kapattığımızda 1 kaç çekirdek yemiş .Gelişmelerimiz çok aile bireylerinden yaklaşan bazı kişilere hırlyor ama bana hırlamayı bıraktı.Sey oturma odasında olması iyimi yoksa sessiz bir yer dahamı iyi olacaktır.

    YanıtlaSil
  76. Ezgi Hanım ;
    Odanın temizliği açısından bir sıkıntı oluşturmuyorsa sizin açınızdan en ideal yer oturma odasıdır.Fakat geceleri kafesin üstünü örtmenize gerek yok bence.Dün gece kafes örtülerken Çapkın tepki verdimi (korktumu)?Eğer bu durum onu korkuttuysa üstünü örtmeyin derim.Karnını doyurana kadar kafese çok yaklaşmayıp bir süre yalnız bırakın gerekirse.Belki yoğun ilgi nedeniyle yem yemiyor olabilir.

    YanıtlaSil
  77. Ezgi;dün ben örtmedim üstünü biraz korkuyodum da şimdi geçti dayım ortmuştu ama seslerini duydum seslerini çok korkmuştu belki dayımdanda olabilir yakınlaşmasındaan dolayı birde çok sık tuylerini kaşıyor neden?

    YanıtlaSil
  78. Papağanlar tüylerini gagasıyla tarar bu normal bir durum.İlk günler çok üstüne gitmeyin rahat bırakınki kafesine ve yeni ortama alışsın.Geceleride üstünü örtmenize gerek yok.Alışık olmadığı bu örtü onu korkutur ve strese sokar.Uykusu geldiğinde uyuyacaktır merak etmeyin.

    YanıtlaSil
  79. çok teşekkür ederim verdiğiniz bilgiler için şuan odasında yalnız bıraktık

    YanıtlaSil
  80. ezgi;şuan kafasını one uzatmış duruyor ne demek oluyor baktım agrasiflik anlamına geliyor ama yalnızken agrasif niye olsunki?

    YanıtlaSil
  81. ezgi;sizide rahatsız ediyorum ama sonuşta o dabi canlı ve biz aldık bunun sorrumluluğu bzm elimizde ona bişey olucak diye çok korkuyorum ilk beslediğim papağan yani tecribem yok bilgi çok fazla arastırdım ama tabi çok açık bilgiler olmadığı için ve çok tatlı onu çok sevdim buyuzden bu kadar soru sordum verdiğiniz tum bilgiler için teşekkur ederim :)

    YanıtlaSil
  82. Ezgi Hanım ben teşekkür ederim.Çapkın dahil tüm Jakoların daha kaliteli bir yaşam sürmesi için elimden geldiğince yardımcı olmaktan memnun olurum.Boş vakitlerinizde blogdaki sayfaları lutfen okuyun.Sizden bir ricada bulunsam? Yorum sayısı belirli sayıya ulaştığında sayfada görüntülenemiyor.Bundan sonraki yorumlarınızı NEDEN PAPAĞAN makalesi altında yazarsanız oradan yanıt vermeye çalışırım.Dün yayınlamış olduğum makaleyi blogda kolayca bulursunuz sanırım.Görüşmek üzere selamlarımla...

    YanıtlaSil
  83. merhaba;
    jakomda sık hapşırma sorunu oluyor, blogdan baktım burun akıntısı ve gözlerde de sıkıntı olduğu zaman A vitamini eksikliği yazıyor ancak, burun akıntısı veya gözlerinde herhangi bir sıkıntı yok. her gün meyva ve sebze yiyor ama et türü şeyler hiç vermedim.
    cereyanda da kalmıyor, ev soğuk da değil. acaba et ve türevlerini vermediğim için herhangi bir vitamin veya protein eksikliğinden oluyor olabilir mi?
    teşekkürler, selametle...

    YanıtlaSil
  84. Sayın Ahmed Süer ;
    Jakonuzun bulunduğu ortamın soğuk olmadığını , cereyana maruz kalmadığını , sebze ve meyva yediğini belirtmiş , et vermediğiniz için A vitamini eksikliği olabilirmi diye sormuşsunuz.
    A vitamini meyva ve sarı veya yeşil sebzelerde bulunmaktadır.Bu gidalar şunlardır : havuç , kabak bal kabağı , ıspanak , brololi ,yumurta sarısı, bezelye v.b...
    Hapşurma olarak tabir ettiğiniz ses gerçek bir hapşurmamı acaba.Şöyleki Jakolar sevinç ve heyecan durumunda burunlarından nefes verirler.Siz bu durumu hapşurma olarak algılıyor olabilirmisiniz? Belirttiğiniz şartlarda Jakonuzun soğuk algınlığı ihtimalini çok zayıf görüyorum.Daha net gözlem yaparak olayın hapşurmamı yoksa heyecan tıslaması mı olduğunu bir kez daha gözlemleyin.Selamlarımla...

    YanıtlaSil
  85. aslında odada tek başınayken de hapşırıyor. heyecandan olabileceğini sanmıyorum.
    çok fazla toz yaptığı için zaman zaman yanında bir hava temizleme cihazı çalışıyor, ama çok kayda değer bir hava döngüsü oluşturmuyor.
    ancak biraz daha dikkatle dinlemekte fayda var sanırım, yanına çok yaklaşınca da buna benzer bir ses çıkarıyor.
    teşekkürler, selametle...

    YanıtlaSil
  86. merhaba ben İbrahim 5 yaşında jako aldım eve geleli 2 gün oldu önceki sahibi elinden kaçırıp yakalamak için uğraşmış ve korkutmuş ilk kez besliyorum ne yapmam lazım

    YanıtlaSil
  87. Sayın İbrahim Ayhan ;
    Bloğa hoş geldiniz.Yeni Jakonuz hayırlı olsun.Jakonuzun size ve ortama alışması lazım.Blogdaki bilgilerden faydalanarak alışma sürecini hızlandırabilirsiniz.Gelişmelere göre sıkıntı yaşadığınız konularda yardımcı olmaya çalışırım.Selamlarımla...

    YanıtlaSil
  88. kolay gelsin Meftun Bey.
    benim paşa çok dudaktan öpüyor sanki dişlerimin arasını kazırmıs gibi dilimi falan emiyo :D sonrada azında sanki bişe varmış gibi öğütmeye çalışıyor acaba bu ona ya da bana zarar verirmi.teşekkürler iyi akşamlar.

    YanıtlaSil
  89. Mithat Bey kuru bir öpücük zaralı olmaz.Fakat tükürükle temas enfeksiyonlara yol açabilir.

    YanıtlaSil
  90. Merhabalar
    Ailemizin yeni bireyinin evimize gelmesi yaklaşık iki hafta oldu. 5. gün gibi elimden çerez almaya başladı. Şimdi oturup karşılıklı elma yiyoruz :) Ancak komutlarıma kesinlikle uymuyor. Sopa çıkarmaya çalıştığımda yerdeyse üzerine çıkmayı sürekli reddediyor. Elime şimdiye kadar sadece 1 yada 2 kez geldi. Gelince de yumuşak bir sesle 'aferim sana oğlum' diyince elimi ısırmaya başlıyor. Çok nadiren dikkatini dışardan gelen kuş sesleri çekmişse kendini sevdiriyor onun dışına kendini kesinlikle dokundurtmuyor.
    İkinci bir konu da uçmasında herhangi bir sorun yok ancak kanadından birisi biraz daha düşük ve uçunca hemen nefes nefese kalıyor. Düşüklük biraz uçtuktan sonra biraz daha belirginleşiyor. kanadında kırık gibi yapısal bir sorun olabilir mi?
    Blog için çok teşekkür ederim. Son derece yararlı buldum :)

    YanıtlaSil
  91. Sayın İsmet Kara ;
    Bloğa hoş geldiniz.Yaklaşık iki hafta önce evinize gelen Jako ile önemli aşamalar kaydetmişsiniz.Zaman içinde eğitimle ilgilide gelişmeler olacaktır.Yeterki ona zaman ayırın ve yılmadan eğitime devam edin.Eğitimle ilgili uygulamaları blogda bulabilirsiniz.Sadece tezcanlı davranmayın eğitimi zamana yayın.Eğitimde başarı için öncelikle onun güvenini kazanmalısınız.Bu kısmen gerçekleşmiş gibi görünüyor.Unutmayın Jakolar geç güvenen evcillerdendir.Tam olarak dokunmanıza izi verdiğinde herşey daha kolay ilerleyecektir.
    Jakonuzun uçtuktan sonra nefes nefese kalması konusuna gelince; Kafes kuşları genelde durağan olduğu için biraz uçunca nefes nefese kalabiliyorlar.Doğada hayatta kalabilmek için kilometrelerce uçan Jakolar ev ortamında (sahibi tarafından su ,yem verilmesi nedeniyle) bir kaç metrekareye sıkışıp kalıyorlar.Eğer jakonuzun kafesten daha sık çıkmasına ve uçmasına izin verirseniz yorulma daha geç olacaktır.Ama hiç bir zaman sizinde katılacağınız üzere doğada yaşayan Jakolar kadar kondisyona sahip olamiyacaktır.
    Kanadında yapısal bir sorun olup olmadığını ancak fiziksel muayene sonucu yorumlamak mümkün olur.Çok buyuk ihtimal bir sorun olmadığını düşünüyorum.Ama bu konuda ciddi tereddütleriniz varsa bir veterinere muayene ettirebilirsiniz.
    Bende size teşekkür ederim.Selamlarımla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar.
      Papağanımın eve geleli 1 ay koldu. Kanat sorunu kendiliğinden düzeldi. Avucumdan yem yiyor. Çık, in ve kafese gir komutunu öğrendi. Yalnız kendine halen çok fazla dokundurtmuyor. Şimdiye kadar sadece 1 kere gece kafasını sakin bir şekilde okşayabildim. Elimi yanaştırdığım vakit ayağıyla itiyor. Genelde kafeste çok tutmamaya çalışıyorum. Ama beni görünce halen korkuyor ve titriyor. Konuşma eğitimine nasıl başlamalıyım? Adını çok sık tekrar ediyorum. Hersabah günaydın, her akşam iyi gecelr diyorum. Yem saatinde mamma, su saatinde su :) Uzaktan adını sesleniyorum. Ama dediğim gibi odaya girince benden korkuyor. Omzuma yanaşaya bile çekiniyor. Cevizi sevdiğini farkettim ve tamamen diyetinden çıkardım sadece elden veriyorum bana biraz daha alışması için.
      Bir de eğitimin bundan sonraki aşaması nasıl olmalı? Tuvalet eğitimine başlamalı mıyım
      Sygılar.

      Sil
    2. Papağanlar elle tutulmaktan ve sırt kısmına dokunulmasından hoşlanmazlar.Dokunulmak istemediği zamanlarda bu isteklerine saygı göstermek gerekir.Yoksa uyarılarını tepkiye dönüştürüler.(Ayağıyla itmeyi ya da hafif gaga dokunuşlarını, daha sert ısırmaya dönüştürme şeklinde).Fakat kafalarının okşanması ve kaşınması hoşlarına gider.Daha sık birlikte vakit geçirerek korkuları geçtikten sonra kafa kısmına dokunabilirsiniz.Tabi o izin verdiği zamanlarda.
      Çok uzun süre kafeste durması yanlış olduğu gibi , çok uzun süre kafes dışında durmasıda doğru değildir.
      Konuşma eğitimine halen devam edebilirsiniz.Farklı sesler çıkarmaya başlaması , konuşmaya hazır olduğunun göstergesi olacaktır.(Unutmayınızki her Jako konuşur diye bir kural yoktur.Bir Jako hiç bir zaman konuşmayabilir).
      Eğitimde hangi aşamaya geçeceğiniz tamamen sizin takdirinize bağlı.Tuvalet eğitimi sürecinde sonuç almak çok uzun sürebilir.Yılmadan uygularsanız başarılı olabilirsiniz.Selam ve saygılarımla....

      Sil
  92. teşekkürler sayende jakomu eğiticem inşallah salı günü 11 sularında eve geldi 20 ağustos 2012 tarihinde dünyaya gelmiş :) tekrar teşekkürler inşallah söyledikleriniz işime yarar ve jakom bana alışır ve onu eğitebilir onunla oynayabilirim inşallah

    YanıtlaSil
  93. Sayın Batuhan ;
    Sizin ilgi ve azminiz olduktan sonra eğitilememesi mümkün değil zaten.Jakolar hakkında bilgilerinizi geliştirdiğinizde süreç daha kolay ve hızlı olacaktır.Aklınıza takılan bir konu olduğunda yardımcı olmaya çalışırım.Selamlarımla...

    YanıtlaSil
  94. Öncelikle böyle güzel bir site için teşekkür ederim. jakomuzu 4 gün evvel aldım.Üç yaş üstü; geldiğinde çok agresifti ancak yukarıdaki yazılanları uygulayarak 4. güne geldik davranışarı sizin yukarda yazdıklarınızla paralel gidiyor bu gün odasnı hazırlayıp kafesten çıkardım sopa eğitimine başladım sopaya çıkıyor ancak üzerinde çok kısa zaman duruyor .kafesinede sopa yardımıyla girdi...Umarım bundan sonrada evcilleştirme uygulamaları başarıyla sonuçlanır...

    YanıtlaSil
  95. Sayın Adsız ;
    Bloğa hoş geldiniz.Yeni Jakonuz hayırlı olsun.4 gün gibi çok kısa sürede çok büyük aşama kaydetmişsiniz tebrik ederim.İlerleyen günlerde çok daha ilerleyeceğinizden şüphem yok.Kolay gelsin.Selamlarımla...

    YanıtlaSil
  96. Ender;İyi dilekleriniz için teşekkürler...Bu ilerlemeler öğretileriniz doğrultusunda oldu..Sorularım olursa tekrar rahatsız edeceğim..:)

    YanıtlaSil
  97. Estağfurlah Ender Bey.Eğer küçükte olsa bir katkım olursa ben memnun olurum.Görüşmek üzere selamlar...

    YanıtlaSil
  98. Emeği geçen herkese çok teşekkürler hiç soru sormadan çok şey öğrendim :) faydalı bir blog burada öğrendiklerim papağnala ilişkimizi çok kolaylaştırdı...

    YanıtlaSil
  99. Ozan Bey bende size teşekkür ederim.Hiç bir karşılık beklemeden yapmış olduğum enerji ve çabanın , olumlu eleştirisi beni çok memnun etti.Selamlar...

    YanıtlaSil
  100. Özlem Alkan;
    Meftun bey merhaba jakom şakir artık sabahları çok güzel, ilginç değişik değişik sesler çıkarıyor yanında biz yokken ve televizyon açık olduğu zaman da aynı şekilde şakıyor resmen bağırıp çağırıyor. Kafesin içindeki ağaç tüneğini yiye yiye ortasını inceltmişti geçtiğimiz hafta muradına ermiş ve tüneğini ortadan ikiye kırmış. Duyduğuma göre kafes içindeki tünekler kırılmaya başlayınca konuşması yakındır sizce bu doğrumudur? Birşey daha sormak istiyorum şakiri sebzeye yönlendirmek için yem kabını alıyorum 3-4 saat sonra kafesine sebzesini koyuyorum ama aradan saatler geçmesine rağmen hiç yemiyor. kafesine yemini koymadan başka bi sebze koydum sevmemiştir diye onuda öyle hiç yemedi. derken iki gün açlığına direndi fakat inatla sebze yemedi ara da bir yine veriyorum ama hala inadı inat yemiyor başka nasıl alıştırabilirim?

    YanıtlaSil
  101. Özlem Hanım ;
    Jakonuz değişik gırtlak sesleri çıkarmaya başalmışsa konuşması yakındır diyebilirim.Fakat tünek kemirme ile konuşma konusunda bir bağlantı olduğunu sanmıyorum.Elden yem yedirme konusundaki sorunuza cevap vermek için şunu bilmem gerekir.Jakonuz ne kadar zamandır sizinle beraber?Elle dokunmanıza izin veriyormu?Kafesinde iken hangi tür besinleri yiyor?Kafese yaklaştığınızda size karşı reaksiyonu nasıl?

    YanıtlaSil
  102. Özlem Alkan;
    Merhaba iyi günler. Jakom 4 aydır bizimle birlikte henüz kendisini ellettirmedi hiç sürekli bi hırlama itici bi ötüşü var. kafesinde sürekli çiğdem yiyor çeyit yapıyorum ama kesinlikle yemiyor 3 gün aç kaldı ama yemedi. ona çeşitli sebzelerden veriyorum ama reddediyor. kafese yaklaşıldığında ise bağırıyor hatta ilk odasına girince kendini küt diye kafesin tabanına atıyor

    YanıtlaSil
  103. Özlem Hanım sorunuza bir kaç gün önce cevap vermiştim aslında.Hırlamayı nasıl keseceğinizi bu sayfada bulabilir ve uygulayabilirsiniz.Jakonuzu sebzeye alıştırmanın yolu onu aç bırakmak değildir.Önce güvenini kazanıp daha sonra sebze yemeye alıştırabilirsiniz.Alışması için ona biraz daha süre tanıyıp onunla geçirdiğiniz zamanı biraz daha arttırın.Selamlar...

    YanıtlaSil
  104. merhaba tecrübelerinizi ve bilgilerinizi paylaştığınız için teşekkür ederim.yazıları buyuk bir zevkle ve merakla okudum.ben 2 hafta önce bir timneh sahibi oldum yaklaşık 1,5 yaşlarında (yabani bir papağan).2 haftalık süre zarfında hırlamasını kestim ve elden yem yemeye alıştırdım gagasınıda sevdiriyor.fakat tüylerine kodunmaya calıştığımda hırlayıp ısırmaya çalışıyor(ısırdığı zamanda fena canımı yakıyor).ben bu aşamada nasıl bir eğitimle sevmeye dokunmaya alıştırırım papağanı. ?

    YanıtlaSil
  105. Egemen Bey ;
    Bloğa hoş geldiniz Jakonuz hayırlı olsun.Çok kısa zamanda ilerleme kaydetmişsiniz tebrik ederim.Elden yem yiyecek kadar size alışan Jakonun tüylerinede dokunabilmeniz lazım.Fakat Jakolar elle tutulmaktan pek hoşlanmazlar.Kuyruk bölgesine dokunulmasınıda istemezler.Kafasının kaşınmasından hoşlanmayan Jako yoktur.Elinizi Jakonuza doğru uzatırken yukardan aşağıya değil , aşağıdan yukarıya doğru uzatın ve dokunmadan önce bir süre bekleyin.Elinizi görsün , daha sonra temas edin.Elinizi yukardan aşağıya doğru uzatırsanız bunu bir tehlike olarak gören Jakonuz ısırmak isteyecektir.Isırıldığınız zamanlardada elinizi refleks halinde çekerek bunun bir oyunmuş gibi algılanmasına izin vermeyin.Dediğim gibi dokunmayı denerseniz bugün ya da yarın işlem tamamdır.Selamlar...

    YanıtlaSil
  106. valla ne denediysem olmadı kafasının kaşınmasındanda pek hoşlanmıyor sanırsam.elimi ısırıyor,sizin dediğiniz gibi elimide hemen cekmiyorum hatta hiç çekmiyorum ısırdıkca ısırıyor :)sopayla seviyorum sopaya tepki vermiyor sevdiriyor kendini.

    YanıtlaSil
  107. Egemen Bey 2 haftada hırlamanın tamamen kesilmesi nedeniyle size tam olarak alıştığını düşünerek cevap vermiştim.Demekki iki haftalık süre yeterli olmamış.İki haftalık sürenin yeterli olmamasıda olağan aslında.Sizin geldiğiniz seviyeye bir çok insan bir iki ay sürede gelebiliyor (hırlamanın tam kesilmesi).Jakonuza bir iki hafta daha süre tanıyın bu durumda.Seviye olarak zaten ilerdesiniz biraz daha sabır.Selamlar...

    YanıtlaSil
  108. merhabalar ben onur. Tam bir hafta önce sarı gözlü bir jako sahibi oldum. Bu bir hafta sürecinde hırlaması çok azaldı sadece ani haraketlerle dokunucak kadar yanına yklaştıgmda hırlıyor.Elden yemde yemeye başladı fakat blogunuzda yer alan 1 haftada jakonuzu egitin bölümünde ki Jakoyu ele alma egitimde sopayı alttan yukarı dogru ayaklarına yaklaştırıyorm hırlama olmuyor hiç,ama bir türlüde çıkmıyor sopaya.Bazen bir ayagını basıyor sopaya sonra vazgeçiyor yine resmen oyun oynuyor bnmle, valla saatlerce ugraştım banamısın demedi. Sizce ne yapmam gerek bi fikir verirmisiniz ?

    YanıtlaSil
  109. Onur Bey ;
    Bloğa hoş geldiniz.Başlıkta bir hafta denilmiş olsada eve yeni gelen Jakonun ortama ve yeni sahibine alışması , ona güvenmesi biraz zaman alıyor.Sopa tekniğini doğru uygulamışsınız.Fakat Jakonuz size henüz tam olarak alışmadığı için cesaret edemiyor.İsterseniz eğitime başlamak için ona biraz zaman tanıyın.Önümüzdeki günlerde herşeyin daha hızlı ilerlediğini göreceksiniz.Selamlarımla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Verdiğiniz cevap için teşekkür ederim. Dediğiniz gibi ona bi süre daha tanıyıp alısmasını bekliyeceğim .Bir de kafes dısına çıkardıgımda içiri girmiyor nasıl içiri girdirebilrim ?

      Sil
  110. Onur Bey ben Jakonuzla elle temas kuruncaya kadar kafes dışına çıkartılmasını doğru bulmuyorum.Geçen bir blogdan bir arkadaş tatsız bir kaza yaşadı.Yeni aldığı Jakoyu kafese girdiriken kuşu ürkütmüş ve Jako duvara çarpıp kanadından yaralanmış.Size alıştıktan sonra kafes dışına çıkarırsanız, kafese girmesini istediğiniz an elinize veye kolunuza konar sizde Jakonuzu kafes kapısına yaklaştırırsınız daha kolay olur.

    YanıtlaSil
  111. Bu arada google+ da yeni kurmuş olduğum WORLD PARROTS CLUP (DÜNYA PAPAĞANLAR KLUBÜ) ne beklerim.Tüm papağan türlerine ait çok sayıda resim ve video paylaşımı yapılıyor toplulukta.Selamlarımla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Verdiğiniz bilgiler için tesekkür ederim dediğinizi uygulamaya çalıscam WPC yede bir göz atarım ...

      Sil
  112. Merhaba gunaydin.ismim ilker.iki gun once1 bucuk yasinda bir jako aldim petshop tan.adini pasa koyduk.geldiginde inanilmaz bagiriyor ve hirliyordu.sizin tavsiyelerinize gore yaklastim.mesafeyi oldukca kisalttim.bu sabah uyandigimda (07:00)kafesinin altini.eselerken buldum.sonra kafesinin yerini degistirdim.eselemeye devam etti aradaki surecte hep konustum ve yaklastim.eseleme arzusu nedendir bana biseymi anlatmaya calisiyor.bilgilerinuz icin.tesekkur.ederim.

    YanıtlaSil
  113. İlker Bey ;
    Bloğa hoş geldiniz.Jakonuz hayırlı olsun.Jakolar pek kafes tabanına inmez , tabana düşen sevdiği yiyeceğe bile tenezzül edip almaz aslında.Jakonuzun kafes tabanına inmesine şu an için anlam vermek zor.Eğer ilk defa oluyorsa geçici bir durumdur diye düşünüyorum.İlerleyen zamanlarda sıklıkla devam ederse
    daha detaylı bilgilerle tahlil ederiz.Selamlarımla...

    YanıtlaSil
  114. Tesekkur ederim.blogunuz gercekten harika.yalnizbir kac sorum daha olacak.eselemesi sabki kafeste cikacak yer aramasi gibiydi ve kisa surdu iki yada uc deneme yapti basarisiz olunca yapmadi.ust kapagini acmaya calisiyor surekli.acaba acsam kapagini onlemlerimi alsam.henuz bana alisik degil hirlamasi var.sizce iyi olurmu yada ona disarida nasip davranmaliyim.henuz kafesin uzerindeki haric t tunegi yok.ilker okay

    YanıtlaSil
  115. İlker Bey henüz iki gün önce aldığınız Jakoyu yeni ortamına ve yeni sahibine alışmadan kafes dışına çıkarmayı tavsiye etmem.Jakonuz ortama yabancı olduğu için kafese tekrar girmesini istediğinizde korkar ve üzücü kazalar olabilir.Bu söylediğim olay yeni jako sahibi pek çok arkadaşın başına geldi.Acele etmeyin derim.
    Bende sizden bişey rica etsem? Bu sayfa çok fazla yorum alıyor.Yorum sayısı belli bir miktarı geçtikten sonra yapılan yorumlar görüntülenemiyor.Sanırım sizinle önümüzdeki günlerde sık mesajlaşacağız.Daha az yorum yapılan bir sayfada mesela JAKOLARDA TÜY YOLMA sayfalarının herhangi birinde sorularınızı yazsanız ben oradan cevaplasam daha uygun olur.
    Ayrıca sizi GOOGLE+ da kurmuş olduğum DÜNYA PAPAĞANLAR KULUBÜ topluluğuna davet ediyorum.Tüm dünyadan katılımcılar papağanlar ile ilgili resim ve video paylaşıyor.Beğeneceğinizi umuyorum.Selamlarımla...

    YanıtlaSil
  116. merhaba öncelikle size çok teşekkür ederim bilgilerinizi bizimle paylaştığınız için..benim sorumı olacak hatta bir kaç sorum ben 2 hafta önce bir jako aldım eve gelmeden ortamını hazırladım cok uysal cıktı daha 12 aylık elden yem yemiyordu alıştırdım ele geliyor kendini sevdiriyor ama kafesin dışında kafesin ıcerısınde ona dokunmak cok zor ımkaansız degıl ama zor nedendir.kafesınde aldgımda hemen tuvaletını yapıyor bır kac kere hemde.kafesde oyuncaklarıyla oynamıyor gagasını tahtaya surtüyor gaga tasına bakmıyor bıle..sağ ayak kısmı beyaz hastalık durumu olabılırmı yayılma yada jako tarafından bır oynama yok .En büyük sorunum ıse jakom yan duruyor sola yatık kafesın ıcınde elımde koltukda her yerde sola yan sekılde yatık duruyor buda benı cok uzuyor ve dusunduyorr .araştırdım kanat ayarından vs diye kımse bu sekılde bır sounla karsılasmamıs olmalı kı? kimse bahsetmemiş yardımlarını ve cevaplarınızı beklıyorum şimdiden çok teşekkür ederim size .. kolay gelsin iyi çalışmalarrr

    YanıtlaSil
  117. Sayın Caner Odabaşı ;
    Bloğa hoş geldiniz.Yeni Jakonuz hayırlı olsun.Kafes dışında daha rahat dokunduğunuzu fakat kafesteyken Jakonuzun elle temastan hoşlanmadığınızı söylüyorsunuz.Bunun nedeni şu: Jakonuz kafesini benimsemiş ve burayı özel alanı olarak görüyor.İlerleyen zamanlarda size tam olarak güvendiğinde kafes içindede dokunmanıza izin verebilir.
    Kafesindeki oyuncaklarla ve gaga taşıyla ilgilenmediğini yazmışsınız.Bunun nedeni şu : O cisimlerin ne işe yaradığını ve nasıl kullanılacağını bilmiyor.Bunları ona siz göstereceksiniz.Yani onun oyuncağıyla önce siz oynayacaksınız o sizi seyredecek , gaga taşına dudaklarınızı sürteceksiniz o da görecek ve uygulayacak. :)
    Tarifinizdeki sağ ayaktaki beyazlığı anlayamadım.Eğer bunun hastalık olduğunu düşünüyorsanız bir veterinere götürün.Benim tahminim Jakonuza özel genetik bir fiziksel özellik olabilir.
    Jakonuzun sola yatık duruşunu sormuşsunuz.Görmediğim için bir değerlendirme yapamıyorum malesef.
    Selamlar....

    YanıtlaSil
  118. Merhaba adım Lale 2 haftadır bende jako besliyorum, geldiğinde ön tüylerini yolmuşdu, 3 yasından buyuk. kendini sevdiriyor ama yalnızca kefesin içinde , kafesin dısında asla yaklaştırmıyor, kaçıyor bu yüzde dışarı çıkarmıyorum, en önemli sorunum ise bazen tüyleriyle oynuyor ve bunu strese girip yolmak için mi yapıyor, yoksa kaşınıyor mu anlayamıyorum. Birde kafesin tavanınına çıkıp kafasını hızlı hızlı sallaması ve 360 derece çevirmesi normal mi? Şimdiden teşekkürlerç

    YanıtlaSil
  119. Sayın Lale Tanrıyakul ;
    Bloğa hoşgeldiniz.Jakonuz hayırlı olsun.Daha önce yolduğu tüylerin yenileri çıkarken vucudunda kaşıntı yapıyor ve bu yüzden çıkan tüyleride ya yoluyor ya da yolmak ,stiyor.Kaşıntıyı azaltmak için hergün banyo yaptırabilirsiniz.Tüyler ıslandığında kaşıntı bir süre yok olur.Fakat havalar soğudu üşütmemesine dikkat edin.Tüy yolma alışkanlığını azaltmak için ona daha fazla zaman ayırın , dikkatinin dağılması için kafesinde oyuncak bulundurun.Jakolar kafasını 360 derece çeviremez bu konuda bir yanlışlık olmalı.Selamlar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Cevap için çok teşekkürler içimi rahatlattınız, 360 derece derken boynundan degil gagasıyla yuvarlak çizdiğini düşünün ve hızla ileri geri sallıyor.

      Sil
  120. Lale Tanrıyakul ;
    Kendi çapında eğleniyor oynuyor :)

    YanıtlaSil
  121. Öncelikle bilgiler ve emeğiniz için çok teşekkür ediyorum. Bizim jako'muz 5 aydır bizle beraber yaşamakta. Yaklaşık 2 yaşında olduğunu biliyoruz. Ancak cinsiyeti hakkında bir bilgimiz yok. 5 aydır bizimle beraber yaşamasına rağmen hala hırlamakta, 80-90 cm yanına yaklaştırmamakta kimseyi. Ayrıca kafesin içinde değil, dışarıda tüneğinde durmakta. Yemesi, içmesi ve keyfi yerinde. Özellikle gün batımlarında ve gün doğumunda çok çeşitli sesler çıkartıyor. Sanıyorum ev halkının kuş hırlayınca her istediğini yapması jako'muzda aile liderliği havası yaratmış :) 7 günlük eğitim süresini detayla okudum ve uygulamaya başladım. Umarım en yakın zamanda evcilleşmesini sağlayacağım. Ek olarak tavsiyeleriniz varsa büyük bir merakla beklemekteyim.

    Saygılar.

    YanıtlaSil
  122. Sayın aktöre zeyrek ;
    Blogda bulunan 36 sayfanın tamamını inceleyin.Çok faydasını göreceksiniz.Detayını bulamadığınız konuda yardımcı olmaya çalışırım.Selamlar...

    YanıtlaSil
  123. merhaba meftun bey böyle bir blok hazırladığınız için çok tşk ederim,
    size sorum benimde 3 haftadır bir jakom var, karnı aç oldugu zamanlarda elimden fıstık ve çekirdek yiyor kafesin içinde oldugu zaman problem yok ama kafesin dışındayken yanına yaklaştırmıyor bağırıyor ve kafesin arkasına saklanıyor, bir kaç kez dokunmaya çalıştım ama hemen kendini kafesin altına atıyor ne yapmam gerek?

    YanıtlaSil
  124. Sayın Adsız ;
    Bloğa hoş geldiniz.Jakonuz hayırlı olsun.Üç haftada Jakonuzun size tam olarak alışması zor.Ona biraz zaman tanıyın.Gözü size alışsın , sizi sahibi olarak kabul etsin.Bu durum iki ayı bulabilir.Bu süre içerisinde onu fazla sıkıştırmayın , korkutmayın.Blogdaki sayfaların tamamını lütfen okuyun.
    Bu sayfa çok fazla yorum alıyor.Bundan sonraki mesajlarınızı yorum sayısı çok az olan herhangi bir sayfada yaparsanız memnun olurum.Çünkü yorum sayısı belli bir sayıyı geçtikten sonra mesajlar görüntülenemiyor.Ayrıca bir sonraki mesanızda isminizi yazarsanız memnun olurum.Selamlar...

    YanıtlaSil
  125. Yaklaşık 1 hafta önce 3 yaşından büyük bir jako aldım.Bana hırlaması yok sadece çok fazla yaklaşırsam yapıyor fakat mamasını değiştirmekte zorlanıyorum.Hemen elime yaklaşıyor ve ısırmaya çalışıyor.Mamasını değiştirirken elimi kafesin içine sokmama gerek yok fakat mama kabını çıkarırken parmaklarım tellerden içeri girmek zorunda o sırada da ısırmaya yelteniyor.İşaret parmağıyla yapılanı hiç anlamadım,eli tamamen gererek yapılandan da biraz korkuyorum açıkçası.Şimdi ne yapmalıyım ?

    YanıtlaSil
  126. Sayın Adsız ;
    Bloğa hoş geldiniz.Jakonuz hayırlı olsun.Keşke isminizide yazsaymışsınız.
    Bir hafta önce aldığınız Jako henüz size alışmadığı için böyle davranıyor.Bu sayfa başta olmak üzere tüm bloğu okuyun öncelikle.
    Jakonuz sizi korkuttuğunu anlamış ve bu hareketine devam ediyor.Bu sayfadaki yazıyı okusaydınız üç aşağı beş yukarı ne yapmanız gerektiğini öğrenirdiniz.Fakat anlıyorumki okumamışsınız.
    Eğer ondan korkmaya devam eder , ve elinizi refleks halinde geri çekerseniz bu saldırganlığı onda pekiştirirsiniz.Ondan korkmayın ve ona biraz zaman tanıyın.Ama önce bloğun tamamını okuyun , cevabını bulamadığınız konu olursa tekrar mesaj yazın cevap vermeye çalışayım.Selamlar...

    YanıtlaSil
  127. Bloğunuzun bir çok kısmını okudum bu sayfayı okuyupta zaten power pause yöntemini yapıyorum 1 haftadan beri fakat ilk yemini değiştirirken çok fazla bağırıp saldırdığı için ve de bu duruma pek alışık olmadığım için baya bi korktum.O zamandan beri yemini değiştiriken sakinleşmesini bekliyorum elimi kafesin dibinde sakinleşene kadar tutuyorum fakat parmaklarımı içeri sokunca ısırmaya çalışyıor yine hafifçe çekiyorum biraz ve yine bekliyorum.Bu yöntem işe yarar mı ? Bu sayfada yazan fazla hızlı gitmiş o yüzden kafam karıştı sadece.

    YanıtlaSil
  128. Evet işe yarar.Zirzun bir papağan profösörü olduğu için çok hızlı aşama kaydetmiş.Siz onun katettiği yolu iki ayda ancak katedebilirsinizki bu durum çok normal zaten.Sadece Jakonuz sizi korkuttuğunu düşünmesin.Liderliği ona kaptırırsanız bir daha durumu toparlamak zor olur.İlk başlarda biraz ısırılacaksınız , biraz eliniz kanayacak.Başka çaresi yok.İlk zamanlarda bu durumu her Jako sahibi yaşar.Selamlar...

    YanıtlaSil
  129. Merhabalar yaklaşık beş gün önce bir jako edindim adı Paşa. Paşa sakin bir kuş eve ilk geldiği gün dahil hırlaması bağırması yok (çok üstüne gitmediğiniz sürece). Değişik ıslıklar çıkarıp ötüyor. Ben üçüncü günü kafesininn üstünü açıp çıkardım sanırım hata ettim orda duruyor sürekli sadece bir kez içeri girdi içeri sokmak için yaklaşıyorum sopaya çıkartmaya çalışıyorum nafile korkuyor hırlıyor. Çok az yem yiyor elimden veriyorum bazen alıp yiyor bazen alıp direk atıyor endişeleniyorum sizce ne yapmalıyım üzerine gidip zorla sokmalı mıyım kafesine yoksa alışması için zaman verip beklemeli miyim? Teşekkürler

    YanıtlaSil
  130. Ardahan Baysal ;
    Jakonuz yeni ortamına ve ve size alışana kadar kafes dışına çıkarmayın.Kafese tekrar girmesinde problemler yaşarsınız.İki ay gibi bir süre sonunda alışma tamamlanmış olur.Kafesine girdikten sonra kapısını kapatın ya da korkutmadan içeri girmesini sağlayın.Bu arada bloğun tamamını okuyun lütfen.Blogda detayını bulamadığınız konularla ilgili mesaj atarsanız yanıtlamaya çalışırım.
    Blogdaki bu sayfa çok fazla yorum alıyor.Yorum sayısı belirli bir miktarı geçtikten sonra yorumlar görüntülenemiyor.Sizden ricam bundan sonraki mesajlarınızı yorum sayısı az olan bir sayfadan yazmanız.Örneğin JAKOLARDA TÜY YOLMA ile ilgili sayfalarda yorum sayısı az bana bu sayfalardan ulaşırsanız sevinirim.Selamlar...

    YanıtlaSil
  131. Merhabalar..2-3 gündür araştırma içerisindeyim fakat daha çok vahşi papağanlarla ilgili bilgi var.. ben de birkaç şey sormak istiyorum..bir kaç gün önce 2-3 yaşlarında evcil, kanat ayarı yapılmış bir jako sahiplendik.. Paşa; ilk gün şansımıza eve misafir geldi..pek ses çıkarmadı yan yan bakıp durdu.. ama bir ara sohbetimize bile katıldı bir iki kelime de o söyledi.. ertesi gün elime geldi.. sahibi 2 dallı bir ağaç yapmış ona çıktığı zaman inmiyor, yemek yemiyordu..sanırım ağacı sığınak gibi kullanıyordu.ağaçtayken elime de gelmiyordu hafif ısırıklarla beni uzaklaştırıyordu.. biz de hem eve hem de bize alışsın diye ağacı şimdilik sakladık.. ağaç gittikten sonra bize küstü hep arkasını dönüp oturdu..biz de bize alışsın diye pek karışmadık ona.. ertesi gün kafesinden inip evde gezinmeye başladı..dolapların kulplarına çıkıyor ötüyor konuşuyor.. eğleniyor gibi gözüküyordu.. fakat kileri keşfetti orada da gagalamaması gereken şeyler olduğu için paşayı çıkarıp kapıyı kapattım.. sürekli kiler kapısını açmak için uğraşıyor dün bütün akşam onun önündeydi konuştu uğraştı en son önünde uyuyakaldı..yanına gittiğimde elime gelmek istemedi gözbebekleri küçülüp büyüyordu ben de sakin sakin konuştum kafasını uzattı kaşıdım.. en son elime aldım kafesine koydum.. ama kafesine kapatmak istemiyorum zaten evde yeni bi de içeri koyarsak psikolojisi bozulur diye korkuyorum..bu arada çok az yemek yemeye başladı hep çekirdek yemek istiyor.. onu da ben elimle yedirirsem yiyor.. ona kimsenin hayır diyemeyeceği bir meyve salatası yaptım hiç yemedi..bazen elime hemen atlıyor bazen gagasıyla nazikçe elimi ittiriyor.. eğer ısrar edersem de ısırıyor..ama evde yanında yürüyorum benden hiç korkmuyor oldukça özgüveni yerinde..çok korkuyorum bu derece evcil bir papağını strese sokmaktan.. ona nasıl davranmalıyım ne yapmalıyım.. bana biraz akıl verir misiniz?

    YanıtlaSil
  132. Sayın siboti ;
    Bloğa hoş geldiniz.Jakonuz hayırlı olsun.Blogda Jakolarla ilgili 36 ayrı sayfa var.Sanırım ''daha çok vahşi papağanlarla ilgili bilgi var '' yorumunuz bu blog için geçerli değil.Eğer bu yorumunuz bu blog içinse sizin farketmediğiniz bir çok sayfa daha var bu blogda.Sorduğunuz soruların cevaplarını blogda bulabilirsiniz.Eğer blogda yazılı olmayan bir konuda sorunuz olursa mesaj atın cevaplamaya çalışayım.Selamlar...

    YanıtlaSil
  133. Meftun Bey ;
    Sanırım beni yanlış anladınız "daha çok vahşi papağanlarla ilgili bilgi var" derken..eve "yeni" gelen "evcil" bir papağana nasıl yaklaşmam gerektiğine dair çok fazla bir bilgi bulamadığım için direk size buradan soru sorma gereği duydum.. yoksa bloğunuz çok güzel yemesi,içmesi hastalığı,eğitimi vs birçok konuda derin bilgiler içeriyor. Pek yardım alamadım ama yine de teşekkür ederim...

    YanıtlaSil
  134. merhabalar meftun bey
    ben eve yeni bir jako aldım yaklasık 3 haftadır benimle benim odamda beraber yasıyoruz dısardan cok tatlı ve sevimli bir şekilde anlaşabiliyoruz ama elden beslemeye korkuyorum ısırırsa neler olabilir bir kaç kişiden birşeyler duydum yanına gidince hırlamıyor kızmıyor bazen tuylerini kabartıyor sonra tekrar indiriyor sanki tanıyormus gibi kısacası benim korkum acaba ısırırsa korkusu bunu nasıl yenebilirim veya onunla nasıl iletişime geçebilirim sürekli konusuyorum onunla teşekkürler

    YanıtlaSil
  135. Sitenizi yeni gördüm ve papağanımla ilgili sorunlarım var yardımcı olabileceğinizi düşünüyorum.

    15 ağustos 2013 te uğur u alarak ve getirdik. Uğuru bir petshop dan aldığımız için insanlara yarı alışık durumdaydı.Bir önceki papğanımız son derce eğitimli olduğu için papağan eğitimiyle ilgili bir sorunumuz olmamıştı.Phetshop sahibi bize papağan eğitimi ile ilgili yanlış bilgiler verince uğura yanlış bir eğitimle başladık.Yaklaşık iki ay sonra Uğurun bir rahatsızlığı sonucunda bir veterinere baş vurduğumuzda veterinerin papağan eğitmeni bir arkadaşı ince ayrıntılarıyla öğrendik.gecikmeyle de olsa papağanın olması eğitimine başladık. papağanın eğitimini veren ağırlıklı olarak babam olduğu için ve bu işi sadece zaman bulabildikçe yapabildiği için eğitimlerimiz yavaş bir biçimde ilerliyor.yaklaşık bir ay kadar önce bu siteye rasladım ve gerçekten yardımı olduğunu söyleyebilirim. ama malefef ki iki aydan beri sadece kafasını ve ayaklarını kaşıtabildik.uğur geldiğinden beri elden yemek yiyor ve son iki gündür kafesden kafasını da kaşıtıyor ama bir türlü eğitimin ikinci aşamasına geçmeyi başaramadık. sopaya çıkma eğitimi veremeiyoruz. papğanların inatçı olmaları normaldir fakat bizimkinin kişilik özelliklerinin de katkısıyla aşırı bir inatçılığı var ve allem edşyor kallem ediyor o sopaya yine de çıkmıyor. uğurun üzerinde aşırı bir baskı da kurmak istemediğim için ne yapmam gerektiğini bilmiyorum.ben bu sorunun yanlış bir eğitimle başladığımız için kaynaklandığını düşünüyorum. bundan daha başka sorunlar da var ama benc en önemli sorunun bu olduğunu düşünüyorum ve sizin ana bu konuda yardımcı olabileceğinizi düşünüyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sayın Adsız ;
      Bloğa hoş geldiniz.Jakonuz hayırlı olsun.Eğitim sürecinde sonuç almak biraz zaman alabiliyor.Bloğun eğitim sayfasındaki uyguları deneyebilirisiniz.Bu sayfa çok fazla yorum aldığından sonraki yorumlarınızı daha az yorum alan herhangi bir sayfada mesela JAKO PAPAĞANLARDA TÜY YOLMA sayfasında yaparsanız memnun olurum.Yorum sayısı belirli bir miktarın üstüne çıktığında soru ve yanıtlar görüntülünemiyor.Bu arada 17 - 24 Kasım tarihleri arasında il dışında olacağımdan siteye girme imkanım olmayacak.Olası sorularınıza 24 Kasımdan sonra cevap vermeye çalışırım.Selamlar...

      Sil
  136. Alper Varış ;
    Bloğa hoş geldiniz.Jakonuz hayırlı olsun.Jakonuz yanına yaklaştığınızda tüylerini kabartıyorsa henüz size tam anlamıyla alışmamış demektir.İlerleyen zamanlarda elle temas daha uygun olacaktır şu an uygun değil.Jakosu tarafından ilk zamanlarda ısırılmayan Jako sahibi yoktur.Nadirende olsa sizde ısırılacaksınız.Fakat ısırılmaktan bu kadar korkuyor olmanız çok kötü.Bu durum Jakonuzda olumsuz davranışın pekişmesine neden olabilir.Eğer siz ısırılma korkusuyla veya ısırıldığınızda elinizi refleks halinde hızla bir kaç kez kaçırırsanız , Jakonuza ısırma alışkanlığı kazandırırsınız.Bu durumu bir oyun gibi algılayan Jakonuz her seferinde ısırmaya , sizi korkutmaya çalışr ve sizin lideriniz olur.Liderliği ona kaptırırsanız geri almanız çok zorlaşır.Isırıldığınızda etinizi koparmaz merak etmeyin.Sadece hafifçe kanama olabilir o kadar.Bloğda bulunan 36 sayfanın tamamını okuyun bu ve benzeri konularda uyarıları göreceksiniz.Sizden ricam bu yorumunuzdan sonraki yorumları daha az yorum alan herhangi sayfada yapmanız.Örneğin JAKOLARDA TÜY YOLMA sayfalarından bana ulaşabilirsiniz.Ayrıca 17 KASIM - 24 KASIM tarihleri arasında şehir dışında olacağımdan yeni sorularınız olursa o tarihten sonra yanıtlayabilirim.Selamlar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bana bir jaco geldi dun.bana yardim edermisiniz lutfen. 531 9117551

      Sil
    2. Sayın Arzu Onay ;
      Telefon ve mail ile değil blog aracılığıyla yardımcı olmaya çalışayım.Önce blogda bulunan 36 sayfanın tamamını okuyun , blogda detayını bulamadığınız bir konu olursa başka bir sayfadan mesaj atın cevap vereyim.Lütfen blogda ayrıntılı olarak açıklanan konularda mesaj yazmayın.Jakolarla ilgili her türlü bilginin blogda yazılı olduğunu incelediğinizde farkedeceksinizdir.Jakonuz hayırlı olsun bu arada.Sağlıklı günler dilerim selamlar...

      Sil
  137. Merhaba 3 ğun önce tùylerini yolmuş bir jako aldım. Hayvan evvil bir hayvanmıs .Ilgisizlikten yolmuş kendini .
    Su ands sakin sayilir elime ayagini veriyor merhsba diyor ama hala çok ürkek.Hemen korkuyor.T tünek bulamadım nasil egiyim verebilirim . Elime tam çiķmiyor.Acaba önce tunek eğitimimi vermeliydim.Simdi ne yapabilirim

    YanıtlaSil
  138. Merhaba 3 gun önce tüyleri yoluk bir jako aldım.Aslında evcilmiş .Onu almadan önce bize elini verdi ve bizde ona acıdik.Sonra evde hirladı..Bu gun itibariyle elimi tutuyor çekirdek yiyor yeni mevalarla tanişiyor. Elime tsn konmuyor ürkuyor.Şu anda yanlis yaptimmi bilmiyorum .Önce T tünek egitimimi vermeliydim. T tunegim yoktu .almalimiyim nr yapmaliyim? Jakonun kanat tüyleri yoluk ve uçamıyor.

    YanıtlaSil
  139. Mesut Bey ;
    Aldığınız Jako her ne kadar evcil olsada ona bir ay kadar size ve yeni ortamına alışması için süre tanıyın eğitim falan vermeyin.Size alışıp güvensin.Üstelik Jako psikolojik sorunlar yaşayıp tüy yolmuş.Onun şu aralar eğitimden çok sevgi ve şefkate ihtiyacı var.Bu bir aylık süre belki bir kaç ay bile olabilir.Çünkü Jakonuz hırpalanmış.Sabrederseniz ilerleyen günlerde çok iyi duruma gelecektir.Fakat lütfen azami sabır , şefkat ve sevgi verin ona bir süre.Selamlar...

    YanıtlaSil
  140. benim jakom var oldukça akıllı sopaya çıkıyor elıme çıkardım 2 kere kendını sevdiriyor elımden mama yiyor faka t bazen ona gulumseyerek yaklaştıgımda hırlıyor. ben bunu çözemedım 5 dakka önce kendını sevdıren hayvan bırden hırlıyor çıt çıt diye ses çıkarıyor. yardımlarınızı beklıyorum

    YanıtlaSil
  141. Ziya Uzungöl ;
    Jakonuz ne kadar zamandır sizinle beraber? onunla günde ne kadar süre vakit geçiriyorsunuz. Jakonuzla başka ilgilenen kimse var mı? Varsa onlara karşı tutumu nasıl ? Açıklamanızda en önemli konuyu yazmamışsınız?

    YanıtlaSil
  142. Merhabalar ben Alpay, Meftun bey, Yaklaşık 2 ay önce bir jako aldım. kuşum goz rengı sarı o yuzden yas tahmını yapamadım. uysal bır kuş hırlaması yok. aldıktan 1 hafta sonra tuy yolmaya basladı. ön bolgesındekı tuylerı vede kırmızı kuyrugunu yoldu kırdı. 3 haftasının sonunda yolmayı bıraktı. yenı tuylerı cıkmaya başladı. kusuma dokunabılıyorum, basını sevebiliyorum hatta kanatlarına , gobegıne opebılıyorum. Kuşumun kanatları kesik olduğu için uçamıyor , uçamadığı için kafes kullanmıyorum devamlı tünekte duruyor. Devamlı tünekte durması zararlı mı? Kafese koymak gerekır mı? Omzuma alıyorum, tünegınden ayırıyorum, 3-5 dk sonra kusum ınanılmaz huzursuzlanıyor , tunegıne donmek ıstıyor, tunege gerı dondumu rahatlıyor. Bu durumu nasıl aşarım. ?? Ele gelir, omzuma çıkar, elden ve ağızdan (çekirdeği, fıstıgı dudaklarımın arasına alıp uzatarak verıyorum) cok besledıgım ıcın oldukca alıskın. agzıma o kadar alıstıkı yanına gıttıgımde dırek dudaklarıma uzanmaya calısıyor. son 1 haftadır değişik sesler( bazı sesler kulağa hoş bazılarıda nahoş gelıyor) cıkartarak ötmeye başladı. Gırtlak çalısması mı yapıyor acaba? Sürekli kusumla konusuyorum konusturmak için. Başka bir tavsıyenız olabılır mi konuşturmak ıcın??

    YanıtlaSil
  143. alpay6666 ;
    Tüy yolma sorununun nihayetlenmesine sevindim. Bu sorunun giderilmesi çok zorlu bir süreçtir. Sizin Jakonuzun durumu çok farklı. Normalde kafes dışında çok uzun durması doğru değil. Fakat psikolojik bunalım yaşamış olan ve bunu yeni yeni atlatan Jakonuza aynı şekilde davranmaya devam edin. Durum değişikliği ters sonuçlar doğuracaktır. Siz zaten en zoru başarmışsınız Jakonuzla beraber. Dolayısıyla size durumla ilgili tavsiyede bulunamam. Hatta bu zorlu durumu nasıl atlattığınızı boş bir zamanınızda çok ayrıntılı anlatırsanız öğrenecek çok bilgi bulabilirim mesanızdan.
    Konuşma konusu ile ilgili olarak KONUŞMA EĞİTİMİ sayfasını inceleyin lütfen. Ayrıca blogda bulunan 36 sayfanın tamamını en az bir kez okumanızı tavsiye ederim.
    Blogda detayını bulamadığınız konu olursa mesaj atın lütfen. Selamlarımla...
    NOT: Gırtlak çalışmasından bahsedebilmek için duyduğu seslerin benzerinin çıkartılması gözlenmelidir. Yani papağan seslerinden daha farklıdır bu sesler. Çıkartılan sesleri tam tarif etmediğiniz için yorum yapamadım maalesef...

    YanıtlaSil
  144. Elden mama yiyor hırlama ise arada oluyor elimi kafese sokabiliyorum suyunu ve manası için soktuğunda söylüyorum anlatarak yapıyorum ama biraz kokuyor ayrıca hiç bir sağlık sorunu yok çok şükür ele gelmesini nasıl öğrenebilirim lütfen bana konuda bilgi verir misiniz

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Devrik cümle ve yanlış yazılan kelimeler , eksik noktalama işaretleri nedeniyle mesajınızı anladığım kadarıyla yanıtlamaya çalışayım. Sanırım Jakonuz yeni. Henüz size ve ortama alışmamış. Hırlama tam olarak kesilmeden elle temas kurmanız doğru olmaz. Elle temas kurmanız Jakonuzu korkutacak ve alışma sürecini geciktirecektir.

      Sil
  145. satılık yavru jakonuz var mı?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ali Bey ;
      Blogda ne Jako ticareti ne de Papağanlar için malzeme satışı ve yönlendirmesi yapılmamaktadır. Blog ticari beklentiden uzak sadece bilgi verme amaçlıdır. Selamlar...

      Sil
  146. selamun aleykum ben de 3 gün önce jako aldım aldığım dükkan da ken dini sevdiriyordu eve gelin ce elden yem yiyor ama bana hırlıhor kimi kafeste tutma diyor kimi 10 kafeste tut diyor ne yapayım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Yeni bir Jako sahibi olarak blogda bulunan 36 sayfanın tamamını en az bir kez okuyun. Pek çok sorunuzun cevabını bulacaksınız. Selamlar...

      Sil
  147. Benim jako cok vahşi ve alisicak gibi durmuyo borkeresinde kizmistim ve ondan sonra hic yaklastirmiyo yanima ve arkasini dönüp oylece duruyo ne yapmaliyim acikcasi baskasina vermeyi düşünüyorum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ayhan Bey ;
      Jakoların güvenini kazanmak çok uzun zaman alırken , güvenini kaybetemek anlık bir olayla mümkündür. Bu tip kızma , canını yakma v.b durumları uzun süre unutmazlar. Hem sizin hem de Jakonuzun iyiliği için Jakonuzu değiştirebilirsiniz. Yok kolay pes etmeyeceğim diyorsanız, uzun süre ilgi ve sevgiyle yaklaşıp sabretmeli , Jakonuzun daha önce yaşanan bu olumsuzluğu unutmasını beklemelisiniz. Bu süre sizin ilginize bağlı olarak 6 ay ya da bir yıl sürebilir. Karar sizin. Selamlar....

      Sil
  148. merhabalar bizim de hurşitimiz 10 gün oldu eve geleli ilk günler çok kötüydü hep bağırmalar siznle tanıştıktan sonra her şeyi ayrıntılı birkaç defa okudum şimdi daha iyi hırlaması eskiye göre biraz geçti tüylerini yolmuştu birkaç gün önce dediğiniz gibi gittim vitamin aldım hayvan tek düze besleniyor sadece çekirdek yiyor hurşit 3 yaşındaymış sadece yeni yeni ıslık çalıyor oda sadece günde 1 defa veya 2 fıstık aldık kabuklu yemiyor neden önceki sahibi sadece çekirdekle mi beslemiş anladım yardımcı olursanız sevinirim

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Özlem Hanım ;
      Hurşit geleli henüz 10 gün olmuş. Yeni evine ve yeni sahibine tam olarak alışması 1 - 2 ay sürer. Şu aşamada (henüz size alışmadığı için) onu sebze ve meyvaya alıştıramazsınız. İki ay geçtikten sonra sebze ve meyva yemeye alıştırmalısınız sağlığı için. Islık çalıyorsa ( ses taklidi yapıyorsa) konuşma ihtimali çok yüksek. Blogda faydalanacağınız çok sayıda makale var , bu makaleleri incelerseniz çok faydalı olacaktır. Selamlarımla...
      NOT : Daha sonraki yorumlarınızı başka bir sayfadan yazarsanız memnun olurum. Bu sayfadaki yorum sayısı çok fazla olduğundan bazan yayınlanamıyor / görüntülenemiyor. Yorum sayısı az olan bir sayfadan yazarsanız yardımcı olmaya çalışırım...

      Sil
  149. 36 sayfalık eğitim sürecinizi okudum meftun bey dikkatimi çeken bir konu var kötü geçmişi olmayan kuşu eğite bilirsiniz dediniz benim jakonun benden önceki sahibi hiç bişe öğretmemiş hep balkonda tutmuş 2 sene ve kötü geçmişi var sizce eğitilirmi konuşturulurmu 3 yaşında bunun cevabını bulamadım

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Tabi eğitilebilir. Yeterki sevgi ve ilgiyle yaklaşın. Önce size alışmalı , sizi sahibi olarak görmeli. Evcilleştikten sonra eğitime başlanmalı. Konuşma konusu çok farklı ama. Her jako konuşmaz. Tek bir kelime konuşursa 1000 kelimeye kadar konuşur. Konuşma yeteneğinin olup olmadığını zaman gösterecektir.

      Sil
  150. Öncelikle merhaba.. 6 nisan da yabani bir jako aldım.. İlk geldiğinde haliyle bağırma hırlama... Aradan 12 gün geçti şu an yemini değiştirirken kendini diğer tarafa atıyor kafesin tellerini gagasıyla koparmaya çalışıyor sanki ama çok yabani şekilde değil.. ( bir bağırıyor sonra ben gidince bir yandan yemini yiyor bir yandan ötüyor).. Yaklaşma eğitimine başlamadım sayılır arada bir iki yapıyorum konuşuyorum onunla hirlama kesiliyor ancak hareket edip arkamı dönmeye başlayınca yine bağırıp hırlıyor... Önce kuşun ev ortamına alışmasını bekliyorum ( Ben 1 ay verdim ona :)) ) burada bir yanlışlık varmı size göre... Çünkü kuşun evveliyatı stresli bayağı...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Serhat Bey ,
      Jakonuzun geçmişi stresli ise daha dikkatli daha sevecen yaklaşmalısınız. Hırlamanın kesilmesi için eğitimlere devam edin. Yanlışlık yok.
      Sizden ricam bu sayfa çok fazla yorum alıyor , bundan sonraki yorumlarınızı çok az yorum alan sayfalardan yapmanız. Bunu şu nedenle söylüyorum : Yorum sayısı belli bir miktarı geçtiğinde hem yazılan yorum hemde cevap sayfada yayınlanamıyor / görüntülenemiyor. Selamlar...

      Sil
  151. Merhaba ben size çok teşekkür ediyorum çünkü jako mu aldığım ilk günden beri sizin anlattığınız eğitimleri uygulamaya başladım ve sonuç alıyorum sanırım:) bağırması geçti gibi sadece az bir hırlaması kaldı ama hiç önemli değil:) tekrar çok teşekkür ediyorum deneyimlerinizi paylaştığınız için.

    YanıtlaSil
  152. çok faydalı bilgiler aldım buradan çok teşekkürler. dün yeni bir jako sahibi olduk.. ailece eve bir hayvan almayı düşündük ve bize en uygun olduğunu düşündüğümüz jako sahiplenmeyi uygun gördük. üç kişilik bir aileyiz. ben eşim ve 5 yaşındaki kızım. jakomuz evimize henüz dün gelmesine rağmen buradan edindiğim güzel bilgiler sayesinde jakomuz ile aramızdaki ilişkinin iyiye gittiğini düşünüyorum. şu an da elimizden verdiğimiz yiyecekleri yiyor ancak az da olsa hırlaması var bu iyi yolda olduğumuzu mu gösteriyor sizce? şimdiden teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ayşegül Hanım ;
      Jakonuz hayırlı olsun.
      Unutmadan hemen bir ricada bulunayım , bundan sonraki yorumlarınızı lütfen bu sayfadan değil , yorum sayısı çok az olan başka bir sayfadan yazın. Bu sayfadaki yorum sayısı çok fazla olduğu için hem yazılan yorumlar , hemde verilen yanıt görüntülenemiyor kimi zaman.
      Hırlamanın nasıl sonlandırılacağı ile ilgili eğitim bu sayfada var. Oradaki adımları uygulayabilirsiniz. Çok kısa zamanda güzel gelişmeler olmuş. Tebrikler....

      Sil
  153. LÜTFEN BAŞKA BİR SAYFADAN YORUM YAZINIZ: BU SAYFADAN YAZILAN YORUMLAR YAYINLANAMADIĞI İÇİN CEVAPLANAMAMAKTADIR !!!!!

    YanıtlaSil
  154. Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

    YanıtlaSil

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.